Silahını gülle donatanlar

Zerya GÜL

  • 11 Haziran 2018

female-fighters-of-the-kurdish-people-s-protection-units-ypg-carry-their-weapons-as-they-walk-in-the-western-countryside-of-ras-al-ain“Rojava devrimi kadın devrimidir” tespiti, yaşamsal alanlara geri dönüşü güvenceye alma çalışmalarıyla derinlik kazanarak, kanıtlanan bir gerçekliğe dönüşüyor. Önder Öcalan tarafından ‘devrim içinde devrim’ olarak tanımlanan kadın devrimi, en heyecanlandıran, göz kamaştıran ve umut saçan gerçekleşmelerini Rojava-Kuzey Suriye topraklarında yaşamsallaştırıyor. 7 Mayıs tarihinde gerçekleşen 1. Parastina-Jin Kobanê Konferansı bunun önemli bir örneğiydi.

“Bi rihe berxwedana serdemê ya Efrînê azadiya Rêber Apo di şexsê jina azad de biafirînin” sloganıyla gerçekleşen konferans, direniş mekanı Kobanê’de bir ilke öncülük etti. Kobanê komkujî gününe denk getirilen Kobanê Parastina-Jin’in kuruluşu; dinci, milliyetçi, devletçi, cinsiyetçi bütün saldırılara cevap niteliğinde olmuştur.

Kobanê zaferinin ardından, toplumsal yaşam alanlarının örgütlenmesinde önemli bir yeri de öz savunma çalışmaları alıyor. Öz savunma, varlığını koruma, sürdürme ve anlamlandırmada etik ilkelerden birini oluşturuyor. Kendini koruyamayanın, yaşatamayanın, özgür kılamayanın ahlaki bir toplumsallığa ulaşması mümkün değildir. Ahlaki toplumun temelini atan kadının, toplumsal ve cins kimliğini koruma, güvenceye alma ve özgürleştirmede vazgeçilmez bu ilkeyi, varlık gerekçesi görmesi önem taşıyor.

MANSETÖz savunma bilinci ve öz savunmaya kapsamlı yaklaşımın konferansın ana temalarından biri olması, özgürlük ve toplumsallık bilinciyle örülen kadın beyni, yüreği ve bedensel bütünlüğünün, tüm kötülükleri altedecek bir güce kaynaklık ettiğine işaret ediyor. İşgal, savaş ve yok etme saldırganlığıyla gözü dönmüş bir düşman kadar, toplumsal gerilik, bilinçsizlik ve örgütsüzlüğün karşısına, kendini  koruma ve özgürleştirme iddiası, umudu ve coşkusuyla çıkmanın devrimsel niteliğini gösteriyor.

Rojava devriminin en heyecan veren çalışmalarından biri kadının öz savunma boyutunda kendini örgütlemesidir. Önce HPC (Hêza Parastina Cewherî ) içinde -genel öz savunma gücü- kendini örgütleyen kadınlar, daha sonra yaptıkları konferanslarında Parastina-Jin adını alarak, özgün örgütlenmelerini bu isimle tarihe yazmanın kararlaşmasına ulaştılar. Yaşamla bağı, toplumsallıkla bağı güçlü olan kadının, yaşamı, toplumsallığı korumanın ve savunmanın öz varlık gerekçesi olduğunu görmesi ve gereğini yapması kadar doğal bir şey olamazdı. 1. Parastina-Jin Kobanê Konferansı delegeleri de, kadının öz savunmayı hem bilinç hem pratik düzeyde kurumsallaştırmasının önemine değindi. Bu anlamda en çok da eğitime ihtiyaçları olduğunu, her kadının varlığını ve özgürlüğünü korumak için yaşam bilgisinin derinliği kadar, silah kullanma bilgisine ihtiyacı yinelendi. Eğitim kadar örgütlenmenin, disiplinin, örgütlülüğü yaygınlaştırmanın, kurumsallaştırmanın ve akademi eğitimleriyle derinleştirmenin hayati önemi dile geldi.

HPC-JIN KONFERANS2Birbirine çapraz yaslanmış iki kırmızı gül ve bu güllerin ortasından yükselen sarı güneş ışınlarının yeşil zeminle oluşturduğu uyumu simgeleştiren amblemi, ParastinaJin’e ayrı bir anlam katıyor. Kadının kendini mücadeleyle kölelikten arındırarak güzelleştirmesi, özgürleştirmesi ve özgürlük alanlarını korumasının formüle edilişi olan “Gül Teorisi”nden esinlenmişler. Güneşin aydınlığıyla gül güzeli kadınlığa eriştiklerini, bu ruh ve düşünce güzelleşmesini sırtlarını hep dağlara dayandırarak koruduklarını, Bereketli Hilal’in altın kadınları olduklarını dillerinden düşmeyen sloganlarıyla özdeşleştirdiler.

Kadın olmanın gururu, onurunu böylesine derinlikli yaşamış bu toprakların, yeniden başağa duran kadınları olmanın ayrı bir endamı, özü ve tarihselliği olduğunu gösteren mütevazı bir sadelik içindeydiler. Bu tarihsel bilince susamışlığın ve ulaşma isteminin en toplumsal, komünal, demokratik örgütlenmesine öncülük ettiklerinin farkındalığını yaşıyor, hissediyorlardı. Köylerinde, mahallelerinde, sokaklarında güvenlikli yaşamın örülüşünün sanıldığı kadar kolay olmadığının, yaşam ve pratik bilgisine sahip olmanın ağırlığını, zorluğunu taşıyorlardı. Efrîn direnişinde en çok  rolünü oynayan öz savunma örgütlenmesi HPC’li kadınlar olmanın ortak ruhunu, Kobanê direniş ruhuyla buluşturmanın anlam derinliğine ulaşma arayışındaydılar.

2103c73d32a4b0eac631Mahalle ve köylerden seçtikleri yönetim adaylarıyla hazırlıklı geldikleri konferanslarında, tüm kantondan sorumlu yöneticilerini belirlediler. Gönül rahatlığıyla hiçbir kaygı duymadan, açık, şeffaf bir demokrasi örneğine imza atarak, açık oylamayla yöneticilerini seçerek oy pusulaları için getirilen şeffaf sandığı konferans salonunun bir köşesinde tecride aldılar. Giydikleri yöresel Kürdi kıyafetleriyle, tek sembolik kıyafetleri olan kahverengi yelekleri ayrı bir renk katmıştı konferans ortamına, halayları tüm düşmanları çatlatacak inada işaretti ve stranlarıyla bitirdiler konferans tartışmalarını. Tüm saldırganlara inat, gülle donattılar silahlarını, özgürlüğe ve direnişe güzelleme dizdiler uyumlu ve cihanı dolduran sesleriyle. Güzele, iyiye, doğruya dair söylediler sözlerini, içtiler yeminlerini.

Salonu kuşatan “Gul Xweşikbune Sitriyen we ji Parastina we ne, Bingehe Hareketa Azadiye Jin Parastine, Parastin Hebuna Azadiya Civakek Azade Reber Apo, Jin Bi Rih u Fikir Xwe Diparezin, Xebaten Heri bi Nirxe we Deme Kadroyeki bi Cewher” sloganları, Önder Apo ve şehit resimleriyle konferans amaç ve hedeflerinin özetini sade bir ruh ve özenle sunmuşlardı.

PaylaşShare on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterEmail this to someoneDigg thisShare on RedditShare on TumblrShare on LinkedInPrint this page