Yeni bir kadın modeli doğuyor

Bese Erzincan

  • 23 Aralık 2017

MANSET-2017 yılı Kürt kadın hareketi olarak direniş ile beraber özgürlük sistemimizin yeniden yapılandırılması temelinde zorlu bir mücadele yılı oldu. Dünyadaki kadın özgürlük mücadelelerinin en örgütlü yürütüldüğü alan olan Kürdistan, günümüzde özgürlük ve demokrasi düşüncelerinin merkezi ve öncüsü konumundadır. Rêber Apo’nun kadın özgürlük çizgisi, yaşamı ve felsefesi ideolojik, siyasi ve sosyal alanda olduğu kadar, öz savunma alanında da son derece önemli bir örgütlülük düzeyine ulaşmıştır. Kadın özgürlük çizgisi ve halkların birlikteliği temelinde örgütlenen demokratik konfederalizm, demokratik ulus çizgisinin gelişiminde kadın öncülüğü çok temel bir rol oynamaktadır.

2017 yılı itibarı ile kadın özgürlük hareketimiz sadece kadın özgürlük çizgisi ve mücadelesi ile sınırlı kalmayıp, halkların, inançların özgürlüğü konusunda da bütüncül bir mücadele yürütmektedir.

Bu yıl itibarı ile özgürlük mücadelelerinin daha birleşik ve ortaklaşması gerekliliği çok daha net ortaya çıktı. Kadın özgürlük hareketleri demokratik, ekolojik, anarşist, feminist hareketlerle ortak ve bütünlüklü bir mücadele yürütebilirse daha etkili ve sonuç alacaktır. Devletçi ve iktidarcı güçler nasıl ki birleşik bir strateji ile toplumsal güçleri geriletmeyi planlıyorsa, bizlerin de özgürlük ve demokrasi güçlerinde birleşip, stratejik ve bütünlüklü bir mücadele stratejisi belirlemesi ve bunu pratikleştirmesi gerekiyor. Bu nedenle kadın özgürlük hareketleri tüm özgürlük mücadelelerinin ilham kaynağı ve öz gücü olması itibarı ile hep baskı ve zor altında tutuldular.

Kadın özgürlük mücadelemiz stratejiktir

Kadın üzerinde uygulanan şiddetin artışı, kadının köleleştirilmesinin geliştirilmesi son derece küresel bir hal almış vaziyette. Devlet ve iktidarcı güçlerin kadınlara yönelik politikaları çeşitli kıtalarda ton farklılıkları temelinde uygulansa da, özü aynıdır. Kadını baskı ve zor altında tutarak, cinsiyetçi politikalar ile sömürgeleştirmek. Kürt kadınları olarak küresel bazda gelişen kadını köleleştirme politikalarının çok daha katmerli biçimini yaşamaktayız. Tarihsel boyutta Kürt kadınları olarak yaşadığımız kimlik sorunları ile kadın olmaktan kaynaklı sorunlar adeta etle tırnak gibi iç içe geçmiştir.  Kürdistan coğrafyasının kadimliği ve bu mekanlarda kadının insanın insan olmasında oynadığı öncülük, bu temelde Kürt kültüründe kadına verilen değer, Kürt halkının anaerkil bir formda şekillenişi, kadın mücadelemizin yükselmesi ile durumu daha da farklılaştırıyor ve kadın özgürlük mücadelemizin çok daha stratejik bir boyut kazanmasını beraberinde getiriyor.

Kürdistan’ın, Mezopotamya’nın tarihsel olarak neolitik, kadın eksenli yaşamın ana toprakları olması hakikati ile kendi öz gücüne dayanarak gelişen kadın hareketimizin geldiği düzey, alternatif yaşamı yaratabilecek bir ideolojik düşünce ve formasyona ulaşmıştır.

Kürt kadınları artık öncü olarak kabul görmekte

ist-25-11-2017-25kasim-kadinlar-yuruyus41Bu düzlemden bakıldığında 2017’de Kürt kadınlarına ve kadın kazanımlarına yönelik gerçekleşen pervasız saldırıların nedeni de anlaşılmaktadır. Kadının insanlık açısından stratejik büyük özgürlük çıkışı engellenmek isteniyor. Ataerkil sistemin temsilcisi olan kapitalist modernist sistemin bütün planlama ve saldırılarının temel hedefi kadın uyanışı ve mücadelesini engellemek, geriye çekmek ve kadını yeniden daha katmerli sömürgeleştirme siyasetinin temel taşı yapmak, kadın özgürlük yürüyüşünü durdurmaktır.

