Tarım-köy kültürü ve Kürdistan toplumu

Yıldız BAYRAM

  • 17 Temmuz 2017

MANSETKürdistan’da toplumsallaşmanın kökeni, doğal toplum sürecinin temel formu olan klan örgütlenmesine dayanır. Ancak bu örgütlenme biçimi, tarım-köy kültürüyle birlikte kabile ve aşiretlere dönüşerek toplumsal sistemin temelini oluşturur.Ortak yaşam, sorumluluk, davranış, düşünce, his, zihniyet ve anlam gücünün en rafine ve en güçlü hali olan klan örgütlenmesi, özü itibariyle toplumsal örgütlenmenin de embriyosudur. Kabile örgütlenmesi ise bu embriyodan, toplumsal inşaya geçişi ifade eder. Klan örgütlenmesinde politik boyut olmakla birlikte toplumu ayakta tutan esasta ahlaki boyuttur. Tarım ve hayvancılık kültürü, topluluğun yaşamını sürdürmek için gerekli olan faaliyetlerin hem daha karmaşık ve hem de fazla olmasını dayatır. Manevi ve maddi anlamda en güçlü birlikteliği temsil eden klan tipi topluluk örgütlenmesi, değişen koşullar karşısında yetersiz kalmaktadır. Artan ve karmaşıklaşan faaliyetler, toplulukların daha geniş, ancak daha derin ve yaygın tarzda örgütlenmelerini zorunlu kılar. On binlerce yıllık deneyimin ortaya çıkardığı değerler, buluşlar, bilgi birikimi ve bilinç düzeyi ile yaratıcı, örgütleyici, düzenleyici ana-kadının giderek belirginleşen önderlik ve öncülük konumu da topluluk temelli örgütlenmeden topluma doğru gidişin yolunu açar. Bu koşullar gereğince klan tipi örgütlenmeden kabile tipi örgütlenmeye geçiş yapılır. Kuşkusuz topluluk örgütlenmesindeki bu değişim, sadece toplulukların daha kalabalık halde örgütlenmesi değildir. Tarım faaliyetleri ve köy merkezli yerleşik yaşam, toplumun ihtiyaçlarının, eylemlerinin ve örgütlenmesinin daha yoğun ve karmaşık olmasının hem sonucu ve hem de nedenidir. Kabile örgütlenmesi böyle bir ihtiyacın ürünü olarak ortaya çıkar.

Toplumsallaşmanın kök örgütlemeleri

KOY YASAMI-COCUKLARKürdistan kültüründe toplumsallaşmayı kuran, güçlendiren ve sürekliliğini sağlayan temel güç olan kadın, kabile örgütlenmesine de öncülük etmiştir. Tarım-köy kültürünün gelişerek baskın kültür halini almasıyla, bir yandan manevi kültür-zihniyet ve maddi kültürde o zamana kadarki en büyük zenginlik düzeyine ulaşılır. Diğer yandan nüfus artar, tarım-köy kültürünün tüm topluluklar arasında farklı düzeylerde yaşanması sonucu çelişkiler yaşanır. Avcı kültürüne dayalı olarak egemenlikçi güçler ortaya çıkar. Tüm bu değişiklikler, kabile örgütlenmesinin daha geniş örgütlenmelere dönüşmesini gerekli kılar. Bu arayışların sonucu olarak, tarım-köy devriminin sonlarında kabile örgütlenmesinden aşiret örgütlenmesine geçiş sağlanır. Kürdistan’daki toplumsallaşmanın kabileden sonraki kök örgütlenmesi olan aşiret, bir nevi kabileler konfederasyonudur. Aşiret örgütlenmesi, neolitik devrimin sonlarına doğru, genel anlamda tüm Kürdistan’da yaygın hale gelir. Kürdistan’daki aşiret yapısı farklı biçimdedir. İlki hayvan yetiştiriciliğiyle uğraşan koçerler, diğeri köylere ve tarım faaliyetlerine dayalı yerleşik aşiret tarzlarıdır.

