Komploculara karşı “Biz kazandık!” 

Zeynep DERSİM

  • 16 Şubat 2018

Geçmişten günümüze her toplum kendini anlatmak, bir şekilde geleceğe aktarmak istemiştir. Kimisi görkemli zaferlerini, kimisi korkunç kaybedişlerini. Hepsinin belki de en temel ortak noktası; “Biz var olduk, yaşadık, nefes aldık, kurduk, savaştık, barıştık, yarattık MANSETbu dünyada” demek içindir. Ve ne yazık ki bu tarih egemenlerin verili tarihi olmuştur çoğu zaman. Bundandır belki onlarca, yüzlerce tarihi kitabın yazılması, hala yazılıyor olması.

Çok eskilerde geçmiş bin yıllarda mağara duvarlarına çizilen anlamlı çizgiler, şekiller,  tabletlere kazılan resimler, semboller, yazılar hepsi kendini bir şekilde anlatma, geleceğe taşıma istemi, çabası olarak yorumlamak yanlış olmaz. Bunun içindir ki toplumların, halkların kendi varoluşları için tarih önemli bir ayaktır. Adeta var olmanın ispatı. Her halk gibi Kürt halkı için de tarihin anlamı önemli. Geçmişi ve şimdisi ile Kürt tarihinde belki de hala aydınlatılmayı bekleyen birçok şey var. Ancak Kürt halkı açısından öylesine tarihi süreçler var ki, sadece o süreci doğru okumak, anlamak bile Kürdü, Kürt halkını her anıyla, geçmişi ve geleceğiyle anlamayı mümkün kılmaktadır. 15 Şubat Komplosu da Kürt tarihine damgasını vuran çok önemli süreçlerden biri. Gece ve gündüzün yer değiştirdiği, karanlık ve aydınlığın iç içe geçtiği, dost ve düşmanın yüzlerinin karıştığı bir kesit.

İlk komplo özgür yaşama karşı olmuştur

Tarih boyunca iktidarların kendi varlıklarını sürdürme, hükümlerini tek alternatif haline getirmek için başvurduğu bir yöntemdir “komplo”. Bu yüzdendir dünya tarihinde de Kürdistan tarihinde de bir döneme damgasını vuran, tarihin akışını değiştiren komplolar vardır. Mitolojik anlatımlarda da geçen ve bilinen en eski komplo Sümer Rahiplerinin Ana-tanrıça kültü etrafında şekillenen yaşama, sisteme dönük komplolarıdır belki de. Yani bir erkek icadı olarak ortaya çıkan hile-komplo ilk olarak kadına ve kadın etrafında örülen eşit, özgür ve adil yaşama karşı olmuştur. Ve her yeni iktidar bu icadı daha acımasız kullanmaktan çekinmemiştir. İktidar güçleri için “komploculuk” ustaca kurgulanmış bir iktidar sanatıdır. Yani “komplo” iktidarın sürekliliği ve güçlendirilmesi için en önemli araçtır. Komplo adeta iktidarın ruhudur.

1925’ten bu yana komplolar silsilesi 

AMUDE-MESA-SEROK-APO-7Söz konusu Kürtler olunca iktidarın kendini komplo temelinde yürütmesi tek yol olarak görülmüş, kurgulanmış ve uygulanmıştır. Yüzyıllardır Kürtlerin karşısında duran iktidar gücü her dönem soykırımı hedeflemiştir. Sömürgeci Türk devletinin Kürtlere karşı elinde komploculuk dışında bir akıl ve araç yoktur. 1925’te Şêx Seîd’e dönük geliştirilen komplo, 1930 Ağrı, 1937 Dersim, 1959’da 49’lar ve daha sıralayabileceğimiz yüzlerce komplo söz konusudur. Seyid Rıza’nın “Ben sizin yalan ve hilelerinizle baş edemedim, bu bana dert oldu. Ben de karşınızda diz çökmedim, bu da size dert olsun” sözlerindeki “yalan ve hile” vurgusu anlatmak istediğimiz tanımın en yalın ifadesi. Bütün bu komploların merkezinde tek bir hedef vardır. Kürt halkına inkar ve imhayı dayatarak, Kürt soykırımını iktidarlar lehine sonuca götürmek. 15 Şubat Komplosu böylesi tarihi bir arka plana, yüzyıllık bir temele sahip. Bu anlamda 15 Şubat Komplosunun ardındaki politik zihniyeti anlamak büyük önem taşımaktadır.

