‘Yanlışları düzeltmenin doğru yolu onlara gerçeğin ışığını tutmaktır’

Fidan Yıldırım

  • 18 Nisan 2017

Daha çok İda B. Wells olarak tanınan İda Bell Wells-Barnett, “yanlışların üzerine gerçeğin ışığını tutarak onları düzeltme” arayışında olan mücadele kadınlarındandı. Afrika kökenli bir Amerikalı gazeteci, gazete editörü, sufrajet, sosyolog, feminist ve Sivil Haklar Hareketi’nin ilk liderlerindendi. NAACP (Siyahların İlerlemesi İçin Ulusal Dernek) kurucularındandı.MANSET

16 Temmuz 1862’de Holly Springs-Mississippi’de bir mimarın hizmetinde çalışan köle bir ailenin en büyük çocuğu olarak doğdu. Daha sonra yedi kardeşi daha olacaktı. Onun doğumundan altı ay sonra ABD Başkanı Abraham Lincoln Özgürlük Bildirgesi’ni yayınlayarak ülkedeki dört milyon köleden üç milyon yüz binini özgür ilan etti. Özgürleşenler arasında İda’nın ailesi de vardı. Ne var ki, ırkçılığın derin olduğu Mississipi’de yaşıyor olmaları nedeniyle ırkçı önyargılarla boğuşmaya, ayrımcı kurallar ve uygulamalarla karşılaşmaya devam ettiler.

İda’nın ailesi Amerika İç Savaşı ardından yaşanan yeniden yapılanma döneminde Cumhuriyetci Parti saflarında aktif olarak yer aldı. Bir marangoz ustası olan babası, Freedman Yardım Derneği çalışmalarına katılıyordu. Aynı zamanda yeni özgürleşen köleleri eğitmeyi amaçlayan Shaw Üniversitesi’nin kurulmasına da yardımcı oldu ve ilk mütevelli heyeti içinde yer aldı. İda, ilk eğitimini burada aldı ancak isyancı kişiliği nedeniyle kolejin müdürü ile karşı karşıya gelince okuldan atıldı. Ardından ailesinin başına gelen bir felaket onu 16 yaşında büyük sorumluluklar altına girmeye zorunlu bıraktı. Bir sarı humma salgınında anne ve babası ile bir kardeşini kaybeden İda, geride kalan altı kardeşine bakmak zorundaydı. Yakınlarda siyahi çocukların gittiği bir ilk okulun yöneticilerini on sekiz yaşında olduğuna inandırmayı başardı ve böylece öğretmen olarak işe alındı. Bunu başarmasaydı, kardeşleri değişik ailelere evlatlık olarak verilecek ve ailesi dağılacaktı. Okuldaki beyaz öğretmenler 80 Dolar maaş alırken ona yalnızca 30 Dolar verilmesi ayrımcılığı derinden hissederek politikaya ve siyahilerin eğitimine daha fazla eğilmesine yol açtı.

‘Bizim için adalet yok mu?’

1883 yılında İda üç kızkardeşiyle birlikte Memphis-Tennessee’ye, halasının yanına taşındı. Erkek kardeşleri marangoz çırağı olarak iş bulmuşlar, hayatlarını kurmuşlardı. İda burada da öğretmen olarak iş buldu ve daha fazla maaş aldı. Yaz tatillerinde Nashville’deki Fisk Üniversitesi’nde kurslara katılarak eğitimine devam etti. Bu yıllarda politik düşünceleri keskinleşmiş ve kadınların hakları konusundaki fikirleriyle birçok kişiyi etkilemeye başlamıştı.

