Viyan’ın ruhu ile yol almak

Hemrin DERSİM

  • 16 Şubat 2018

DSC00589Sömürgeciliğin Önderliğimiz şahsında Kürt halkına dayatmış olduğu inkar ve imha siyaseti devam etmektedir. Ama ne pahasına olursa olsun hiç kimse Kürtlerin “Güneşini Karartamaz!” Amaçları için kendilerini feda edenler oldukça düşmanın hiçbir politikası bizi yıldıramaz, zayıf düşüremez. Bu gerçekliği Güney Kürdistan’ın yurtseverliğini, Leyla Qasım’ın mirasını devr alan ve bu mirası günümüze kadar da getiren, onun sevgi kültürünü yansıtan ve düşman karşısında baş eğmeyen yiğit, asi kızı olan Viyan Soran olmuştur.

Yurtsever bir ruh ile büyüdü

Viyan Soran’ın gerçek adı da Leyla idi. O da yurtsever bir ruh ile büyüdü. Halepçe ve Kürt kadınının yüzyıllardır çektiği acıyı çekti. Katliamlarla büyüdü. Sistemin kadına karşı göstermiş olduğu toplumsal tabulara karşı başkaldırdı. Küçük yaşta olmasına rağmen bir arayış içerisindeydi. Gerillaya katılımını küçük yaşta gösterdi. Katılım yaparken tek başına gelmedi, kız kardeşi ile gerilla saflarına geldi. Gerillaya katıldığı dönem aileden iki kız kardeş katıldığı için ailesi geri dönsün diye çok ısrar etti. Aile Viyan Soran’ı almaya geldi, arkadaşlar tartıştı ve Viyan arkadaşın yaşı küçük olduğu için eve göndermek istediler. Fakat Viyan Soran arkadaş bunu kabul etmedi. Ailesine, aşiretine, geri, köleci aşiret yapısına karşı öfkesinden kaynaklı gitmek istemedi. Yoğun ısrarlar sonucu eve gönderildi. Ama Viyan Soran Önder Apo’ya ve özgürlük hareketine olan bağlılığından eve gittiğinde, ısrarlı ve kararlı olduğunu ailesine karşı girmiş olduğu açlık grevi ile gösterdi. Aile ilgilenmesine rağmen onu evde tutmakta ikna edemediler ve gerilla saflarına, arkadaşların yanına geri gönderdiler.

Küçük yaşına rağmen yaşama karşı sorumluluğu, arkadaşlara olan aşkı, heyecanı en üst seviyedeydi. O dönemde Güney Kürdistan’dan katılımlar vardı ve o dönemde ihanet savaşı yürütülüyordu. Güney Kürdistan’dan katılım yapıp da kararsızlık yaşayanlar söz konusuydu. Fakat Viyan Soran, iradeli, güçlü, azimli, mücadele kimliğine sahip biriydi. O herhangi bir kararsızlık yaşamadı. Nerede olursa olsun moral kaynağıydı. Viyan Soran arkadaş mücadele tarihi boyunca bu harekete büyük emek ve güç katarak, kendi yarattıklarıyla ölümsüzleşmiştir. Mücadele yaşamı boyunca direniş çizgisinde hep ön saflarda yer alarak, Kürdistan halkının ve dostlarının yüreğinde büyük bir iz bırakmıştır.

