‘Meydanları bırakmayacağız’

Medya BOTAN

  • 16 Mart 2018

Kürt kadınları olarak, ilk örgütlenme alanlarımızdan biri olan Avrupa’da önemli bir miras ve örgütlenme hafızasına sahibiz. Bu örgütlülük yıllar içersinde gün be gün gelişti, büyüdü ve toplumsallaşarak bir kimliğe kavuştu.

MANSETBu gelişim seyri elbette ki kolay olmadı; her alanda önemli bir emek ve çaba verildi. Egemen devletlerin inkar ve sömürü politikalarının yanı sıra, toplumsal gerilikler karşısında da kıran kırana bir mücadele yürütüldü. Kadınları bilinçlendirip örgütlerken, erkeği de kapsayacak bir toplumsal değişimi de esas aldık. Bu yönlü birçok kampanyalar yürüttük; ferd ferd, aile aile topluma inmeye, öz bilinç ve öz irade kazandırmaya çalıştık. Bu girişimlerimiz elbette ki etkili oldu. Dokunulmaz kılınan birçok tabuyu yıkan bu kampanyalar toplumsal alt-üstler yarattı. Toplumu iç sorgulamaya teşvik eden bu girişimler, deyim yerindeyse dokunulmayana dokundu ve toplumsal bilincin oluşmasına yol açtı.

Yerel iradenin örgütlendirilmesi

Avrupa Kürt Kadın Hareketi (TJK-E); toplumsal dönüşümü kadın eksenli ele almakta, demokratik, ahlaki ve politik bir topluma ulaşmanın yolunun kadın özgürlüğünden geçtiğinin bilincindeyiz. Başlıca örgütlenme hedefimiz; kadınların sosyal alandan siyasal alana, kültürel alandan ekonomik alana kadar, kadının yaşamın her alanında var olabilmesi ve kendini özgürce ifade edebilmesini sağlamaya dönüktür. Bu anlamda kadının yönetim mekanizmalarına kendi rengi ile dahil olması, eş başkanlık/eş sözcülük formülü, kadın meclisleri, kominler, kararlı mücadelemiz sonucu hayata geçirilen önemli adımlar.

TJK-E olarak kendi tabanımızı bu perspektif ekseninde örgütleyip dönüştürmeye çalışırken, elbette birçok sıkıntı ve engel ile karşılaşıyor, boğuşuyor ve çatışıyoruz. Binbir türlü araç ve yöntem ile insanları gündelik olarak yönlendiren verili kapitalist sistem içerisinde, kadında hayata dair farkındalık oluşturmak, bir bilinç formu kazandırmak başlı başına ciddi bir problem. Çünkü söz konusu olan; toplumun tüm hücrelerine nüfuz etmiş ve her an kanını emen canavarlaşmış bir sistem.

Dolayısıyla kadın mücadelesine en çok muhtaç olan Avrupa kıtasında kadınların; sömürü ve köleleştiren sisteme karşı, cins bilinci üzerinden gücünü ortaklaştırması ve örgütlülüğünü bütünlüklü yürütmesi hayati bir öneme sahip. Çünkü Avrupa’da yükselen faşizm dalgası en çok da kadınların yıllardır birçok bedel ödeyerek kazandıkları hakları tehdit ediyor.

Sağın radikal yükselişinin izdüşümü

IMG_0111Dünyamızda sağın radikal bir şekilde yükselişi ile neo-liberal politikaların üretim merkezlerinden olan Avrupa’da artan kadın şiddeti ve katliamlarını bu gidişattan bağımsız ele almak büyük saflık olur elbette. Örneğin yapılan birçok veriye göre Almanya’da eski yıllara oranla aile içi şiddette gözle görülür artış yaşanmakta. Federal Asayiş Dairesi (BKA) verilerine göre, 2015 yılında 100 binden fazla aile içi şiddet olayı yaşandı. Aynı yıl içersinde 331 kadın eşleri tarafından öldürüldü. 2012’ye kıyasla 5,5’lik bir artış görülmekte. Yine son yıllarda Almanya’da katledilen Kürt kadınlarının sayısında artış görülmekte. Suriye savaşı ile Avrupa’ya sığınan göçmen kadınların yaşadığı trajedi ise apayrı bir gündem. Kadın örgütleri olarak bu gidişatın karşısında dursak da, maalesef önünü alamadık.

Almanya Hükümeti şiddete karşı önleyici tedbirler alıp mücadele etmesi gerekirken, Almanya´nın birçok kentinde varolan kadın barınma evleri parasızlık nedeniyle kapatılmakta.

Giderek Avrupa genelinde rutin hal alan bu korkunç tablo karşısında kadın hareketlerinin elbette ki ciddi bir özeleştiri içersinde olması gerekiyor. Şiddeti ve katliamları önleyici tedbirler neden yetersiz kalıyor, daha fazla ne yapmak lazım, yerel irade ne kadar örgütlendirildi? sorgulaması önemli.  TJK-E olarak; kadına dönük her şiddet ve katliam vakasını kendi benliğimizde hissediyor; nedenlerini daha çok sorguluyor, dolayısıyla mücadelemizi büyütme gerekçesi kılıyoruz.