1884 Mayıs’ındaIDA B. WELLS 2 Memphis’den Nashville giderken yaptığı tren yolculuğu hayatında bir dönüm noktası oldu. Birinci sınıf bilet almış olmasına rağmen tren görevlileri onu Afrika kökenli Amerikalıların yolculuk ettiği ikinci sınıf bölüme geçmeye zorladılar. İda haklı olarak buna karşı direnince de onu zorla vagondan attılar. İda bu boğuşma sırasında görevlilerden birinin elini ısırdı, sonra da demiryolu şirketine karşı dava açarak 500 Dolar tazminat almaya hak kazandı. Yaşadığı olayı bir gazetede yazdığı yazıda anlatması ona kamuoyu desteği de sağlamıştı. Ancak birkaç yıl sonra Tennessee Yüksek Mahkemesi demiryolu şirketi görevlilerini aklayarak kararı iptal edip İda’yı mahkeme masraflarını ödemeye mahkum etti. Bu karar karşısında İda tepkisini şu sözlerle dile getirmişti: “Kendi açımdan halkım için öyle büyük umutlara kapılmıştım ki, büyük hayal kırıklığına uğradım… Ah Tanrım, bu ülkede bizim için adalet yok mu?”

Yaşadığı bu olay İda B. Wells için önemli bir karar ile sonuçlandı. Amerika’nın Güney’indeki ırkçılık üzerine yazmaya karar verdi. “Iola” takma adını kullanarak yazdığı kimi yazılar Siyahiler tarafından çıkarılan gazete ve dergilerde yayınlandı. 1889 yılında Wells, “Memphis Free Speech and Headlight” adıyla kendi gazetesini kurdu, bundan sonraki gazetesi de “Free Speech” adıyla yayınlandı.

Ölüm tehditleri aldı

Gazeteci ve yayıncı olarak çalışırken Wells aynı zamanda Memphis’de siyahilere ayrılmış bir okulda öğretmenlik yapmaya devam ediyordu. Okulların kötü koşullarını eleştiren bir sese dönüşmüştü. Bu nedenle 1891’de okuldaki görevinden atıldı. Ancak haksızlıklara ve ırkçılığa karşı mücadelesinden vazgeçmedi. Biri arkadaşı olan üç kişinin ırkçı bir lince maruz kalması üzerine yeni bir mücadele maratonu başladı. İda B. Wells arkadaşı Tom ile diğer iki kişinin hunharca katledilmesi üzerine gazetesinde yazdığı bir makaleyle siyahları Memphis’i terketmeye çağırdı. 6000 siyah can ve mal güvenlikleri olmadığı için Memphis’i terketti. Geride kalanlar ise, beyazlara ait işyerlerini boykot ettiler. Kendisine yönelik tehditler nedeniyle bir silah edindi. Daha sonra, “Gerçeği ima ettiğim için beni tehdit ettiler ve bir sürgüne çevirdiler” diye yazacaktı.

Bütün bu gelişmelerin yarattığı öfkeyle İda Wells haksız yere öldürülen, linç edilen Afrika kökenli Amerikalılar konusundaki gerçekleri ortaya çıkarmak için araştırmacı gazeteciliğe yöneldi. Hayatını riske atarak iki ay Amerika’nın güneyini dolaşıp başka linç olaylarına dair bilgiler topladı. Ulaştığı belgelerden açığa çıkardı ki, siyahilere yönelik linçlerin kaynağı beyaz basının ve geniş beyaz çevrelerin dillendirdiği gibi, siyahilerin kriminal olaylara bulaşması değil; Güney’de sıklıkla başvurulan ve beyazlarla rekabet eden siyahilerin kontrol edilmesi veya cezalandırılmasını amaçlayan politikadır. İda Wells, bu konuda yaptığı araştırmaları broşür olarak bastı. Ancak, yazdıkları beyazların öfkesini uyandırdı ve iki beyaz gazetenin kışkırtmasıyla Wells’in bürosuna saldıran bir çete bütün malzemeleri tahrip etti. Bu sırada New York’a gitmek üzere yolda olması İda Wells’in hayatını kurtardı. Memphis’e bir daha dönmesi halinde öldürüleceği yolunda tehditler aldı.