Her yerin moral ve neşe kaynağıydı

DSC05057İşini disiplinli, heyecanlı yürütürdü. İş yaptığında sanki yıllardır bu dağlarda kalmış gibi görünüyordu. Gerilla içerisinde zorlanmadı, erken uyum sağladı. Huyu, mütevazılığı, duruşu, güzelliği ile insanı etkiliyordu. Her yerin moral ve neşe kaynağıydı. Duruşunda bilinçli bir katılım olduğu görülüyordu. Örgütsel olgunluğu vardı. Gerillaya dair hayalleri vardı. Savaş komutanı olmak istiyordu. 1997 yılında birlikte bir çatışmaya girdik. O süreçte noktamızı taşıyarak düşmanın ulaşamayacağı bir yere gitmemiz gerekiyordu. Komutanımız, kendimizle hem cephane getirmemizi hem de kaldığımız noktada hiçbir şey bırakmamamız gerektiğini söylemişti.  O gün düşmanla çatışmaya girdik. Düşman önümüze pusu attı. Düşmanın attığı o pusuda bir arkadaşımız yaralandı. Viyan ve başka bir arkadaş o yaralı arkadaşla kaldılar. Sabaha doğru kendilerini tepeye, yanımıza yetiştirdiler. O tepede akşama kadar düşman ile çatıştık. Viyan arkadaşın düşmana karşı girdiği ilk çatışma olmasına rağmen çok soğukkanlıydı. Sanki yıllardır bu dağlarda düşmanla savaşa giriyormuş gibiydi. Eski arkadaşları dinleyip öyle hareket ediyordu. O dönemde Hecî Umran, Çoman, Qasre vb. birçok alan gerilla denetimine girdi. Düşmanla çatışmaya girdiğimiz gün çatışma akşama kadar sürdü. Akşam geri çekilme talimatı geldi. Arkamızda biraz cephane bırakmıştık. Bisvink güllesi gibi. Viyan arkadaş bu gülleyi alıp köye gitti. Düşman köyde pusu kurmuştu. O pusuda bölüğümüz 5 şehit 3 yaralı verdi. Çatışma akşama kadar sürdü, zorla, gizli gizli alandan çıkabildik. Fakat gittiğimiz yerlere düşman yaklaşıyordu. Bombalarımızı yanımıza aldık, düşman yaklaşırsa kendimizi imha ederiz diye. Yanımızda panik yaratan bir arkadaş vardı, Viyan arkadaş onu sakinleştirmeye, moral vermeye çalışıyordu. O çatışmada tecrübesiz olan birçok arkadaş vardı. Kimi silahını, kimi bireysel eşyasını ardında bırakmıştı. Heval Viyan yolda gördüğü bir gülleyi gittiğimiz yere kadar yanında getirdi. Sabahleyin yanıma gelerek gülleye ne yapacağını sordu. O gülle ona ait değildi, yerde bulmuştu fakat değer olduğu için elinden düşürmüyordu. Değerlere sahip çıkma sorumluluğuna sahipti.

Komployu boşa çıkartmaya kilitlenmişti

MANSETO yıl Önderlik sahasına bir grup arkadaşın gidişi tartışılıyordu. Viyan Soran arkadaş da o grubun içerisinde yer alıyordu. Grubun içerisinde ismi okunduğunda sevinçten havalara uçuyordu, heyecan içerisine girmişti. Önderliğin karşına çıktığında nasıl davranacağını, ona ne kadar cevap olacağını söyleyip duruyordu. Fakat hayali, hasreti olan Önderlik sahasına geçmek o yıl gerçekleşmedi, çünkü o yıl Önderlik sahadan çıkmıştı. Bu Viyan arkadaşta bir yara olarak kaldı. Şehit düşene kadar da bu yarayı taşıyordu. Uluslararası Komplodan sonra fedai bölüğünde yerini aldı. O süreçte fedai eylem için kilitlenmişti. Kendisini komployu boşa çıkartmaya kilitlemişti. O yıllarda süreç değiştiği için fedailer bölüğünden çıkıp, Güney Kürdistan’da toplumsal alan çalışmaları için görevlendirildi.