15 Şubat 1999’da gerçekleşen Uluslararası Komplo, küresel kapitalist sistemin Ortadoğu üzerindeki planları için bir tehdit olan Kürt Özgürlük Hareketini tasfiye ederek, Kürt soykırımını gerçekleştirmeyi hedefledi. Gövdenin kırılması için başın diskalifiye edilmesi gerekiyordu. Önderliksiz kalan bir hareket ve halkın çok kısa bir süre içersinde dağılıp parçalanacağı babında yanlış varsayımda bulunuldu. Bu anlamda 15 Şubat Komplosunu Kürtlere dayatılan inkar ve imha sistemi olarak tanımlamak yanlış olmaz. Komplonun kurgulayıcı ve uygulayıcılarının Türkiye, ABD, İngiltere ve İsrail olduğu bilinmektedir. Suriye, Yunanistan, Rusya, Kenya gibi ülkeler de yer almışlardır.

Ortadoğu’yu yeniden dizayn etmek!?

2016-08-26-AMUDE-MESA-SEROK-APO-16Küresel emperyalist güçler, Büyük Ortadoğu Projesi ile Ortadoğu’da kapitalist modernist kültürü yaymayı amaçlamışlardır. Dolayısıyla bu planın başarısı için bölgenin en kilit ve kadim coğrafyası Kürdistan üzerinden komplonun startı verilmiştir. Çünkü Rêber Apo Önderliğinde, Kürdistan ve Ortadoğu’da büyük bir aydınlanma gelişmiş, Ortadoğu’nun binlerce yıllık karanlık kaderinin tersine dönmesi için tarihi bir fırsat doğmuştur. Yüzlerce, binlerce yıldır ezilen, köle bırakılan bölgenin en kadim halkı Kürtler, özgürlük mücadelesiyle yeniden dirilmiş, ayağa kalkmıştır. Bu ayağa kalkış kadınların öncülüğünde gelişmiş, kadınlar şimdiye kadar yaratılan bütün ezberleri bozmuş, tarihi yeniden özgürlükler adına yazmaya başlamıştır. Ortadoğu halkları bu mücadeleden büyük etkilenmiş, özgürlük ve demokrasi talepleri gün geçtikçe daha çok artmıştır. Kürdistan’da ve Ortadoğuda gelişen bu büyük uyanış ve beraberinde yükselen özgürlük ve demokrasi mücadelesi, emperyalist sömürgeci güçler için büyük bir tehdit algısı yaratmıştır. Bu anlamda komplo, Ortadoğu’yu yeniden dizayn ederek ve sömürüyü derinleştirerek halkların ve kadınların, özgürlük ve demokrasi eğilimini tasfiye etme temelinde hayata geçirilmiştir. Komplo ile özgürlük, eşitlik ve demokrasi eğiliminin yok edilmesi amaçlanmıştır. Bunun yerine ise işbirlikçiliğe dayalı ihanet çizgisi yerleştirilmek istenmiştir.

Peki Uluslararası Komplo amacına ulaştı mı? Elbete ki hayır. Tam tersine Kürt halkı, kadınları, Ortadoğu halkları Rêber Apo’nun geliştirdiği yeni paradigma ile yeni bir çağa kapı açtılar. Uluslararası Komplonun amaçladığının tersine Kürdistan’da ve Ortadoğu’da tarihi gelişmeler yaşandı. Belki komplo birçok yönüyle Kürt halkında büyük bir sarsılma yarattı. Ancak bu sarsılmanın yanında büyük bir ele alış, düşünce gücü, güçlü bir eleştiri ve öz eleştiri de geliştirdi. En önemlisi ise Kürt kadınları ve halkı Önderliğine tarihi bir sahipleniş gerçekleştirdi. Bu büyük tarihi sahipleniş, Rêber Apo şahsında bir halkın kendi varlığına, geleceğine ve özgürlüğüne büyük bir inançla sahiplenmesidir.