Erk sistemine karşı 

yek vücut kadın duruşu

Sınıflaşma ve devletleşme sürecinden bu yana maalesef ki şiddet kültürü de yaşamımıza sızmış oldu. Kadın mücadelesine paralel olarak kadına dönük saldırılar da hep var oldu. Çünkü bu sistem kendini sürdürülür kılmak için toplumsal güçsüzlüğü ve çürümeyi kadın üzerinden yürütmekte. Kadını metalaştırıp kar elde eden aynı sistem yine aşırı tüketimi de kadın üzerinden yürütmekte. Buna karşı yüzyıllar öncesinde verilen önemli bir kadın mücadelesi mirası var. Halen de bu sistem karşısında direnen, mücadele veren birçok kadın örgütü, fraksiyonu ve akımı var elbette. Fakat hem parçalı olmalarından, hem de neo-liberal politikaların etkisinden kaynaklı canavarlaşan bu sistem karşısında yek vücut olarak pozisyon alamamaktalar. Bu sonuç; daha çok kadının ölümünü ve emeğinin sömürüsünü getirmekte.

Kendi içersinde önemli bir örgütlülük düzeyini yaratan ve diğer birçok kadın örgütü ittifakına açık olan Kürt Kadın Hareketine artan ilginin nedeni de bu başarısından dolayıdır. Dünyanın birçok kıtasında Kürt kadınlarının mücadelesine önemli bir sempati ve ilgi gelişmekte. Çünkü  Kürt kadınlarının 40 yıldır verdiği mücadele çok ciddi sonuçlar ve kazanımlar açığa çıkardı. Bu kazanımlar elbetteki Kürdistan coğrafyası ile sınırlı kalmayıp, dünyaya esin kaynağı haline geldi. Birçok örgüt ve kurum Kürt kadınlarının mücadelesinin kendileri açısından ilham kaynağı olduğunu belirtiyor.

Cinsiyetçi kodlamalara karşı mücadele

TJKE_LOGOTJK-E olarak 2017’de Avrupa’da önemli hamleler geliştirdik. Avrupalı kadın hareketleriyle önemli bir ilişki ve diyalog düzeyi yakalandı. Bu ittifak çoğu zaman ortak eylemsellikler açığa çıkarttı. Kadın bilimi olan Jineoloji perspektifi temelinde özgür eş yaşam felsefesini topluma taşırmaya dönük bilinçlendirme çalışmalarımız oldu.

Toplumda evrimsel ve devrimsel değişimler öyle kolay olmuyor elbette. Bu zaman içersinde adım adım geliştirilecek bir durum. Kadın ve erkekteki cinsiyetçi kodlamaları, geleneksel ve egemen düşünce formlarını yıkmak, toplumda özgür eş yaşamları oturtmak devrimlerin en anlamlısı, ama en zorudur elbet. Zoru başarmanın adayı olan Kürt kadın hareketi, kadın devrimine evrilecek mücadeleye bundan sonra da öncülük edecek.

‘Kadın direnişiyle 

özgür yaşam kazanacak’

2017’nin 8 Mart’ında ‘Kadın direnişiyle özgür yaşam kazanacak’ şiarıyla başlattığımız eylemsellik hamlesini 2018’in 8 Mart’ına taşırıyoruz. 2018 yılında da Önderliğimizin özgürlüğünü sağlama ve kadın örgütlülüğünü büyütmeye dönük eylem ve mücadelemiz devam edecek. Diğer birçok kadın hareketleriyle oluşturduğumuz bağ 2017’nin temel başarılarından biri oldu bizim açımızdan. Yine ulusal açıdan da Kürt kadınları ruhta ve duyguda önemli bir birliktenliği sağlamış durumda. Bundan sonrası bu ruh birliktenliğini ortak örgütlenme ve mekanizmalara evriltmeyi başarmaktır.

Soykırım ve işgal saldırıları karşısında başı dik duran Efrîn direnişi ile girdiğimiz 2018 yılının da, sınav niteliğinde bir mücadele yılı olacağı açık. Bu kırım saldırılarına karşı Avrupa’da da kadınlar ve halklar haftalardır alanlarda ‘Çağın Direnişi’ne sahip çıkıyor.

Tüm dünyada yankı yapan Rojava devrimi aynı zamanda bir kadın devrimidir. Kuzey Suriye Federasyonu’nda yaşayan kadınların eğitimden asayişe kadar her alanda verdikleri mücadele  ilham kaynağı oldu. Kobanê’de barbarlığa karşı savaşan Kürt kadınlarının direnişi tüm halklara ve kadınlara umut ve mücadele kaynağı olurken, Efrîn’de bu umut ve mücadele bir sisteme kavuştu. Efrîn, tüm halkların ortaklaştığı, kadınların toplumun her kesiminde yer aldığı bir şehirdir. Efrîn bir kadın şehridir ve bu anlamda Efrîn’e saldırı esasında Kürt kadına ve sistemine saldırıdır.

Dolayısıyla bu yılki 8 Mart’ı “Efrîn’i savunmak kadın devrimini savunmaktır” mottosu ile karşılayacağız. Sömürgecilere geçit vermeyen Avesta Xabûr, Barîn Kobanê, Avrîn Mahsûm’ların direniş ruhu ile alanlara akacağız.

PaylaşShare on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterEmail this to someoneDigg thisShare on RedditShare on TumblrShare on LinkedInPrint this page