Şimdi Çarçella’da bahar zamanı

Rojin RUKEN

  • 19 Mayıs 2017

IMG_0111Baharla birlikte dağlar adeta damarlarına kan yürüyen bir canlının yaşam bulması gibi canlanır. Baharın nefesinin değdiği her bir yer sihirli bir el değmişçesine yaşamla dolar. Ağaçlar çimenler, çiçekler baharın yaşam sevinci sıcaklığını dağıtırlar etrafa. Bitkiler canlandığı kadar hayvanlarda baharın akışına katılırlar. Bahar doğanın şenlik bayramıdır. Yaşlanmak bilmeyen doğanın her yıl yeniden gençleşen coşkulu yüzüdür bahar. Gençleşen doğanın güzellik şarkısıdır bahar.

Doğada güzellik ise asilikle özdeştir. Asi olan güzeldir. Neden asi uçurumlara hayret ve hayranlıkla bakmaktan kendimizi alamayız. Uçsuz bucaksız dağların dalga dalga uzayan, gittikçe sis gibi buğulanarak arka arkaya sıralanan sonsuzluğundan neden kendi sonsuzluğumuz gibi huzur buluruz. Her mevsim başka bir coşkuyla akan, kendi yolunda da kimi yerde sakin kimi yerde hırçın akan nehirlerde neden yüreğimizin bazen coşan, bazen durulan akışını buluruz. Ya bir filizin toprak altından başını çıkarmasıyla içimize dolan yaşam sevinci, yaşam umudu neden. Doğa bizi anlatıyor dersek insan merkezli bir yorum olur. Biz doğanın bir özetiyiz. Doğanın tüm özelliklerinin bizde yansıması vardır. Bu yüzden doğaya bakarken bir ayna gibi kendimizi onda görürüz. Sadece biçimsel yanlarımızı değil ruhumuzu yansıtan, aydınlatan bir ayna. Doğa kendi güzelliğini asilikle somutlaştırıyorsa, bizde doğanın en çok asi yanlarına hayran kalıyorsak, demek ki doğadan en fazla bize yansıyan yanımız asiliktir.

Doğada asilik güzeli korumak içindir. Güzeli korumak doğanın özgürlük eğilimidir. Doğa hep daha güzeli yaratma eğilimlidir. Daha renkli, daha asi, daha zengin, üretken olarak kendini sonsuzlaştırmak isterken, aynı zamanda bu yönleriyle güzellik eğilimini yaratmış olur. Güzellikler her zaman emek ister. Güzele emekle ulaşmak doğanın kuralıdır. Bu doğanın kendi ürünü bir doğal güzellik olsa bile, doğa bunu emek vermeden öylesine sunmaz bize. Güzele zararDSC00341 vermek isteyen sahip olmak isteyen çok olur çünkü.  Doğa kendi güzelliklerini en kuytu köşelere saklar, uçurumlara asar, dağların zirvesinde yeşertir.

Nergis çiçeğinin kendini uçurumlardan sarkıtmasını hep hayretle izlemişizdir. Elini uzatsan dokunacakmışsın, iki adımla yanına ulaşacakmışsın gibi yakınlıktaki uçurumlardan, mis kokularıyla etrafa gülümserler. Ayakların kendiliğinden onlara doğru gitmeye yeltenir. Oysa o bir adımı aşamazsın, dokunacakmış kadar yanına gidersin ama dokunamazsın. Gözü karaca kendini uçurumlara vurma cesaretin yoksa o nergis sana oradan gülümser durur, mis kokularıyla seni çağırır durur ama sen ona yanaşamazsın.

