Saraların en güzel ezgisi

Zelal SİDEM

  • 27 Nisan 2018

ANF ImagesNisan 2017’de Medya Savunma Alanları’nda şehitler kervanına katılan YJA-Star gerillası Sara Tolhildan (Sakine Taş)’ın anısına.

Bir şarkı, bir türküye hapis

Bazı anlar, zaman dilimleri

Belki de onların en çok yaşatanı

Canlı kılanı, unutturmayanı

Anılar çekip alır seni içine

Onlara tanıklık etmiş türkülerin

Seslendirilişinde

Her türküde unuttuğunu zannettiğin

Bir mutluluk anı…

Kelimeler anlamsız kalır çoğu zaman, aciz kalır sözcüklerin gücü, sadece ifade edilebilenler yetiyor, ya ifade edilemeyenler, yürekte hep saklı mı kalacak? Birçok defa saklımızda kalır sözcükler kendini bazen bir gülümsemede, bazen bir dokunuşta, bazen bir bakışta, ya da bir insanda ifade eder. Akar yürekten yüreğe ve söz anlamına kavuşur.

Söz en çok da devrimcilerde anlam bulur. Çünkü onlar kendilerini kelimelerle veya sözcüklerle değil duruşlarıyla, bakışlarıyla ve yaşam tarzlarıyla anlatırlar. Bilirler kısa ya da uzun anılarını hiçbir söz ve kelime anlatamaz.

Bundan dolayı onları kelimelere sığdırmak olmaz. Ben de biliyorum, ne kadar anlatırsam anlatayım hiçbir söz Sara’yı anlatmaya yetmeyecek. Çünkü O da sözleriyle değil gözleriyle konuşmayı tercih edenlerdendi. Sara’nın sevgisi, coşkusu, heyecanı, sevecenliği, yaşama olan sevgisi en iyi gözlerinde okunabiliyordu. Her bakışında, her gülüşünde yoldaşa ve yaşama olan sevgisi vardı. Gözleri; onun sözü, acısı, sevinciydi.

Ruhunu hayallerine emanet edip de çıkmıştı yola 

ANF ImagesBilirsiniz Kürdistan’da Kürtlere dönük asimilasyon ve göç ettirme politikaları kesintisiz uygulandı. İşte Sara da bu kırım politikalarının kurbanlarından biri. Ailesiyle birlikte Avrupa’ya göç etmek zorunda kalmıştı. Bu gidişi hiçbir zaman hazmedemeyen Sara’nın gözlerinde bir de gurbetli olma acısı vardı. Aslında çok uzun süre olmamıştı  göç edişi, ama gurbetli olmak zaten zaman kavramıyla oluşan bir şey değildi. Doğduğu çocukluk hayallerini sakladığın diyarlardan çıkış için ilk adımı attığın an sana ait olmayan her şey üzerine geliyor. Ve gurbetli olduğunu anlıyorsun. Sara bu gerçekliği daha o yaşlardayken biliyor olacak ki ruhunu çocukluk hayallerine emanet edip bu yolculuğa başlamıştı. Bundan ötürü olsa gerek dayanamamıştı gurbetli olmaya. Ve emanetini almak için yola koyulmuştu.