2017 yılında Kürt kadınları açısından en büyük kazanım, kuzey Kürdistan’daki faşist Türk devleti başta olmak üzere bütün erkek egemen zihniyet ve sistemlere karşı direnişi yükselterek iradeli bir duruşu göstermek oldu. Kürt kadınları bölgede özgürlük bilinci, örgütlülüğü, direnişi, öz savunma duruşu ile artık tüm dünyada tanınmakta ve özgürlük güçleri tarafından öncü olarak kabul görmektedir.

Bu yönü ile kadın kazanımlarına, kadın özgürlük hareketlerine, kadın özgürlük çizgisine karşı geliştirilen saldırılara yerel ve evrensel kadın birliklerini, özgürlük çalışmalarını bütünlüklü yürütme ile sonuç alınabilir.

Türk devleti kadın düşmanlığının öncülüğünü yapmakta

Dünyada devletçi ve iktidarcı güçlerin en fazla ortaklaştıkları politikalar kadınlar ve Kürt halkına dayatılanlardır. Türk devletinin uyguladığı faşizme ve dayattığı vahşet politikalarına sessiz kalınması bundandır. Kürdistanı sömürge statüsünde tutmak isteyen Fars, Arap devletleri de Türk devletinin uygulamalarından feyz almaktalar. Bu anlamı ile Türk devletinin kadınlara, halklara, inançlara uyguladığı tekleştirici politikalara karşı en fazla da kadınlar olarak karşı durmalıyız.

Örneğin Irak parlamentosunda kız çocukların küçük yaşta evlenmelerine izin veren yasa ile, Türkiye’de “müftü yasası” olarak tartışılan yasa aynı içeriğe sahiptir. Türk devleti kadın düşmanlığının öncülüğünü yapmakta. Ortadoğu’da kadına karşı geliştirilen sistematik saldırıların ve köleleştirme politikalarının merkezi Türkiye’dir. Türkiye hükümeti, gelişen güçlü kadın bilinçlenmesi ve muhalefetinden korkmaktadır.

Öte yandan Rojava; devam eden kadın direnişi ve duruşu ile tüm dünya kadınlarına ilham kaynağı olmaya devam etmekte. Kadın özgürlük mücadelemiz kapitalist modernist sistemin kadınlar için çizdiği tabuları, cinsiyetçi kodlamaları, kadınları güçsüz, yardıma muhtaç olarak gösteren kadın tipolojilerini yıkıyor. Kürt kadınlarının şahsında yeni, özgürleşmiş, kendine güvenen, yaşamın her alanında rol oynayan bir kadın tipi doğuyor. Ataerkil sistem ve kurumları, yürüttüğümüz mücadele ile her gün darbe almakta, yaralanmaktadır. Mücadelemiz sonucunda yeni bir kadın modeli gelişmektedir.

Öndeliğimizin özgürlüğü kadınların özgürlüğüdür

ANF ImagesKürdistan’da yaşanan yoğun ve çok boyutlu gelişmelerin içersinde, 8. KJK Kurultayımızı kadın iradesini, örgütlülüğünü, direnişini yükseltme iddiası ile geliştirdik. Bununla birlikte kadın özgürlük sistemini güçlü kurma, demokratik ulusun inşa gücü olarak öncülüğü güçlü yapma kararlaşmasına ulaştık. Önderliğimize karşı geliştirilen tecrit, susturma, yok sayma politikalarını kadına karşı geliştirilen saldırı politikalarından bağımsız ele alamayız. Önderliğimize karşı geliştirilen her saldırıda kadınlar, halklar paralel bir şekilde saldırıya uğradı. Bu anlamda öndeliğimizin özgürlüğü kadınların özgürlüğüdür. Bu temelde KJK olarak “Sözümüz var: İmralı sistemini parçalayacağız, Önder Apo ile özgürce yaşayacağız” şiarı ile yeni bir hamle başlattık. Kürt kadın hareketi olarak 8. KJK Kurultayımız ile birlikte kadın sistemleşmesini daha da geliştirerek 2018 yılına giriş yapıyoruz. 2018 yılı açısından yüksek bir iddia, kararlaşma ve duruş sahibiyiz.