Dağ keçileri de bir tür uçurum çiçeğidir aslında. Denilir ki yağmur damlasının değebileceği her yerde dağ keçileri gezebilir, tutunabilir. Yani arazi ne kadar sarp, uçurumlu olsa da, bir yağmur damlası değecek kadar bir çıkıntısı varsa, dağ keçileri ayaklarını oraya koyabilir ve orada durabilir. Uçurumlardan aşağı asi bakışları, heybetli duruşları kimin hayranlığını kazanmaz ki. Ama güzellerin düşmanları da çoktur. Avcıların en büyük hayalidir o heybetli uçurum yolcusunu bir kurşunla devirmek, uçurumlardan aşağı kendi yanına, ayaklarının dibine kadar yuvarlamak. Oysa o asi ruh öyle kolay avlanmaya gelmez, avcısını peşinden sürükler götürür sadece kendisinin tutunabildiği asilikteki uçurumlara kadar. Pusu kurmaya çalışan aç gözlü avcı tutunamaz dağ keçisinin uçurumlarına ve o uçurumlardan yuvarlanırken dağ keçisi uçurumlardan mağrur bakışıyla dağların sonsuzluğunu izlemeye devam eder. Dağ keçisine kızmaya hakkı var mı avcının. Kendi kuyusuna düşmüştür O, dağ keçisinin peşinden aç gözlülüğüne kapılıp giderek.

DSC03759Doğanın kanunudur bu, güzel olanı en uzakta saklamak, en asi özelliklerle bezemek. Doğanın güzelliği, asiliği özgürlüğü, en çok dağlarla özdeştir. Masalların gizemli mekânı, türkülerin direniş diyarı, dahası her insan yüreğinde özgürlük çağrışımı dağlarla özdeştir. Özgürlük deyince kimin aklına dağlar gelmez ki. Neden özgürlük deyince ilk aklımıza dağlar gelir. Özgürlük yüreğimizin dağlı yanı. Dağlara, asiliklere sığınmak nasıl tüm canlıları korumaktaysa, tarih boyunca insanları da dağların asilikleri korumuştur. Daha da ötesi insanlık tarihinin özgür karakterli başlangıcı dağların kucağında yeşermiştir ve milyonlarca yıl insanlar özgürlüğü dağların koruyucu gölgesinde, doyasıya yaşamışlardır. Bugün ise uygarlığın sömürgeci güçleri yerin altını üstünü kan emici keneler gibi doymaz bir iştahla yağmalarken, dağlar asi bakirliğini ulaşılamazlığını, erişilemezliğini korumaktadır. Bundandır ki özgürlük deyince aklına dağlar gelmeyen yoktur. Dağlar, insanlığın kendi özünden kopmayan yanının mekânıdır. Dağlarda yaşamak her anda özgürlüğe dokunmaktır. Özgürlükten uzak ruhlar bile dağların özgür nefesini soludukça özgürlüğe karışırlar ve dağlara bağlanırlar.

Dağlar, bahar, özgürlük
Zağros’larda şimdi Çarçella’ya çıkma zamanıdır. Şimdi Çarçella’da bahar zamanıdır. Dağların etekleri, daha alçak olan dağlar ve tepeler yaza girerken Çarçella’da karlar ancak erimektedir. Kardan açılan arazi ise geç gelen baharın acelesiyle karın bittiği yerden hemen en yeşilinden çimenlerle kaplanır. Dünyanın başka bir yerinde açmayan çiçekleri, kokuları başka hiçbir çiçekte olmayan, renklerindeki yaşam canlılığı başka hiçbir bitkide olmayan çiçekleri tomurcuklandırır. Sivri uçları gökyüzüne isyana durmuş Çarçella, bu uçurumların ortasında bir cennet güzeli baharı doğurur. Doğanın kendi en güzel yüzünü sakladığı bir uçurum kalesidir Çarçella. Uzaktan bakınca heybetinden korkulur. Asi uçurumları geçit vermez görünüşlüdür. Üzerinde yaşam olacağını hayal edemezsiniz. Öyle asi, hırçın ve amansız görünür. Gerçektende kolay geçit vermez, birkaç geçiş kapısı vardır ve geri kalan cüssesi göğe kadar yükselen uçurumlardır. Zirvesine ulaştığınızda yine böyle uçurum ve kayalıklarla karşılaşacağınızı düşünürsünüz. Oysa üzerinde dünyanın en narin bir yaşam ezgisi süre gelmektedir. İnce bir yaşam ruhu türkü söylemektedir. Yaşamın en sade, nazlı, asi nefesi orada hayat bulmaktadır.

