Kavganın renkleri 

Aza Rojiyan

  • 16 Kasım 2017

ZIN SINCAPHavalar yavaş yavaş soğumaya başlıyor. Gecenin serinliği ayaza evriliyor. Geceleri üzerimize attığımız kefiyeler bizi ısıtmaya yetmiyor artık. Kalın battaniyeler ya da tulumlar ancak ısıtıyor bizleri. Havaların soğumasıyla birlikte üslenme hazırlıklarına girişiyoruz. Bu yüzden biz de ekip olarak kolları sıvayıp küçük, üç dört kişilik ekibimizin kış hazırlıklarını yapmaya başlıyoruz.

Bir taraftan düşman her yönden bizi imha etmenin yollarını ararken, bizler de kendimizi bu kışın ayakta tutmanın, bahara yetiştirmenin hazırlıklarına başlıyoruz şimdiden. Yazları ve baharları bir şekilde kendimizi ayakta tutabiliyoruz, doğa bize cömert davranıyor ama kışları kendi cömertliğinin yorgunluğunu üzerinden atıp dinlenmeye çekildi mi, bizler de kendi yaşam koşullarımızı oluşturmak zorunda kalıyoruz. Kışı açıkta geçirmemek ve beyaz örtünün altından kardelen gibi bahara açmak için karıncalar gibi hazırlıklara başlıyoruz.

Üslenme hazırlıklarını yapmaya başladığımızdan beri, bir taraftan keşif ve savaş uçakları, öte yandan da yorgunluk eksik olmuyor. Ama her halükarda başarmak zorundayız, bu yüzden de yorgunluğumuzu çok da takmadan çalışmaya devam ediyoruz. Kazma kürek işlerinin yanı sıra kış için erzak hazırlıklarımızı da yapmamız gerekiyor. Yorgunluğumuzu atmak ve doğayla bütünleşip o ağrılarımızı, sızılarımızı unutmak için ve en önemlisi de kış erzağımızı çıkarmak için dolaşmaya, aslında meyve ve sebze toplamaya çıkıyoruz.

Doğanın bizlere sundukları

DSC00372.JPGDoğa bu mevsimde rengarenk ve her renginde bize bir şeyler sunuyor. İşlere ara verdik mi hemen çantalarımızı sırtımıza alıp araziye çıkıyoruz. Özellikle de badem ve ceviz ağaçları tüm cömertliğiyle nimetlerini bize sunuyor.… Tabii kışın sobanın başında oturup ceviz kırıp çayın içine bir iki tane atıp içmeyi (bence siz de bir deneyin çok güzel oluyor), badem kırıp yemeyi kim istemez ki! Bir de yaptığımız tatlılara da koymak için hiç fena olmaz bu yemişler. Şehirlerdeki gibi parayla satın almadan, biraz yorulup ama eğlenerek badem-ceviz toplamak kadar güzel bir şey yok valla.

Yakınımızda badem ve ceviz ağaçları var. Zozan badem ağaçlarına dadanmış, çay aralarında bile gidip bademleri topluyor. O, kış boyunca sırf badem yemeyi düşünüyor sanırım. Ara sıra Ruken’i de götürüyor kendisiyle. Ruken ağaca tırmanıp ağacı bir iki silkeleyip birkaç tane fazladan düşürüyor. Ama ağaçların tepelerindekilere yetişemiyor Zozan, tabii bu da onun için ciddi bir sorun. Bazen gidip ağacın altında öylece oturuyor. Ruken yanına gidiyor, boş boş badem ağacının altında neden oturduğunu soruyor? Zozan da “Belki birkaç tane düşer diye bekliyorum” diyor. Bu yanıt aramızda bayağı bir espri konusu oluyor. Zozan ondan sonra artık badem toplamayı bıraktı, daha doğrusu badem ağacının altına gidip bademlerin düşmesini beklemeyi bıraktı.