Küresel çapta kadın merkezli yaşanan yoğun gelişmeler bize evrensel çapta kadın direnişi, örgütlülüğü ve mücadelesinin ne kadar hayati bir ihtiyaç olduğunu göstermekte. Başta kadın özgürlük hareketleri olmak üzere, bütün özgürlükçü ve demokratik hareketlerin bütünlüklü ve stratejik bir temelde örgütlülük ve mücadelelerini geliştirme görevi ile karşı karşıyayız.

Yeni alternatif sistemi inşa etmeliyiz

ANF ImagesDünya kadın hareketleri, sosyalizm, ulusal kurtuluş, feminist, anarşist, islami hareketler, devletçi ve iktidarcı güçlere karşı çeşitli düzlemlerde, farklı biçim ve yöntemlerle mücadele etmektedirler. Kadın hareketleri, feminist hareketler başta olmak üzere kadınlar, halklar çok önemli bir mücadele ve direniş kültürünü ve mirasını yarattılar. Ancak güçlü bir örgütlülük ve alternatif kadın sistemi oluşturulmadığından kaynaklı yeterli sonuçlar alınmadı. Sonuç olarak; modernist yaşam kültürü içersinde erimekten, özgürlük enerjileri verili sistemin türevi olmaktan kurtulamadı. Kürt kadın hareketi olarak kadın özgürlük çizgimizin yapısallaşmasını, demokratik konfederalizm ve demokratik ulus temelinde örgütlenmeleri geliştirerek başaracağız. Ataerkil sistemi eleştirip, sorgulamak, karşısında mücadele etmek çok önemli; ancak daha da önemlisi kadının alternatif sistemini oluşturma konusunda bir duruşun olmasıdır. Kadının yapıcı, pozitif, oluşturucu gücünü mutlaka özgürlük paradigmamız temelinde  yaşam modeline dönüştürmeliyiz. Özgürlük güçleri olarak yeni ve alternatif sistemi yaratma gücünü yakalamalıyız. Kapitalist sistem ve küresel hegemonik güçlerin kadını ortak meta olarak kullanması, kapsamlı bir yağmalama sistemi içinde tutması artık kabul edilemez. Kadın üzerinden topluma dayatılan köleleştirme dayatmalarını mücadele ve direnişi yükselterek, alternatifi oluşturarak aşmalıyız.

Milliyetçi, cinsiyetçi aile modeli

Öte yandan Türkiye’de Erdoğan-AKP rejimi tarafından geliştirilmek istenen klasik evlilik biçimleri, muhafazakar kadın, evine bağlı erkekKADIN-SARAY tiplemesi de özgürlük karşıtı bir temelde yeniden oluşturulmaya çalışılmaktadır. Kadın tam da DAİŞ zihniyeti ile eve kapatılıyor. Erkek toplumsal yaşamdan kopartılıyor. Milliyetçi, dinci, cinsiyetçi aile tiplemesi model olarak toplumsal krizlere çözüm olarak dayatılıyor. Ki bu yaşanan toplumsal kriz ve kaosların yeniden daha şiddetli üretilmesi anlamına gelmektedir.

KJK olarak; Türkiye, Ortadoğu ve dünya genelinde yaşanan kadın ve toplum kırıma karşı, 2018 yılı itibari ile toplumsal yaşamın yaratılmasının öncülüğünü pratik sahalarda öz savunma anlayışıyla yapmayı hedefliyoruz. Bu aynı zamanda kadın hareketi olarak zamanında yerine getirilmeyen görevlerin gerçekleşmetirilmesi anlamına geliyor. Hakeza kadın hareketleri ile ortak örgütlülüğü,  mücadeleyi, öz savunmayı güçlendirme stratejik çalışmalarımız içerisindedir.

9 Temmuz 2017 yılında Kürt kadınları olarak 3. Kürt Kadın Konferansının gerçekleşebilmesi için bir hazırlık komitesi oluşturduk. 2018 yılında 3. Konferansın gerçekleşmesi için çalışmalarımızı sürdüreceğiz.

Bu anlamda 2018 yılını büyük bir iddia, kararlılık ve mücadeleyi yükseltme hedefiyle karşılıyor ve ‘özgürlük kazanacaktır’ diyoruz.

 

 

PaylaşShare on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterEmail this to someoneDigg thisShare on RedditShare on TumblrShare on LinkedInPrint this page