DSCI0141Uçurumlar arası bir cennet. Kendi dışındaki dünyanın ondan haberi olmadığı gibi onunda kendi dışındaki dünyadan haberi yok. Kendinden başka bir yaşam tarzı var mı, nasıldır, nedir bilmez. Otları nasıldır, çiçekleri nasıl kokar, suları hangi coşkudadır bilmez. Bazı şeylerin varlığından bile habersizdir hatta. Örneğin eteklerde doğayı sarıp sarmalayan kadim ağaçlar Çarçella’nın doruklarına dayanamaz. Nefesleri yetmez oraya çıkmaya, orada kök salmaya. Oysa dünyanın en narin, nazlı çiçekleri dokunsan yaprakları yere dökülecek naziklikteki çiçekleri Çarçella’nın hırçın rüzgârlarına direnir, hem de kayalıkların en sert çehresinde kök salarak hayata meydan okurlar. Ayrı bir dünya, ayrı bir yaşam aralığıdır Çarçella’nın doruklarında kök salan hayat. Asiliği, narinliği, kendi dışından habersizliği, kendine has yaşam akışıyla, kendi özgürlük kurallarını dile getirir.

Onunla yaşamak bu kurallara ve koşullara uymayı gerektirir. Asiliğe dayanıklılığı, sadeliğe ve narinliğe saygılı olmayı bilmeyi gerektirir. Dahası doruklara ulaştığın gibi özgürlüğün nefesi ciğerlerine hücum eder. Sende bir değişiklik yokken, etrafta insanlarla ilgili bir farklılık yokken içinde özgürlüğün ölgün soluğunun can bulduğunu hissedersin. Hatta içinde olduğundan bile habersiz olduğun özgürlük filizinin çiçeklendiğini hissedersin. İçin sevinçle, huzurla, coşkuyla dolar, tüm dünyayı içine alacak kadar büyür yüreğin, tüm acıları, zorbalıkları yıkabilme gücünü damarlarında hissedersin.  O kadim, O asi, O hırçın, O dünya güzeli, O dünya narini, O dünya incesi dağ seninle konuşur.

IMG_0257Yaratılıştan bugüne oradadır O. Yaratılışın sancılarından, yaşamın maddeden süzülüşüne ve yeryüzüne kök salışına, insanın kendi farkını diğer canlılardan ayırıp bu güne ulaşmasına kadar her şeyin tanığıdır. Yüreğinde neler saklar, insan benliğimiz anlamaya yetmez. Ama o yinede bizim anlayacağımız dilden bir şeyler anlatır bize. Nasıl anlattığını, nasıl yüreğimize söylemek istediklerini sindirdiğini anlamayız. Ama onu içimizde buluruz. Yüreğimizin en yakın sırdaşıdır. Koruyan anasıdır, dinleyen dostudur, yol öğreten ustasıdır. Tüm insani paylaşımları aşan bir yakınlık, samimiyet, güvendir O. Özgürlük daha nedir ki!

Şimdi Çarçella’ya tırmanma zamanıdır. Asi uçurumlarında iradeni deneme zamanı. Karın altından yeni çıkmış bahara dokunma zamanı, kışın üstü buzla ve karla kapanan göllerin yüzeyine yansıyan yaşam aynasına bakma zamanı. Baharla can bulan özgürlük nefesini içine çekme zamanı. Tüm dostluklardan daha ileri dosta yürüme zamanı.

PaylaşShare on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterEmail this to someoneDigg thisShare on RedditShare on TumblrShare on LinkedInPrint this page