Hakikat her daim kendi mecrasında ilerler 

IMG_0144Rêber Apo’nun geliştirdiği demokratik, ekolojik ve kadın özgürlükçü paradigma, Kürt halkı, Ortadoğu halkları ve kadınlar  içinde coşkuyla, heyecanla karşılandı, güçlü bir karşılık buldu. Beş bin yıllık ataerkil devlet sistemine ve kapitalist uygarlığın faşist ulus devlet sistemine alternatif olarak geliştirilen demokratik konfederalizm, Kürdistan’da ve Ortadoğu’da yeni bir çığır açtı. Bu çıkış, Kürt Özgürlük Hareketini bölgesel ve evrensel devrimci bir güç haline getirdi. Rojava devrimi bunun bir sonucu olarak ortaya çıktı. Kadın özgürlük devriminin geri dönüşü olmayan bir yola girmesi tam da kaynağını buradan almaktadır.

Tarih bize bir kez daha şunu gösterdi. Hakikat her daim zamanın akışı içinde kendi mecrasında ilerler ve bir bedene kavuşur. Hakikat yaşamın anlam gücüdür. Rêber Apo’nun fikir ve felsefesi, içinde bulunduğumuz yüzyılın ve gelecek yüzyılların ruhudur, zihniyetidir ve toplumsal kimliği olma özelliği taşımaktadır. Hakikatin bedenleşmiş halidir.

Tecrit sömürgeciliğin en dip noktasıdır

Türk devletinin bugün de komplo zihniyeti temelinde yürüttüğü kirli politikaların Türkiyeli haklara çok şey kaybettirdiği ortada. AKP yürüttüğü faşizan politika ve saldırılarla Uluslararası Komployu başarıya götürmek istemekte. Çünkü AKP bu komplo gerçeği üzerinden inşa edildi. Bu nedenle de geleceği komplonun devamına bağlı. Bu yüzden çılgınca saldırmakta, çırpındıkça daha fazla batmakta. Kürt halkının, halkların, kadınların özgürlüğünü savunan, Ortadoğu’da demokrasinin gelişimi için emek ve çaba sarf eden Rêber Apo’nun ağırlaştırılmış tecrit altında tutulması da komplonun bir devamıdır. Tecrit aynı zamanda sömürgeciliğin geldiği en alt noktayı göstermektedir. Bu tarihin tanık olduğu en büyük insanlık suçlarından biridir. Vurgulamakta fayda var; AKP faşizan bir yapıya sahip ve bunda sınır tanımamakta. Uluslararası normlarda insanlık suçları işlemesine rağmen, muhatap kurum ve güçlerin sessiz kalması ve üç maymunu oynaması komplonun boyutunu ve suç ortaklığını ele veriyor.

Komplocular karşısında “Biz kazandık!” 

Kurden demonstrieren gegen türkische PolitikFakat bütün bu kirli ittifaklar, girişimler, şantaj, ağırlaştırılmış tecrit ve saldırılar ile Kürt halkına geri adım attırılamadı, attırılamaz da. Bugün komplocular karşısında “Biz kazandık!” diyoruz. Evet, biz kazandık. Halklar kazandı, kadınlar kazandı, doğa kazandı, gelecek kazandı… Çünkü Rêber Apo’nun fikirleri, geliştirdiği alternatif yaşam sistemi hızla bütün evrene yayılmakta. Özgür ve demokratik yaşam inşası evrensel bir boyut kazanarak önemli bir gelişme sağlamakta. Kürdistan Özgürlük Mücadelesi ile Ortadoğu devrimi iç içe gelişiyor. Kürdistan özgürleştikçe Ortadoğu’nun özgürlüğünden, refahından da bahsetmek mümkün oluyor. Bu ikisi birbirine et ile tırnak gibi bağlı. Demokratikleşen Kürdistan demokratikleşen ve özgürleşen Ortadoğu’ya dönüşüyor.

Var olma savaşını kazanan ve özgür geleceğini kuran bir gerçekliğe tanık oluyor tarih. İşte bu tarih yeniden yazılıyor. Kürdistan topraklarında kadınların, halkların kendi küllerinden yeniden doğuşları yazılıyor. Önümüzde Rêber Apo’nun fiziki özgürlüğünü sağlama, Özgür Kürdistan’ı inşa etme görevleri tüm yakıcılığıyla duruyor. Ve biz her zamankinden daha fazla buna yakınız. Yeter ki kendimizi, gücümüzü, yaptıklarımızı ve yapabileceklerimizi bilelim. Tarihin “OL” dediği bu zamanlarda mücadeleyi büyütenler zafere koşanlar olacak.

PaylaşShare on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterEmail this to someoneDigg thisShare on RedditShare on TumblrShare on LinkedInPrint this page