Zozan’ın sincaplarla savaşı…

SINCAPPBademleri manganın arkasına sermiş, iyice kurumasını bekliyor. Tabii sincaplar rahat durur mu, gelip arada çalıyorlar. Zozan her seferinde “bademleri kim alıyor” diye kızıyordu bize, ta ki sincapları suçüstü yakalayana kadar. Sincabın biri bademleri o küçücük ellerine almışken Zozan’a yakalandı ama Zozan sincaplar kadar atik ve hızlı değildi. Sincap bir kuyruk sallayıp aniden fırladı yerinden. Bademler gitgide azalıyor, Zozan iyice köpürüyordu. Kış için topladığı bademleri sincaplarla paylaşmayı hiç düşünmemişti ve buna hiç niyeti de yoktu. Sincaplardan korumak için bademlerin nöbetini iyice sıklaştırarak,  çalıştığımız yere kadar getirdi. Ama nafile. Zozan birkaç adım uzaklaştığı gibi sincaplar bademlerin üzerine üşüşüyor, alabildikleri kadar alıp kaçıyorlar. Zozan öfkeden deliye dönüyor. “Bunlar hazıra konmacı, gidip toplasınlar kendilerine, ben gidip onların topladıklarına karışıyor muyum ki” diye sitem ediyor. Zozan sincaplar sayesinde bayağı teori de geliştirdi. Hatta sincapların besin sistemini bile değiştirmeyi düşünüyor. Zozan’a göre sincaplar badem ve ceviz yememeliler, onlar sadece palamut yemeli, onlar için daha iyiymiş. Ona sincapların kalp sorunu olduğu için badem ve ceviz yediklerini söyledik ama nafile, dinlemiyor. Sincapların besin zinciri değişmeli; çünkü Zozan da badem ve ceviz seviyor, bu konuda çatışmaları var sincaplarla.

Şimdi ceviz mevsimi

DSC00374.JPGSonunda Zozan gidip bir kamuflaj torbası getirip tüm bademlerini içine koydu ve bir iple ağaca astı. Ama bir şeyi unutmuştu. Sincaplar tabii ki bu torbaları da delip ceviz çalabiliyorlardı, sadece biraz daha uğraşmaları gerekiyordu. Bu uğraş bile Zozan için bir artıydı ve bu savaşı Zozan kazanmıştı. Acıbademleri sincapların payı olarak toplamayıp bıraktı. Zaten hayvanlar tatlı sevmezlermiş, tatlı yerlerse gözleri kör olurmuşmuş… Bu da yeni bir teori tabii, doğal besinlerdeki şekeri de yasakladı böylece zavallı hayvanlara.

Şimdi ceviz mevsimi, rüzgar esti mi cevizler patır patır dökülmeye başlıyorlar. Tabii en güzeli de kabuklarının kendiliğinden temizlenmesi. Hepimizin elleri ceviz soymaktan simsiyah olmuş zaten. Ama kabuğu soyulmuş cevizi toplamak daha güzel. Rüzgar esti mi hemen cevizlerin altına koşup cepleri, çantaları dolduruyoruz. Dolduruyoruz dediğimize bakmayın, şimdiye kadar üç çantayı zor doldurabildik. Her seferinde bir cep doldurup gelip biriktiriyoruz. Bizim cepler de cep hani, her biri en az otuz ceviz alıyor maşallah. Yelek ve şalvarlarımızın ceplerini de doldurursak, abartısız yarım torba dolmuş olur, ki bunu pratik olarak da deneyimledik.

Kışı gerilla tadında yaşamak

Velhasıl, bademden sonra ceviz toplama seanslarımız başladı. Yarım torba kadar ceviz topladık toplamasına da, bu sefer de farelerle sincaplar işbirliği yaptılar bize karşı. Onlara ait olanı  çalıyormuşuz gibi, ortalıkta yokken gelip geri iade alıyorlar. Zozan’ın sincap tecrübelerinden faydalanıyoruz hemen. Zozan cevizleri torbaya doldurup öyle seriyor güneşe. Arada fareler torbamızın üzerine eylem yapmıyor değil ama çoğunluk henüz elde ya, ona şükrediyoruz. Bahara kadar çayın yanında ceviz ve bademle tatlandıracağız zamanı. Gerilla dondurmasına da katkısı olacak bu yemişlerin. Şehit Delila eskiden süt, lezzo, vanilya (tabii varsa) öğüttüğü cevizi karla karıştırır dondurma yapardı bize. Hala tadı damağımda. Eğer siz de bu kışı biraz gerilla tadında geçirmek isterseniz bir tadımlık o anları yaşayın ve görün bu kavgada ne kadar da haklı olduğumuzu.

PaylaşShare on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterEmail this to someoneDigg thisShare on RedditShare on TumblrShare on LinkedInPrint this page