Sabeen Mahmud: “Birileri onlara karşı savaşmak zorunda”

Fidan Yıldırım

  • 19 Mayıs 2017

“Korku yalnızca senin kafanın içindeki bir çizgidir, bu çizginin hangi tarafında olmak istediğini sen seçebilirsin!” 

SABEEN MAHMUD 1Pakistan’da insan haklarının geliştirilmesi mücadelesinde hayatı pahasına yer alan ve birçok sosyal aktiviteye öncülük eden sivil toplum örgütü çalışanı Sabeen Mahmud idealleri uğruna ölümü göze alan seçkin kadınlardandı.

20 Haziran 1974’de Pakistan-Karaçi’de doğdu ve orada büyüdü. İlkokuldan sonra koleji de doğduğu şehirde okudu. Karaçi gibi şiddetin ve silahların insanları suskunluğa ittiği, açık fikirli insanların fazla olmadığı bir şehirde Sabeen’i farklı olmaya götüren iki büyük etken vardı: Biri, ona sosyalist eğilimi aşılayan annesi Mahnaz, diğeri de onu Amerikalı savaş karşıtı, anarşist ve gençlik idolü Abbie Hoffman’dan devrimci Urdu şairlerine kadar karşı-kültür düşüncesiyle tanıştıran arkadaşı ve rehberi Zaheer Kidvai (Zak) idi. Karaçi’nin elit okulundaki arkadaşlarının çoğu apolitik bir yaşam sürerken o sınıf bilinci aşılamaya ve politik kahramanları tanıtmaya çalışıyordu. Üniversite eğitiminden sonra arkadaşlarının çoğu bu şiddet dolu şehre dönmezken o farklı bir duruş sergiledi.

Sabeen Mahmud, on dört buçuk yaşından beri iki ayrı firmada birlikte çalıştığı ve “rehberim” dediği arkadaşı Zaheer Kidvai ile beraber “bits” adı altında küçük bir teknoloji firması kurdu. Kurduğu interaktif medya ve teknoloji danışmanlık şirketinde ‘Pakistan Yurttaşlar Arşivi’ni oluşturmak için çalıştı. Yaşam felsefesi haksızlıklara ve ayrımcılığa karşı mücadele etmek ve eleştirel düşünceyi teşvik etmek üzerine kuruluydu. Yaptığı bir açıklamada en büyük düşünün internet yoluyla dünyayı daha iyiye doğru değiştirmek olduğunu belirtiyordu. “PeaceNiche” adıyla kamu malı için sosyal platform işlevi gören bir örgütlenme kurmuştu.

‘Korkunun sizi yönetmesine izin vermeyin’

MANSET 2Artistler, müzisyenler, yazarlar, şairler, aktivistler ve düşünürler için; şehrin acımasız hengamesinden kısa bir süreliğine de olsa kaçıp kurtulmak isteyen herkes için post modern bir hippi mekanı, küçük bir cennet yaratmak amacıyla 2007’de “The Second Floor” (T2F-İkinci Kat) adında bir kafe açtı. Kafe kısa sürede konserler, okumalar, bilim kursları, sanat sergileri, bilgisayar yazılım yarışmaları (Hackathon) ve politik eylemselliği ile şehrin çekim merkezlerinden biri haline geldi. Yıllar geçtikçe o ve T2F azınlık hakları olsun, dini radikalizme karşıtlık olsun, ifade özgürlüğü olsun sivil toplum meselelerine el atmaları nedeniyle önem kazandılar, etkin hale geldiler. Kafede buluşan değişik çevrelerden insanlar beyin fırtınası estiriyor; tartışmalar yoluyla toplumsal sorunlara çözüm yolları bulunmaya çalışılıyordu. Sabeen bütün bu konuları T2F ortamından internete ve sokaklardaki protesto ve dayanışma eylemliliklerine taşıyor, duyarlılık yaratmak için uğraşıyordu.

T2F’de sık sık ‘tehlikeli’ oldukları düşünülen kişileri konuk ediyor, ‘sakıncalı’ konular konuşuluyordu! Bunlardan biri de askeri harcamalar karşıtı bir kitap yazan Ayesha Siddiqa’ydı ve onun T2F’de konuk olması üzerine istihbarat kafeyle irtibata geçmişti. Bir dergiye yaptığı açıklamada Sabeen, yaygın korkudan dolayı kafede silahlı güvenlik görevlisinin olmasını ve insanların aranmasını istemediğini belirtmiş ve şöyle devam etmişti: “Chomsky’yi okuyun. Tehlikeli şeyler var ve kötü şeyler oluyor. Fakat korkunun sizi yönetmesine izin veremezsiniz!”

