Kırım değil de nedir?

Vildan Dirik

  • 22 Ekim 2017

Gün geçmiyor ki yüreğimiz bir kadın cinayeti ile yanmasın, öfkemiz harlanmasın. Gün geçmiyor ki çocuklar annesiz, gözü yaşlı kalmasın. Bir yandan kadın özgürlük mücadelesinin geldiği aşamayı onurla ve heyecanla yaşarken, diğer yandan bir canımızın, bir anamızın, SARAY GUVENbir bacımızın daha katlini önleyememiş, olmanın derin acısıyla sarsılıyoruz. Bir yandan savaşların ortasında savaş ganimeti olarak satılan, tecavüze uğrayan ve acımasızca katledilen kadınlar, bir yanda sözde “medeniyetin” göbeğinde katledilen kadınlar. Asılarak, taşlanarak, yakılarak, bebeği karnındayken deşilerek, kurşunlanarak, bıçaklanarak, çocuklarının gözleri önünde, işsiz ormanlarda, sokaklarda, işyerlerinde ama en çokta evlerinde katledildi kadınlar.

Zina ediyordu, evlenmek istemiyordu, kız çıkmadı, yemeği yaktı, evden kaçtı, nasıl olsa katli vacipti ganimetti, köleydi, cadıydı, dinimden değildi, benim malımdı, söz dinlemedi, bana boyun eğmedi, başkasını sevdi, denilerek katledildi kadınlar. En çokta sevdikleri tarafından öldürüldü kadınlar.

Yaratılış hikayelerinin temelinde katledilmelerine onay verilmişti zaten en baştan. Kadınlar erkeğin kaburgasından yaratılmışlardı. Kadın erkekten geliyordu, ona aitti ve ona biat etmesi şarttı. Kadının yaşam ve ölüm hakkı tanrı-erkeğe verilmişti, bir kere tersini düşünmek bile günahtı. Kadına düşen, boyun eğmek, yüce erkeği kızdırmamak ve onun gölgesine sığınmaktı. Sus denince susacak, doğur denince doğuracak, daha çok doğur denince ölümüne doğuracak, seviş denince sevişecek, evlen denince evlenecek, öl denince ölecekti. Onun payına hep ölüm düşecekti. Ona ölümü en çokta en yakınları reva görecekti.

Kırıldı kadınlar yaşamlarının en güzel çağlarında, tam orta yerlerinden. Kırıldı kalpleri, kırıldı umutları, kırıldı hayalleri. Yarattıkları kırıldı, yaşamları kırıldı, düşünceleri ve duyguları kırıldı. Çocukları kırıldı onlarla birlikte, hayalleri, dünyaları ve en çokta umutları kırıldı.

Adına türküler şarkılar yakılarak kırıldılar, şiirler, destanlar yazılarak kırıldılar, aşık olunup kırıldılar. Her türlü şekilde, her türlü sebeple paramparça edilerek kırıldılar. Bu bir kırımdır, dediklerinde, yaşam hakkım benimdir, bedenim, düşüncelerim bana aittir dediklerinde daha çok, daha vahşice kırıldılar. Ölümlerden ölüm beğen denilirken, ölümlerden yaşam üretmeye uğraşırken kırıldılar. Bu kadar kırılma bir kırım değildir de nedir, söyler misiniz?

Tek ya da toplu anlaşılmamış olan, anlaşılmak istenmeyen ya da anlaşılması istenmeyen olgu bu cinayetlerin bir kırımın parçaları olduğudur. Kadın kırımı beş bin yıldır devam eden, sistemli ve planlı bir kırımdır. Durum ve koşullara göre, gerekliliklere göre, zamana yayılarak, zamana sıkıştırılarak tek tek ya da topluca

katledilen kadınlar, erkek egemen sistemin, kadın cinsini kontrol altında tutmak, şekilsizleştirip, kendisi olmaktan çıkarıp kolayca yönetebileceği, kendine düşman bir cins haline dönüştürülmek istenmiş, büyük ölçüde de bunda başarılı olunmuştur. Saray Güven cinayeti de tüm bunlardan bağımsız ele alınmamalı ve bu cinayettin kadın kırımının bir parçası olduğu unutulmamalıdır. Senaryolar üretmeden, suçlamalarda bulunmadan, hiç kimsenin ne yapmış ne yaşamış olursa olsun ölümü hakketmediğini bilerek, yaşam hakkının kutsallığından bir saniye bile ayrılmayarak Saray yaşamalıydı, diyebilmeliyiz. Yüreğimiz acıyla kıvranırken bile, Saray ve tüm kadınlar için el ele, omuz omuza olmanın, direnen kadınların varlığını bilmenin, KADIN KIRIMINA HAYIR, diyebilmenin, JIN JİYAN AZADİ, diyerek ayağa kalkabilmenin onur ve kıvancını da hep birlikte yaşıyoruz. Umut ve hayalleri yarım kalmış tüm kadınlar için hep bir ağızdan özgürlük ve eşitlik sloganları atıyor olmak, en çokta onların ruhlarını aydınlatıyordur. Sonuç olarak onların anısına saygıyla;

Anamızdır kadınlar,

Bacımızdır kadınlar,

Karımızdır kadınlar,

Dövülmeli kadınlar.

Susmalıdır kadınlar,

Ağlamalı kadınlar,

Namusumuz kadınlar,

Ölmelidir kadınlar.

Yeter, dedi kadınlar,

Yangın yeri oldular,

Uçurumlar dibinde,

Açan güller oldular.

Jiyan, dedi kadınlar,

Güneş`e sevdalılar,

Dağlarda yüreklerde,

Destanlar yarattılar.

Saray Güven şahsında yaşamını kadın kırımlarında kaybeden tüm kadınları saygıyla anıyorum.

PaylaşShare on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterEmail this to someoneDigg thisShare on RedditShare on TumblrShare on LinkedInPrint this page