Özgürlük için atan tüm yürekler Efrîn’de

Zerya GÜL

  • 16 Mart 2018

20 Ocak 2018’de başlayan Efrîn’i ve Kuzey Suriye’yi işgal saldırısı devam ediyor. İştar’ın torunları ve Star kültürünün izinden yürüyen özgür ruhlu yürekler, beyinler ve bedenleri hazmedemeyen devletçi uygarlık temsilcileri, tüm kinlerini kirli bir ittifakla kusma geleneğini güYPJ - ARABA - ZAFERncelliyorlar. Binlerce yıllık Kevana Zêrîn kültürünün taşıyıcıları, Star’ın ayak izlerini takip ederek yeni efsaneler yaratmaya devam ediyor. Kuzey Suriye, Kürdistan halkları ve kadınlarının, yine dünyanın başka başka yerlerinden insanlık değerlerine sahip çıkmaya, insanlaşmaya, insanlığa binlerce yıl beşiklik etmiş bu topraklarda yeniden umudunu yeşertmeye gelen enternasyonalist devrimcilerin direnişi, yeni bir tarih yazdı, yazmaya devam ediyor.

Öncesi de söyleniyordu, Efrîn’i işgal girişimi sonrası daha yüksek sesle söylenir oldu: Efrîn bir kadın kentidir. Star kültürünün beyinlerinden, yüreklerinden ve dillerinden izleri silinmemiş Kürt anaları-kadınları, Afrodit’in Afrinli olduğunu, Afrodit ismi ve güzelliklerin kaynağının buradan geldiğini söylüyorlar. Güzelliğin kaynağı, “afirandin” yaratmak, yaratıcı, kullanım biçimlerine göre kendini yaratan olmaktan geliyor. Afrodit’in de Efrîn’i gören, Efrînli anlamlarına geldiği, kadın ve toplum bilgisinde bugüne taşınmış durumda.

İştar’ın ayak izleri

Güzelliğin kenti, üretkenliğin kenti, kendini yeniden yaratan kadın ve erkeklerin kenti: Direngenliğin, özgürlük duygusunun, doğal toplum geleneklerinin, yapılarının, yerleşim kültürünün, ekonomi bilgisinin kendini üretmeye devam ettiği kent. Bütün bunların geçmişte kalmadığı, İştar’ın ayak izlerinde bugüne taşındığı, tarihin yaşayan canlı bir gerçeklik olduğu bir kez daha kanıtlandı, kanıtlanıyor. Güzelliğe, kadına, üretkenliğe, yaratıcılığa, paylaşımcılığa, özgürlüğe, toplumsal genlerin direngen özüne düşman uygarlık güçleri, çirkinliği, erkekliği, el koymayı, yaşayan bütün değerlerden yoksunlaştırmayı-yoksullaştırmayı, köleleştirmeyi ve bireyci çıkarlarına boyun eğdirmeyi bir kader olarak yeniden dayatmanın en kirli ittifakları içindeler. Devlet ve iktidarın esas sahibi silah tüccarları, birbirine karşı savaştırarak zayıf düşürme, birbirine kırdırma ve bunun üzerinden küresel hakimiyetlerini kurmanın peşindeler.

Efrîn, tarihine ve geleneğine uygun biçimde, boyun eğmemenin, özgürlük ruhu ve geleneğine bağlı kalmanın yaratıcı direngenliğine devam ediyor. Kadına ve binlerce yıl insanlığı besleyen toplumsallığına ve bu toplumsallığın ürettiği zenginliklere düşman erkek zihniyetine karşı, kadın devriminin yaşandığı bu toprakların, devrimci ruhunu yüceltiyor. Binlerce yıllık doğal toplum kültürü ve üretkenliğinin yok edilemediği, birçok köy ve yerleşim yerinin isminin kadınla tanımlandığı, ancak şimdi birçoğunun gözü dönmüş iktidar hırslıları, küresel sultanlık peşinde koşanlarca yerle bir edildiği, canım neolitik topraklar sahiplerince korunuyor. Neredeyse yerle bir edilen yerlerden biri ilçe Cindirêse, yani jin dirêse (Arapça’da “j” harfi söylenemediğinden c olmuş), kadının yaşam örgüsünü, ilmik ilmik ördüğü yaşamı ve toplumsallığının zenginliğini anlatıyor. Tarihten silmişler, ama toplumsal hafızadan silememişler. Taş üstünde taş bırakmamacasına saldırının arkasında böyle bir egemen erkeklik kini var. Bilbile, yine öyle, bir erkek adlandırması olamayacak kadar, yaşam, özgürlük, etik ve estetik duygusu yayıyor. Diğer yerler ve köyler gibi.