Arabasında kurşunlandı

AA_28042015_57672Sabeen’in çalışmaları uluslar arası basında da yer bulurken, bir yandan inandığı doğrular için korkusuzca çaba sarfetmesi Sabeen’i hedef haline getiriyordu. Pakistan’da el atılması tehlikeli konulardan birini de Belucistan’dı. İran’ın Güneydoğusu ile Pakistan’ın Batısında yer alan geniş Belucistan topraklarının özgürlüğü için 1948’den bu yana mücadele eden Beluci özgürlük savaşçılarına karşı Pakistan hükümetince kanlı saldırılar gerçekleştiriliyordu. Beluci halkı ve savaşçılarından çok sayıda kişi ortadan kaybedilmişti. Oğlu da devlet güçlerince kaçırılıp çok sonra cesedi bulunan Abdul Qadeer Baloch (Mama Qadeer) kayıpların durumuna dikkat çekmek için yürüttüğü çalışmalar kapsamında Lahor Üniversitesi’nde “Unsilencing Belucistan” (Belucistan sessizliğini kırmak) başlıklı bir konuşma yapmak üzere 9 Nisan 2015’de davet edilmişti. Toplantının son dakikada ‘hükümet kararı’ denilerek üniversite yönetimince iptal edilmesi  protestolara neden oldu. Sabeen Mahmud konuşmasını yapması için Mama Qadeer’i T2F’ye davet etti.

24 Nisan 2015’de Belucistan sorununu tartışmak üzere aralarında Mama Qadeer’in de bulunduğu bazı tanınmış şahsiyetler T2F’de bir araya geldiler ve dinleyicilerine hitap ettiler. Toplantı ardından geç vakitlerde Sabeen Mahmud kendi sürdüğü arabasında yanındaki annesiyle birlikte silahlı saldırıya uğradı. Annesi iki kurşunla ağır yaralanırken kendisi ise aldığı çok sayıda kurşunla yaşamını yitirdi. 20 Mayıs’da katilinin yakalandığı açıklandı. Polis yetkililerine göre, terörizm yasasından kaydı tutulmuş Saad Aziz diye biriydi ve Karaçi’de İsmaililerin otobüsünün taranmasından da sorumluydu. Ancak Talibanlar saldırının sorumluluğunu üstlenmediler.

‘Tarafını sen seçersin’

Sabeen Mahmud’un katledilmesi büyük tepki uyandırdı. Sosyal medyada birçok tanınmış şahsiyet saldırıyı  mahkum etti. 2015’de gerçekleştirilen İslamabad Literatür Festivali’nde Mahmud’un anısına bir panel gerçekleştirildi. 23 Mayıs 2015’de anısına uluslar arası bir Hackathon (bilgisayar yazılım yarışması) düzenlendi.

Çocukluk arkadaşı Kamila Shamsie, Sabeen Mahmud’un ardından yazdığı bir yazıda onun cesareti ve kararlılığını dile getiriyor; aldığı yeni bir ölüm tehdidi ardından ona kendisine dikkat etmesini öğütlediğinde, “Birileri onlara karşı savaşmak zorunda” dediğini belirtiyor. Yine, bir dergi ile yaptığı bir görüşmede de “Korku yalnızca senin kafanın içindeki bir çizgidir, bu çizginin hangi tarafında olmak istediğini sen seçebilirsin” demişti Sabeen. Çok yönlü bir kadındı Sabeen Mahmud; evde telleri lehimler, Urdu şiirleri üzerine tartışmalar yürütür, kriket oynar, Karaçi’deki bütün politik gösterilere katılır, şarkı söyler, yaşamın çeşitli sorunlarına çözüm konusunda sınırlarını daima genişletirdi. Suskunluğun yaşama kapkara bir perde gibi serildiği ülkesinde suskunluğu parçalayan bir ses olmayı başarmış ve cesaretiyle başka yüreklere de cesaret aşılamıştı.

PaylaşShare on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterEmail this to someoneDigg thisShare on RedditShare on TumblrShare on LinkedInPrint this page