Sakine’nin kavgası ile sözleşme

Girdiği bu yolda bir de isminin ağırlığıyla yol alıyordu. İnsanların isimleri yaşamlarını, arayışlarını belirler denir. Heval Sara’nın ismi de karakterini belirlemişti. Sara (Sakine Cansız) yoldaş gibi Onun da yaşamı hep kavgayla doluydu. Yaşam adına bir şeyin bırakılmadığını biliyordu. Güzel olana dair her şey alınmıştı. Bizim olmayan bize aitmiş gibi gösterilirken, bizim olanlar ise başkalarının kılınıyordu. Fakat her şey ve herkes kötü olamazdı. Bu hayatta özgürlük uğruna mücadele eden ve bunun kavgasını veren insanlar vardı. İşte bunların en güzelini, en kavgacısını, en mücadelecisini tanımış ve onunla yaşamamıştı. Fakat henüz doyamamışken O’nu kaybetmenin acısı yüreğine işlemişti. Sara, öncüsü Sakine Cansız’a dönük gerçekleştirilen korkunç cinayete, o kasvetli lanetli güne tanıklık etmiş; “Git yüreğim buralar bize ait değil, güneşin kızıllığını saçlarında saklayan kadının diyarlarına git. Git zulme, ihanete, soysuzluğa haykır: Bir Sakine gitti, binlerce Sakine gelecek. Bir Sara gitti, binlerce Sara gelecek, her geliş bir haykırış, bir intikam yemini olacak” sözleri ile Sakine Cansızların kavgasına ortak olma sözünü vermişti.ANF Images

Söz konusu sen olunca…

Onu ateşin kızıllığının yüzümüze vurduğu bir günde tanıdım. Elinde bir meşale ve ateşin kutsallığına taparcasına etrafında dönüyordu. O ateşe herkes ise O’na bakıyordu. Güneş kızıllığıyla yüzüne çarpınca ateş selama duruyordu. Kimdi bu? Neden herkes ateşin kutsallığıyla yol alıyorken ateş O’nunla dansa durmuş dağları ve yoldaşları selamlıyordu?

Her selamı bir hakikati açığa çıkarıyor. Ve insanlar o hakikat etrafında toplanıyordu. Senin ateşi kucakladığın gibi bizler de seni kucaklamak istiyorduk. Senin dağlarla,  bizim ise seninle olan ilk yolculuğumuz başlamış oluyordu. Sonsuz sevginle her yüreğe akıyordun. Her yürekte sevgi seli oluyordun. Newroz bayramıydı. Herkes çocuklar gibi mutluydu. Newroz’un kutsallığını ve yüreklerimizde yarattığı direniş coşkusuyla bayramımızı kutluyorduk. Sıra sana gelmişti. Bayramını kutlayacaktım. Benden önce davranıp; ‘bayramın kutlu olsun heval’ dediğindeki gülümsemeyi ve heyecanı bir nakış gibi işledin yüreğime. Aradan iki gün geçti noktaya döndüğümde sen beliriverdin karşımda. Bir insanın bende bu denli hızlı derin izler bırakmasına şaşırmıştım aslında. Arkadaşlar aramıza yeni bir yoldaşın dahil olduğunu söylediler. Tekrar o gülümsemeyle kucaklamıştın beni. Bütün yorgunluğum geçmişti. İçimden ‘bu kadar huzur veren bir sarılma olabilir mi?’ diye geçirmiştim. Daha sonraları anladım; söz konusu sen olunca sadece iyi ve güzele dahil şeyler kalıyormuş insana.

Kahkahaların kaldı bize

ANF ImagesUzun bir süre beraber yol almış, beraber arşınlamıştık patikaları. Uçsuz bucaksız hayallere beraber dalmıştık. Senin kahkahalarının yankısı daha çok takılı kalıyordu dağların bağrına. Akla ve belki de hiçbir zamana sığdıramayacak kadar büyük hayallerimiz vardı. Bütün zamanlara inat hep hayal kurardık. Çünkü hayallerimiz mücadelemizdeki azmi açığa çıkarıyordu.

Şimdi sen yoksun bize hayallerin ve ardından bıraktığın kahkahaların kaldı. Onlarla hasret gideriyor, onlara yaslıyoruz başımızı.. Biz de seni kahkahalarımızda, hayallerimizde yaşatıyoruz. Senin bize bıraktıklarınla yol alıyoruz. Ve senin yolunda Saraca, Sakinece yaşama sözümüze riayet ediyoruz. Seni yüreğinden ve yaşamı bizlere yaşattığın gözlerinden öpüyorum.

PaylaşShare on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterEmail this to someoneDigg thisShare on RedditShare on TumblrShare on LinkedInPrint this page