Kadın düşmanı AKP’ye karşı demokratik kadın ittifakı

Nahide ERMİŞ

  • 11 Haziran 2018

MANSETYüzyılın kaderinin belirlendiği bir zaman aralığındayız. Ulus-devlet statükoculuğu ve küresel hegemonyacı zihniyet ve sistem yapılanmasının artık işleyemez hale gelmesinden kaynaklıdır ki günümüz dünyasında ciddi kaos yaşanmaktadır. Ancak demokrasi güçleri bu durumu olduğu gibi kabul etmeyerek, yaşanan kriz ve kaosun aşılmasına dönük sürekli bir mücadele içersinde oldu.

Bu noktada biz kadınların; egemenlikçi zihniyet ve sistem yapılanmalarına karşı geliştirdiği özgürlük mücadelesi binlerce yıllık köklü bir geçmişe sahiptir. Bizler için bu gelenek, var olma biçimi ve özgür yaşam hayalimizin gerçekleştirilme aracıdır. Bu; tarihin başlangıcından günümüze kadar süregelen kültürel bir değer olduğu kadar,  demokratik kominal değerlerimizin de yegâne teminatıdır. Nitekim bu direniş kültürü ve geleneği ile, yaşanan onca baskı, zor ve şiddete rağmen, kadın öncülüklü mücadele sayesinde toplumların bedenen ve ruhen yok oluşları engellenmiştir. Özellikle Ortadoğu coğrafyasında yüzyıllardır süregelen halkların, özelde de kadınların gasp edilen, yok sayılan hak ve özgürlükleri bizlerin mücadele ve direniş gerekçesi olmuş ve bu gerekçeye dayalı gelişen mücadele bugün tüm insanlığa umut olmuştur.

Önemle üzerinde durulması gereken husus, Kürdistan özgürlük mücadelesinde yer alan kadınların büyük bedeller ödeyerek yaratmış oldukları 40 yıllık mücadele ve direniş geleneğiyle birlikte, ortaya çıkardıkları değerler bütünüdür.

Toplumun kadının sağduyusuna ihtiyacı var

-Kadın sorunu sadece bir cins sorunu olmaktan öte bir zihniyet, bir toplumsal ve sistemsel sorundur. Dolayısıyla bu direniş kültürünü evrensel bir değer haline getirmek, özgür yaşam felsefesi, ruhu ve duygusu olarak yaşanılır kılmak, bunun siyasi politik araçlarını oluşturmak, sadece kadınlar açısından değil, tüm toplum açısından olmazsa olmazlardandır.

Bütün bilimlerin yaratıcısı konumunda olan ve en önemlisi de sorunlara çözüm odaklı yaklaşabilen kadın; bugün de tıkanan toplumsal, siyasal ve ekonomik yaşama aynı çözüm perspektifiyle yaklaşıp nefes aldıracak güç ve kararlılıktadır. Gelinen noktada toplumun kadının sağduyusuna, yapıcı siyaset diline ve barışçıl duygusal zekasına büyük ihtiyacı vardır.  Çünkü kadınlar parçalanan toplumsal hakikatimizin arayışçılarıdır.

Bu arayışın önemli aşamalarından biri de Rojava devrim gerçeğidir. Burada kendimizi tanıma-bilme ve hakikatimizi açığa çıkarma noktasında mücadele tarihimizde önemli bir başarı ivmesi yakalanmıştır. Bu anlamda Rojava’da yaratılan alternatif yaşam modeli ezilen tüm dünya halklarının demokratik ve özgürlük mücadelesine esin kaynağı olmuştur. Dolayısıyla Kadın özgürlük çizgimiz dünyadaki birçok kadın hareketine yeni bir soluk aldırmıştır. Birçok kadın hareketi de bu anlamda Kürt kadınlarının özgürlük ve demokrasi mücadelesinden büyük güç aldığını ifade etmektedir.

AKP kadın düşmanı bir partidir

ada-090515-kadin-destek1Bizlerin en büyük ve heyecan verici kazanımı ‘bilmeyi’ erkek tekelinden çıkarıp toplumsallaştırmasıdır. Bu durum aynı zamanda hakikatin de toplumsallaşması anlamını taşımaktadır. Ancak bütün bu süreçler boyunca demokrasi güçlerinin kazanımlarına yönelik devam eden faşist zihniyetin soykırımcı politikaları yoğunlaşarak devam etmiştir.

Türkiye’de AKP’nin 16 yılık iktidarı döneminde kadınların her alandaki kazanımlarına yönelik yoğun bir saldırı ve kuşatma hali yaşanmıştır. Bunu, basit bir gözlem sahibi olan herkesin görebileceği bir şekilde antidemokratik uygulamalarla devletin tüm kurum imkanlarını kullanarak  yapmaktadır. Bu da AKP’nin eril zihniyete sahip, kadın düşmanı bir parti olduğunu açık şekilde göstermektedir. Aslında bunun tartışmasını yapmak dahi yersiz olmaktadır. Eril zihniyetin katılaşmış faşist temsilini yapmaktadır AKP.

Sadece kadına yaklaşımında değil, tüm toplumsal olgulara yaklaşımı iktidar ve faşizm odaklıdır. Tekçi, ötekileştirici ve baskıcıdır. 24 Haziran baskın seçim kararı da bu politikaların bir devamı, topluma dikte ettirilmiş şekli olarak nitelendirebiliriz.