Örgütlemelerin devletçi sisteme bağlanması

Çiftçilikle uğraşan ve köylerde yerleşik yaşamı esas alan aşiretlerde, her bir köy topluluğu genel anlamda bir kabileyi oluşturur. Bu temelde her bir kabile-köy kendi içerisinde sıkı örgütlüdür. Aynı aşiretin mensupları olmalarına rağmen köyler arasındaki ilişkilerse daha gevşek bağlara dayanır. Ancak aşiretin tümünü ilgilendiren durumlarda çoğunlukla ortak tavır alınır. Tarım faaliyetleri ve köye dayalı yaşamla varlık haline geldiklerinden dolayı, bu aşiretlerde toprağına, yerine-yurduna bağlılık ve yurtseverlik çok köklüdür. Feodal devlet döneminde ortaya çıkan mirlikler ve devletçi islam yoluyla, köylere dayalı aşiret örgütlenmelerinin özerk, demokratik ve komünal yönleri büyük darbe alır. Kapitalist modernitede ise, ağalık sistemi yaygınlaştırılarak köy toplulukları katı biçimde devletçi sisteme bağlanır. Esasta ise tarım-köy kültürünün bir bütünen tasfiyesi temel hedef olarak görülür. Bu saldırı karşısında köylere dayalı toplulukların aşiret örgütlenmesi dağılır, ayakta kalan aşiretler arasındaki ilişkiler ise oldukça gevşek bağlara dayanır, genel olarak birbirinden kopar ve marjinalleşir. Köylerde yerleşik yaşam sürüp, hayvancılıkla uğraşan aşiretler ise bahar ve yaz mevsimlerinde yakın zozanlara çıkarlar. Bu aşiretler hem yerleşik köylülüğün ve hem de koçerlik geleneğinin özelliklerini taşırlar.

Teslim olmayan Koçer kültürü

YAYLAHayvancılıkla uğraşan koçer aşiretlerinde hem kabileler ve hem de aşiretler arasındaki ilişkiler gevşektir. Ancak güvenlik sorunları başta olmak üzere tüm aşireti veya aşiretleri ilgilendiren önemli konularda hızla ortak hareket edebilmektedirler. Koçer aşiretler güvenlik konusunda kolay hareket eden bir esnekliğe, aynı zamanda sıkı bir örgütlenmeye sahiptirler. Koçer aşiretlerin tarihte sık görünen ve günümüzde de süregelen konfederasyon tipi ortaklaşma tarzının kaynağı bu gerçekliktir. Her bir koçer aşireti veya konfederasyonu, belli bir bölge içinde ve yarı göçerliğe dayalı yaşam tarzı sürerler. Bu nedenlerle, daha sonraları ortaya çıkan devletçi güçlerle sürekli çelişki ve çatışmalar yaşarlar. Kürdistan toplumunun ve kültürünün temel dinamiklerinden biri olan koçer aşiret geleneğine karşı, devletçi güçler sürekli saldırı halindedirler. Bu tasfiye planları temelinde, koçer aşiretlerini ağır vergilere tabi tutmakta ve hareket alanlarını kısıtlamakta, sık sık ordularını üzerlerine salarak talan etmekte, onları yerlerinden-yurtlarından-zozanlardan sürmekte ve böylece bir yandan binlerce yıllık yurtları onlara para karşılığı satılarak Koçerlerin emeği sömürülmekte, bir yandan da yerleşiklik adı altında onları denetime almak istemektedirler. Devlet güçlerinin bu konuda sonuç almalarını sağlayan, esasta kendi güçleri ve yetenekleri değil Kürt egemen güçleridir. Rüşvet, paye ve tehdit yöntemleri sonucunda ajanlaştırılan bu kesimler, koçer aşiret kültürü ve geleneğinin etkisizleştirilmesinde en büyük paya sahiptir. Hamidiye Alayları bu konudaki en önemli örnektir. Diğer yandan devletçi güçlerin baskılarına karşı koçer aşiretleri kesintisiz bir direniş geleneğini günümüze kadar da sürdürebilmiştir.