İncinen Barîn yoldaş değil, örtülü insanlık vicdanıdır 

YENİNeolitik ruhlu Avesta Xabûr’un fedailiğinin görkemi; Barîn Kobanê’ye yapılan insanlık katliamı, işkence, parçalanan bedenini teşhirle gölgelemek, cinsiyetçi-iktidarcı erkek zihniyeti tarafından hazmedilemezliğinin göstergesi. Oysa özgürleşen kadın; bu teşhirciliği, bu cinsiyetçiliği, bu saldırganlığı ve gözü dönmüş erkek düşmanlığını çoktan görmüş ve aşmıştı. Bilmedikleri ya da bilip de kabullenemedikleri, anlayamadıkları buydu. Teşhir edilen onun parçalanmış bedeni değil, vahşi erkeklik ve iktidar düşkünlüğü oldu. İncinen Barîn yoldaş değil, örtülü insanlık vicdanı, yürekler, beyinler ve bedenler oldu.

Şahlanan erkekliğe, iktidar tutkunluğuna, küresel devlet hayallerine karşı; direnen, özgür ruhlu kadın ve toplumsallığı en büyük düşmandır. Bunun farkında olan, tarihsel bir düşmanlık ve kin konuşturulmaktadır. En son üretilen teknik, makineleşerek kurutulmuş zihin ve bedenlerle, insana dair bütün değerlerden düşmüş, çürümüş bir ruhsuzlukla her türlü kötülüğü yapmaya kilitlenmiş bir vahşet güruhu öne sürülerek, katliamlar yapılıyor. Bu planlayıcıların, yürütücülerin ruh halini, amacını gösteren esas tabloyu anlatıyor. Bu işgal ve saldırı kadına, insana, halklara dönük olduğu kadar, bu coğrafyaya dönüktür de aynı zamanda. Hala verimliliğinden bir şey kaybetmemiş bu kutsal toprakların kutsallığına kin bombaları, topları yağdırılıyor. Neredeyse milim milim toprağın bağrı parçalanmak, zehirlenmek isteniyor. Yaşama, bu toprak insanına, insanlığa umut vermesin, ürün sunmasın, beslemesin diye yakılıp yıkılıyor, tarihi hafızadan silinmek isteniyor.

“Gitmeyeceğiz, terk etmeyeceğiz”

Kadın köyleri, kentleri, emeği, canlı kalan doğal toplumsallığı; yeni bir uygarlığın kadın ve halklar lehine gelişmesinin önünü almak için bombalanıyor. Bu uygarlığın taşıyıcıları olacak çocuklar, katledilmeye devam ediyor. Askeri alanda her türlü tekniği kullanarak, ancak yerle bir ettiği, harabeye çevirdikleri sınıra sıfır denecek köylere kadar ilerleyebilen TC ve çeteleri, yenilgilerinin üstünü örtmek için, ölüm bombalarını tüm halkın üzerine fırlatıyorlar. Toplu katliam korkusu yaratarak, insanların yerlerini, yurtlarını, sevgi, umut ektikleri topraklarını bırakıp gitsin istiyorlar. Bu dehşet saldırılarına karşı en çok da kadınlar “Gitmeyeceğiz, topraklarımızı, umutlarımızı, özgür ve onurlu yaşamda ısrarımızı terk etmeyeceğiz” diyorlar. Tarihe, toplumsal direnişin en görkemlilerinden birini ekleyerek, toprak ve toplumsallıklarından vazgeçmemenin öncülüğünü yapıyorlar.

8 Mart Efrîn direnişi ve Efrîn kadınlarına adandı

İştar’ın izinde yürüyen ve tıpkı adına uygun bir duruşla direnerek kendini yeniden yaratan Efrîn kadınları ve Efrînliler, tüm dünya kadınları ve insanlığının onur, umut ve özgürlük yürüyüşüne öncülük ediyor. İştar’ın izinde tüm kadınlar, Efrîn için ayakta ve direniş barikatlarını yükseltiyor. 8 Mart, Efrîn direnişi ve Efrînli kadınlara adandı. Kendini yeniden yaratmak isteyen; kimsenin değil, sadece ve sadece kendinin olmak, kaderini eline almak isteyen kadınların 8 Mart’ı, özgürlük yürüyüşü ve onur direnişi başta Efrînli kadınlar olmak üzere tüm kadınlara kutlu olsun. Bu birlik ruhu, yeni bir kızkardeşlik kültürünü geliştirecek, yeni mücadele alanlarını ve umutlarını güçlendirecek, gerçeğe dönüştürecek ve özgürlük aşkıyla bedenleri, yürekleri tutuşturan önü alınamaz bir özgürlük yürüyüşüne dönüşecek. Yolumuz zorlu, acılı ve uzun da olsa, yüce, sevgi, aşk, onur ve vicdanla örülü bir hakikat yolu. Bu yolda yürümek, kenetlenmek ve direnişte ısrar kimliğini yaratmak hepimizin elinde. Ellerimizi bırakmayalım, kenetlenen yüreklerimizi bütün düşmanlıkları yakacak bir ateşle arındıralım, güzelleştirelim ve tüm insanlığı-insanlığımızı kucaklayalım Efrîn’de.

PaylaşShare on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterEmail this to someoneDigg thisShare on RedditShare on TumblrShare on LinkedInPrint this page