‘Kalbimin Arjini’ne

Hevidar EDESSA

  • 15 Ocak 2018

23-RONAHI - LEYLA SAYLEMEZ“Söyle yağmur çamur

Değmedi yüreğime

Söyle ben nerdeyim

Sen nerede…”

Gidişinin üzerinden beş yıl geçti. Her yıl o günün gelmesinden hep kaçındım. 9 Ocak kalbimize bir hançer gibi saplandı. O gün damarlarımızdaki kanın akışı dondu, hafızalarımızda fırtınalar yaşandı… O gecenin soğukluğu ve sessizliği halk olarak tarihsel direniş hafizamıza yapılmak istenen saldırıya karşı bir duraksamaydı. Duraksama diyorum; çünkü kısa bir süre sonra bu sessiliği delen derin bir öfkenin ayak sesleri 147 rue Lafayette’ye doğru ilerlemeye ve taşmaya başlamıştı… O ayak sesleri o kadar acı, öfke ve intikam doluydu ki her nerede olursa olsunlardı, ta Sara, Rojbin ve Ronahimize ulaşmıştı. Bir toplumun direniş hafızası dirile dirile Sakine Cansız geleneğinden gelen her ardılı tarafından adım adım yayılacaktı…

Sevgili Ronahi; Seni yazmaya çalışırken şuan ne kadar zorlandığımı bilemezsin. Hem ben senin gibi yüce insanları hangi tarif cümleler ile anlatacam ki! Ama beraber geçirdiğimiz zamanın, paylaştığımız anıların hatırına anlatmayı bir borç bilerek sana hitaben yazıyorum.

Kalbimin ve Hannover’deki tüm Kürtler’in Arjin’i, sevgili Ronahi… Yıllar öncesine, genç kahkahalarımız ile kötülükleri uzaklaştırdığımız zamanlara gidiyor, senli anılara sığınıyorum şimdi.

Toz zerreciği değmemiş çocuk yüreğin 

Hannover’i hatırlarsın; her bir aile, her bir genç ve kadınlar Arjin’leşen seni yüreğinin kir değmemiş masumiyetinde sevdiler. Onlar seni yüreklerine işlediler.

Ahmet Kaya’nın “Söyle yağmur çamur değmedi yüreğime” şarkısı eşliğinde Hannover sokaklarını nasıl bir heyecan ve amaçla arşınladığını anımsıyorum. Bu şarkının sana neden o denli hitap ettiğini şimdi daha iyi anlıyorum. Çocuk yüreğine yalan ve sahte dünyaya dair bir toz zereciğinin değmesine izin vermemiştin çünkü.

Bazen durgunlaşan bakışların yazılmamış bir isyanın kıvılcımına hazırlanıyor gibi olurdu. Amed’in direngen damarı ile Mersin’deki yurda sevdalılığı yüreğine yükleyip de getirmiştin Avrupa’nın bu buğulu diyarlarına. Akışkanlığın tam da bir gence yakışırcasınaydı. En çok da sıcaklığın, cesaretin, gözü karalığın etkiliyordu herkesi. İnancın ve coşkun bizim genç kuşağın kanını emmeye çalışan kapitalizme bir meykan okumaydı özünde. Yıldızı parlayan, paradan para kazanan ‘dünya markaları’nın ucuz iş gücüne dayalı haksız kazançlarının ardındaki örtük çocuk emeği sömürüsünü kendine dert ediniyordun.

Durmuyor, biat etmiyor, akıyor akıyor akıyordun 

24-RONAHI - LEYLA SAYLEMEZÜlke diyarlarından kopup mülteci olarak gelen gençler ile çok ilgilenirdin. Onların yaşadıklarına en çok da sen anlam veriyor, özlem ve hüzünlerini paylaşıyordun.  Sıkıntılarını paylaşmak ile yetinmiyor, ilgileniyor, destek oluyor, henüz taze olan yaralarına melhem olmaya, iyileştirmeye çalışıyordun. Kah tercüman oluyor, kah yol yordam gösteriyor, kah bir arkadaş oluyor, maddi ve manevi desteğini esirgemiyordun. Her kazancın veya başarının yolunun emekten geçtiğini hiç gözardı etmeden, koşturuyor, ter döküyor ve sonuç alıyordun.

Yapılması gerekenler karşısında tez canlı özelliğinden ötürü hemen sonuç alamayınca çabuk pes ediyor gibi bir yansıma bırakıyordun. Oysaki doğru çözümü ve zamanı beklediğini, sonrasında giriştiğin o işin, eylemselliğin yarattığı sonuçlarda görebiliyorduk. Doğal öncülük pozisyonun, kendine has duruşun tüm canlılığı ile hepimizin hatırında.

Durmuyor, biat etmiyor, haksızlığa kayıtsız kalmıyor, akıyor, akıyor ve akıyordun. Akışın uğruna kavgaya tutuştuğun ülkeneydi. ‘Sömürgeciler artık defolup gitmeli’ diyordun. Her genç gibi sen de kabına sığmıyor, yaşamın her alanına sinmiş bütün kötülükleri, kiri-pası silip temizlemek istiyordun. Canavarlaşan koca sistem karşısında kendini hiç de küçük görmüyor, onun karşısında başı dik durmasını bilecek kadar inanıyordun yüreğine.