Anti-linç kampanyasının öncüsü

Kuzey Amerika’da kalan İda Wells, eski bir köle tarafından çıkarılan Afrikan-Amerikan gazete “The New York Age” için Amerika’daki linçler konusunda kapsamlı bir yazı hazırladı. Çeşitli kadın grupları ve organizasyonları
yla ilişkiler kurarak anti-linç kampanyası için destek aldı. Onların da maddi katkılarıyla bu konudaki araştırmalarını sürdürdü. 1893 yılında reformcu beyazlardan mücadelesi için destek almak çabasıyla değişik yerlerde konuşmalar yaptı. Aynı yıl, Kristof Kolomb’un Amerika’yı keşfinin 400. yıl kutlamaları için Şikago’da yapılan Colomb Dünya Fuarı’nda Afrika kökenli Amerikalıların katılmasına izin verilmemesine karşı harekete geçti ve tanınmış kölelik karşıtlarının desteğiyle bir broşür çıIDA B. WELLS 3kardı. Broşür sergide yirmi binden fazla kişiye dağıtıldı.

1898’de Washington’daki bir protesto eylemine öncülük ederek linç karşıtı kampanyasını Beyaz Saray’a taşırdı ve Başkan William McKinley’e reform çağrısında bulundu. Aynı yıl avukat ve editör Ferdinand Barnett ile evlendi. Eşinin soyadını almanın yanısıra kendi soyadını da kullanmaya devam eden ilk Amerikalı kadınlardan biriydi. Eşinin önceki evliliğinden iki çocuğu vardı, kendilerinin de dört çocuğu oldu. Buna rağmen Wells sosyal ve politik aktivitelerine devam etti.

İda Barnett Wells, adalet için mücadelesinde destek aramak üzere biri 1893, diğeri de 1894’de olmak üzere Britanya’ya iki gezi gerçekleştirdi. Avrupalılara dönük toplantılarda Amerika’daki linçler konusunda bir aydınlatma faaliyeti yürüterek anti-linç grupların örgütlenmesini ve Amerikan hükümeti üzerinde baskı kurmalarını sağladı.

Oy hakkı için mücadele etti

Wells birçok sivil haklar organizasyonuna öncülük etti.1896 yılında “Siyah Kadınlar Ulusal Derneği”ni kurdu. 1908’de Springfield-Illionis’de Afrika kökenli Amerikalılara karşı kanlı saldırılar gerçekleştirildiğinde eyleme geçme arayışına girdi. Ertesi yıl NAACP (Siyahların İlerlemesi İçin Ulusal Dernek) adıyla tanınan organizasyon için özel bir konferansa katıldı. Her ne kadar İda B. Wells NAACP’nin kurucu üyelerinden biri olarak değerlendirilse de o dönemde derneğin eylemsellikten uzak olduğu düşüncesiyle bağını kopardı.

Ulusal Eşit Haklar Birliği ile ortak çalışması kapsamında ve bütün kadınlar için mücadele eden biri olarak Wells, hükümet işlerinde kadınlar aleyhine uygulanan eşitsiz ücret politikasına son vermesi için ABD Başkanı Woodrow Wilson’a çağrıda bulundu. İlk Afrikan-Amerikan kreşini kendi topluluğu içinde kurdu ve kadınlara oy hakkı mücadelesinde yer aldı.

İda B. Wells 25 Mart 1931’de Chicago-Illinois’de 68 yaşındayken böbrek yetmezliğinden yaşamını yitirdi. Arkasında yazıları, konuşmaları ve eylemleriyle sosyal ve siyasal kahramanlığın etkileyici bir mirasını bıraktı. Kendisini bekleyen tehlikeler ne olursa olsun o önyargılara karşı hep mücadele etti.

Ölümünden sonra ve özellikle insan hakları konusundaki bilinçlenmenin artmasıyla birlikte Wells’in çabaları daha da değerli bulunmaya başladı. Memleketi Holly Springs-Mississippi’de anısına bir müze açılmış bulunuyor. 1990’da ABD Posta Servisi 25 centlik bir posta pulunu onun anısına çıkardı. Siyahi gazeteciler ve diğer birçok kurum-kuruluş onun adına ödüller veriyorlar. Kitap, tiyatro, müzikal ve filmlere de konu ediliyor.

PaylaşShare on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterEmail this to someoneDigg thisShare on RedditShare on TumblrShare on LinkedInPrint this page