Tarım-köy kültürü ve sanata etkileri

KOY YASAMI - COCUKLAR 2Bir toplumun sanatı, edebiyatı ve folklorik değerleri, onun manevi kültür birikimine dayanır. Tarım-köy kültürü insan toplumunun üzerinde inşa edildiği ilk ve temel kültür olduğundan büyük manevi maddi kültür değerlerini ortaya çıkarmıştır. Bununla birlikte, yarattığı değerlerle toplumun sürekli kendisini yeniden üretmesinin zeminini sunar. Kürdistan’da sanat, edebiyat ve folklorik değerler, tarım-köy kültüründen güç aldıklarından dolayı çok zengin, güçlü ve kalıcı değerlerden meydana gelir. Kürdistan’da sanat, edebiyat ve folklorik değerler genel olarak tarım- köy kültürüne dayanır ve bu kültürü yansıtırlar. Bir yandan tarım ve hayvancılık faaliyetleri, köy-dağ yaşamı, doğaya duyulan sevgi, doğal olayların toplum üzerindeki etkileri, Kürdistan’ın güzellikleri, yurtseverlik, direniş geleneği ve kabileler-aşiretler arasındaki ilişkiler işlenir. Diğer yandan da işgalci güçler ve onların işbirlikçileri olan yerel egemenlerin ortaklaşa gerçekleştirdikleri zulüm ile bunlara karşı duyulan öfke ve tepki dile getirilir. Sanatla dile gelen, yaşananlar, yaşanmak istenenler ve yaşanmak istenmeyenlerdir.

Toplumsal hafıza daha çok sözlü aktarım yoluyla gerçekleştirilir. Bu temelde en yaygın, etkili ve kalıcı olan, dengbêjlik geleneğidir. Dengbêjler toplumu ilgilendiren tüm konuları, toplumun tüm yaşamını, tarihini, birikimlerini, sorunlarını, direnişini, özlemlerini, acılarını, sevincini, klamlar, payizoklar, heyranoklar ve daha birçok tarzla nesilden nesile aktarırlar. Trajediler ve acılar ise anaların lorînleriyle dillendirilir. Kürdistan’da dengbêjlik dışında müzik geleneği de vardır. Ortaya çıkarılan stiller kadar kullanılan enstrümanlar da tarım-köy kültüründe ortaya çıkmışlardır. Başta davul, zurna ve saz olmak üzere Kürdistani müzikte kullanılan enstrümanların otantikliği, tarım-köy kültürüne dayanmalarından dolayıdır. Bir diğer sanatsal ifade tarzı ise çîrok ve destanlardır. Kürdistan kültürü, tarım-köy kültürüne dayandığından, toplumsal tarihin de en köklü, anlamlı ve etkili destanları ile çîroklarını çıkarabilmiştir. Gılgamêş, Nuh Tufanı, Cennet-Cehennem, Adem-Havva gibi daha birçok anlatı, Kürdistan kültürüyle doğrudan veya dolaylı ilgilidirler. Çîrok geleneği de Kürdistan kültüründe yaygındır. Gittikçe daha fazla sayıda ortaya çıkan belge ve bulgular, birçok topluluk ve kültüre mal edilen masal ve öykülerin Kürdistan’daki tarım-köy kültürü orijinli olduklarını açığa çıkarmaktadırlar. Kürdistan’da halk dansı gowend ve dîlanlardır. Tarım-köy kültürüne dayalı yaşamın coşkusu, sevinci, sevgisi, direnişçiliği, üreticiliği ve yaratıcılığı gowend ve dîlanlarla ifade edilir. Giyim, kuşam ile kilim, halı gibi ev donanımlarını da içine alan folklorik değerler, tarım-köy kültürünü ve ekolojik yaşamı yansıtır ve hatta günümüzde dahi otantik özelliklerini korurlar. Kürdistan’da sanat, edebiyat, folklor kapsamında ele alınabilecek bir çok ifade biçimleri daha vardır. Ancak konunun dışına çıkabileceğimiz için bu örnekler yeterlidir kanısındayız.

Sonuç itibariyle, Kürdistan’da toplumsallaşma ve kültür, tarım-köy kültürüne dayanır. Devletçi uygarlık güçlerinin binlerce yıllık baskı ve saldırılarına rağmen bu kültürün sürekli direnmesi, hâlâ önemli oranda kendini korumuş olması ve her fırsatta kendini yeniden üretme özelliği bu gerçekliğe dayanır.

PaylaşShare on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterEmail this to someoneDigg thisShare on RedditShare on TumblrShare on LinkedInPrint this page