Yürek gözüm seni aradı

8-RONAHI - LEYLA SAYLEMEZHedlê sendeki bu gözükaralığı farketmiş olmalı ki birgün bana, “Bu tez canlılığı ile ülkeye giderse erken şehit düşer” demişti. Ben ise bu uyarının kaygısını pek yaşamadım. Çünkü ülkeye giden bendim. Ve sana ‘medeniyet görmüş’ Avrupa’da bir kötülüğün geleceği aklımın ucundan bile geçmedi. O kara günü, çok uzaklarda, karların her yeri beyaza büründürdüğü zirvelerde duydum. O gün beyaz gözümü kamaştırmadı, yürek gözüm seni aradı. Kessellerdi eğer damarımdan kan akmayacaktı. Akabinde ayaza kesmiş ruhumu senin anıların ile ısıttım. Çünkü sen her an karşımda tebessüm ediyor, sesin kulaklarımda yankılanıyordu. Ben, Hannover’liler, halkımız, yol arkadaşların ardınızda yas tutmadık, hesabınızı sormak için yine sizin bilgeliğinize, yol göstericiliğinize sığınıyoruz.

Kavganız tüm evrende yankı buldu

Direniş ile özdeşleşmiş namınız, kavganız tüm evrende yankısı buldu Ronahi… Şimdi onlarca kilometre uzaklıkta, ülkemizin kaderine benzeşen Latin Amerika kitasındayım. Bıraktığınız mirası yüklenerek sizleri, yarattığınız değerleri anlatıyorum adım bastığım her yere. Uğruna can verdiğiniz kavganın sizinle aynı kaderi paylaşan Honduraslı Berta Caceres’lerin kavgası ile buluştuğuna şahitlik ediyoruz. Bu kavganın meyvesi olan küçük Rojavamızın evrenselleşen büyük devriminin yarattığı heyecanı iliklerimize kadar duyumsuyoruz.

Beraber ölümsüzlük yolculuğuna çıktığın, hepimizin öncüsü olan o yüce insan, Sakine Cansız Latin Amerika’da dünyaca tanınmış kadın lider olarak kabul edildi. Bu formalite bir vasfın ötesinde, Kürt kadınının yiğitlik ve zaferinin simgesiydi. Rojbin’imizin de onca emek verdiği, ter döktüğü diplomasi çalışmalarımız dünya kadınlarına ulaştı. Halk diplomasisi esprisiyle örgütlenme ağlarımız büyüdü,  dostlarımız artık dayanışmayı aşıp ortak enternasyonal örgütlenme mekanizmalarına katılmaya ve Kürt halkının mücadelesini sahiplenmeye başladılar.

Adın kıtaları aştı artık

10-RONAHI - LEYLA SAYLEMEZBir zamanlar dünya devrimlerine ilham vermiş olan ve günümüzde de dünyaca etkili Latin Amerika gençlik örgütleri yüzünü, yüreğini Kürt gençliğinin haklı kavgasına döndü. Bu yıl dünya gençlik şehitleri bölümünde Gueverarist Gençlik Hareketi sana (Leyla Şaylemez köşesi) yer verdiler.

Senin adın sınırları, kıtaları aştı artık. Zilanlar, Arin Mirkanlar, Saralar, Rojbinler gibi…

Uzun süredir Arjantin’de emekçiler hükümetin ‘emeklilik reformuna’ karşı sokaktalar ve günlerdir polislerle çatışıyorlar. Ancak istenilen örgütlülük düzeyinden hala uzaklar. İşte tam da bu durumda seni, genç başlayan ve genç başaran dinamik gençlik hareketimizi hayal ettim. Senin de ruhun ve kişiliğine dokunmuş özgür gençlik örgütlenmesine bu diyarların da ne kadar ihtiyaç duyduğunu görüyorum. Gençlik örgütlenmemizin tecrübesi, kolektif ve kömün dinamizminin buralarda da vücut bulması, evrensel bir gençlik sistemine dönüşmesi gerektiğini düşünüyorum. Sadece düşünmüyor, dilimin döndüğünce anlatmaya, beraber inşa etmeye gayret ediyorum.

Mücadelemiz ile sizi anacağız

O lanetli kara günün yeni bir yıldönümündeyiz. Acısı, ızdırabı ilk günkü gibi taze. Fakat o günü birer direniş, mücadele ve adalet gününe dönüştürmek boynumuzun borcu. Eylemlerimiz, mücadelemiz ve başarılarımız ile sizi anacağız Ronahi…

Disiplin ve üstün bir bilgelik ile kucak açmış Sara yoldaşa, Paris’in her sokağında mücadele yüklü ayak izleri olan ve bizlerden tebessümünü eksik etmeyen Rojbin’imize ve sözü özü bir olan yağmur yürekli, kalbimizin Arjin’i olan sana mücadelemizi büyüterek layık olmak boyun borcumuz, büyük sözümüzdür.

PaylaşShare on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterEmail this to someoneDigg thisShare on RedditShare on TumblrShare on LinkedInPrint this page