Bu faşist dayatmanın karşında olması gereken ise; kesintisiz bir mücadele, örgütlülük, kadın birliği ve dayanışma kültürünün geliştirilmesidir. Bu bilinçle kadın eksenli bir yaşam hayali olan bizler için 24 Haziran, faşist ve zorba erkeklikten hesap sorma günü olacaktır.

Demokratik kadın ittifakı 

ank-22-05-2018-kadin-adaylar-tanitim2Kadınların siyasi yaşama katılımının önünü alan, cinsiyet eşitsizliğini derinleştiren özellikle de siyasi karar mekanizmalarında kadına  yer vermeyen bir faşist zihniyetle karşı karşıyayız. Burada kadının siyasal ve toplumsal hayatın dışına itilmesinin sebepleri arasında siyasi, sosyo-ekonomik, ideolojik ve psikolojik engelleri sıralayabiliriz. Dolayısıyla, kadını siyasi hayatın dışına iten erkek egemen siyaset yapısı ve onun zihniyetidir. Çünkü tarihsel ve siyasal olarak liderliğe ve siyasi aktörlüğe eril bir kimlik verildiği için kadınlar sosyalleşme sürecinde siyasete ve liderliğe yönlendirilmemektedir. Bu noktada siyaset erkek işi olarak görülmektedir. Bundan dolayı diyoruz ki kadınların maddi-manevi her türlü siyasette teşvik edilmesi, siyasette aktif bir şekilde rol alması mutlak olarak sağlanmalıdır.

Günümüz egemen, faşist zihniyetine karşı köklü bir cevap oluşturmak için bütün sol-sosyalist ve feminist kadın örgütlerinin ortaklaşması kaçınılmazdır. Bu da demokratik kadın ittifakını güçlendirmekle mümkün olacaktır. Ancak böyle bir kadın ittifakının gelişmesi halinde kadının toplumsal ve siyasal kazanımlarına yönelik saldırılar durdurabilinir.

Kadın temsiliyetinin arttırılması 

HDP KADIN BEYANNAMESIHalkların Demokratik Partisi bu anlamda siyasal yaşamda kadın temsiliyetini artırmanın en etkili yollarını geliştirmenin  mücadelesini vererek mekanizmalarını oluşturmaktadır. Bununla birlikte kadınlar kendilerini sistematik olarak dışlayan siyaset mekanizmalarını kırarak, bu alanda aktif rol almayı başarmışlardır. Bu da HDP’nin dünyada var olan kota uygulamasının önüne geçerek kadınların siyasete eşit temsiliyetinin önünü aç. “Cinsiyetçi siyasete ve onun her türden ideolojik uzantılarına karşı demokratik cepheyi güçlendirmeleri ve siyasete bir sahiplik duygusuyla yaklaşmalarıdır. Toplumsal değişim-dönüşüm açısından büyük bir devrime yol açabilecek kadın çoğunluğuna ulaşmalarıdır.” esprisi önemli bir karşılık buldu.

Bu durum her türlü kota uygulamasının dışında ele alınmalı, kadının katılımı arttırılarak kadın renginde bir siyaset tarzı geliştirilmelidir. Bu noktada kadın örgütlerinin harekete geçirilmesi her türlü yasal düzenlemenin sınırları zorlanarak, toplumsal değişim ve dönüşümde  öncü rol üstlenilmesi ve kadınların yasalara uydurulması değil yasaların toplumsal yaşamın ihtiyaçlarına göre yeniden düzenlenmesi sağlanmalıdır.

HDP’nin kadın aday profili

SECIM-2015-15Kadın kurumlarının kapatılmasının, gasp edilmesinin eril-militer yapılara peşkeş çekilmesinin ne anlama geldiğini biliyoruz. Bu yüzden diyoruz ki tarihin baş aşağı edildiği bu coğrafyada kominal ortaklaşmacı, hakimiyet ilişkisinin olmadığı bir dünya perspektifiyle mücadelede ortaklaşalım. Kadınlar olarak birbirini tamamlayan, birlikte var olan, doğaya-tabiata tahakkümün olmadığı demokratik ekolojik kadın özgürlükçü paradigmamız etrafında birleşelim.

Burada önemle üzerinde durulması gereken diğer önemli bir nokta da HDP’nin aday profilinde olması gereken temel özelliklerdir. Son yıllarda AKP faşizmi ile birlikte toplumda artarak devam eden kadın düşmanlığı karşısında olması gereken kadın özgürlükçü, demokratik, ekolojik paradigmayı benimseyen bir aday profilinin öne çıkarılmasıdır. Bu aday profilinin tüm toplumsal farklılıkları birer zenginlik olarak görmesi, dolayısıyla bir arada yaşama kültürünü yaratıcı politikalar geliştirerek  topluma benimsetmesi gerekmektedir. Kutuplaştıran değil birleştiren, çatıştıran değil demokratik uzlaşı kültürünü esas alarak birlikte büyümeyi amaç edinen özelliklere sahip olmalı, bu anlamda HDP’nin kadın çizgisini doğru temsil edebilmelidir.

Sonuç olarak, sistemin büyük baskı ve zoruna rağmen halkların demokratik partisi 24 Haziran baskın seçimlerine en hazırlıklı parti konumunda. Kendimize güven ile, dinamik halk gücü ve çalışan yapımızla, bir oyun herşeyi değiştirebileceğine olan inanç ile, AKP ve MHP faşizmini sandıklara gömerek 24 Haziran gününü halkların demokrasi bayramına dönüştürelim.

PaylaşShare on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterEmail this to someoneDigg thisShare on RedditShare on TumblrShare on LinkedInPrint this page