Güney Kürdistan’daki çalışmalarda da büyük emekler verdi. Özellikle de Güney Kürdistan’da kadın hareketi içerisinde büyük çalışmalar yaptı. TEJAK’a öncülük yaptı ve bu çalışmalarda büyük rol oynadı. Özgürlük arayışı içerisindeydi. Bilinci vardı, kendisini her yönüyle geliştiriyordu. Çalışmalarda hiçbir şekilde taviz vermiyordu. Nereye gitse etkisini gösteriyordu. O dönemde gelişen tasfiyeciliğe karşı duruşu da netti. Hareket içerisinde parçacılığa izin vermiyordu. PKK’nin yeniden yapılanmasında yerini aldı, yeniden inşa kongresinde büyük emeği ve çabası oldu. Her ne kadar PKK’nin inşa komitesinde yer alan arkadaşlara göre yaşı küçük de olsa duruşu güçlüydü. Defalarca kez HPG ve YJA-STAR’a rapor yazdı. 2005 yılında askeri alana geçti. Kuzey Kürdistan halkını tanımak, orada mücadeleyi devam ettirmek, o topraklarda savaşmak istiyordu.

Yaşam aşkından hiçbir zaman taviz vermedi

VIYAN SORAN 2Viyan eski Viyan Soran değildi. O artık Kürdistan’ın Viyan’ı olmuştu. Ulusal bir ruh yaratmıştı. Yurtseverlik ruhunu yaratmıştı. Hem Önderliğe hem de Kuzey Kürdistan halkına karşı borçlu hissediyordu kendisini. 2006 yılında zindanda bir arkadaşın bedenini ateşe vermesi onun üzerinde derin bir etki bırakmıştı. Böylesi bir eylemi dağ sahasında kalan arkadaşların yapması gerektiğini söylüyordu hep. Bu eylem heval Viyan’ı rahatsız etmişti. Kadronun bu komploya ve saldırılara karşı çözüm olması gerektiğini söylüyordu. O dönemde hareketimize karşı büyük saldırılar söz konusuydu. Bu saldırılar, dayatılan komplo Viyan Soran arkadaşı bir çıkış yapmaya götürdü. Çünkü bütün yaşamı Önder Apo olmuştu. Önderliğe olan bu aşkını duruşunda, kişiliğinde, moralinde, heyecanında yansıtıyordu. Yine Şubat ayı gelecek, bizler yine bu lanetli ayı karşılayacağız ve yine Önderlik yanımızda olmayacak diyordu. 1 Şubat 2006 yılında tasfiyeciliğe, inkar-imha politikalarına ve Uluslararası Komploya karşı bedenini ateşe verdi.

O her zaman fedai bir ruhla büyük bir eylem yapmak istiyordu. Ölüm felsefesini hiçbir zaman yaşamadı. Böylesi bir eylem tarzı bizleri manevi anlamda çok zorladı. Fakat komploya verilecek en büyük cevabın bu olması gerektiğini söylüyordu mektubunda. Mücadelenin, direnişin daha fazla olması gerektiğini eylemi ile gösterdi. O kadar bağlı ve eylemine o kadar kilitlenmiş ki yanan bedeninin acılarını hissetmiyordu.

Viyan Soran’ın ruhu ile yol almak

VİYAN SORANKürt kadınının nasıl ‘xwebûn’ olduğunu temsil ediyordu Viyan Soran. Kadının cevherini kaybetmediğini, hakikat yolunda kendisini yaratan savaşçılığı gösteriyordu Viyan Soran. Onu dile getirmek, ondan bahsetmek, onun bırakmış olduğu mirasa sahip çıkmak boynumuzun borcudur. Viyan Soran’ın ruhu ile yol almak, savaşmak, mücadele etmek bir onurdur.

Viyan Soran yoldaşın şehadetinin 13. yılında, kirli komplo amacına ulaşmasın diye “Güneşimizi Karartamazsınız’ şiarı ile bedenlerini özgürlük meşalesi yaparak ateşten çember olan bütün devrim şehitlerini anıyorum. Onlar her zaman bizlerle yaşıyorlar. Onun hayallerine sahip çıkmak ve mücadelesini büyütmek herkesin görevidir.

PaylaşShare on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterEmail this to someoneDigg thisShare on RedditShare on TumblrShare on LinkedInPrint this page