Kadın direnişlerinin toplamı ve mirası: Rojava Devrimi

Rojda FIRAT

  • 18 Mart 2017

5Devrim veya direniş çok renkliliği yansıtır ve bahar misali çiçeklenir her yer. Renkler özgürlüğü temsil eder. Devrim bu sebeple renklerin mücadelesi ve direnişidir: Gökyüzünün mavisi, kar beyazı, papatya sarısı, gül kırmızısı ve onlarca, yüzlerce renk tüm sınırları ve bentleri yırtarak siyaha karşı durur. Siyah peçeler köleliktir, özgürlüğün ve kadının güzel gülüşünün tutsak edilmesidir. Renkler ise özgürlüğün, yeniden doğuşun adıdır.

Bir damla su nehre dönüştü

Rojava Devrimi denildiğinde nutku tutuluyor insanın çünkü onlar, “Hakikatin peşine düşmek, haksızlığın hesabını sormayı beraberinde getirir” sözünde ifade edildiği gibi hakikatin peşinden koştular, devrimi direnişle taçlandırdılar. Direniş görkemliydi, kelimelerle anlatılmayacak bir irade ortaya kondu ve bağlılık çok derindi. Rojava Devrimi, köleliği, boyun eğmeyi değil, direnişi, başkaldırıyı ve özgürlüğü hedefleyenlerin hikâyesidir. Kadın ve erkeğiyle, gencinden yaşlısına hep beraber DAİŞ’e karşı güçlü bir irade ve duruş sergiledi. Rojava’da savaşanlar, direnişin öncüleri ve kahramanlarıydılar.

 Her başkaldırı, var olmak ve kendini var etmek için bir çığlık ama aynı zamanda tüm dünyaya onurlu  sesleniştir. Bu başkaldırı yüzyıllardır hayali kurulan, iyiye ve güzele ulaşma özlemiydi. İşte bu sebeple Rojava Devrimi, artık dilden dile dolaşan, yeniden uyanışın ve özgürlüğün türküsüdür.

 Öncesinde tüm özgürlüklerimiz kelepçelenmiş, yasaklanmıştı ve özgürlüğün hayali çölde bir yudum su gibiydi. Rojava Devrimi, orada gösterilen direniş ve başkaldırı, o bir yudum suya ulaşmanın mücadelesi oldu ve sonunda su damlaları bir araya gelerek çağı çağıl çağlayan bir nehre dönüştü.

 Devrim öncesi Önderliğimizin Rojava’da kadınlarla kurduğu yoldaşlık, kadınlara duyduğu güven kadınlar yaşamın her alanına katılım sağlamalarına yol açmış, Önderliğimiz bugünün temelini daha o yıllarda büyük emek ve çabalarla atmıştır. Önderliğimiz kadınlara duyduğu güveni şu kelimelerle dile getirdi: “Özgür ve güzel yaşamın garantisi olmaları gerektiğini hep söyledim. Bir gün mutlaka gerici, yalancı ve zorba erkeği hizaya getirecek güçlü kadına ulaşacaklarına dair duyduğum inançla çabalarımı sonuna kadar sürdürdüm.”

Direniş birikimiyle yeni yaşam inşa ediliyor

3-Önderliğimiz, kadınla yoldaşlığı esas ilke edindi ve “Bir toplumun kadınlarının yaşam düzeyi, o toplumun tanımında esas ölçüttür” diyerek toplumsal çözümlemenin çerçevesini oluşturdu. Bir toplumun ancak kadınla birlikte yüceltilebileceği ölçütünü getiren Önderliğimiz, kadının öz bilinci, gücü, iradesi ve eylemliliğini esas alan devrimin altyapısını o yıllarda attı. Kadın ve yaşam (jin û jiyan) ayrılmaz bir bütündür ona göre. Kadın olmadan yaşam, yaşam olmadan da kadın olmaz.

 Bu perspektifle yol alan kadınlar, direniş sembollerini yıllarca birbirlerine devrederek bugünlere geldiler. Tarihsel direniş birikimi, Rojava Devrimi ile somutlaştı. Bu yüzden uzun soluklu devrim süreçlerinde kadınlar hep en çok emek verenler ve yaşamı yeniden yaratabilmek için kendini adayanlar oldular. Devrim Rojava’da başlamadan önce de Kürt kadınları bir mücadele yürütüyor, emek veriyor ve bütün alanlarda örgütleniyordu. Devrim öncesi altyapı hazırlanmıştı ve devrim süreci başladığında bütün kadınlar, devrim saflarına aktılar. Şimdi adını tarihe yazan Rojava Devrimi, kadın öncülüğünde toplumu yeniden inşa ediyor.

Devrim, gülen kadınlarla yapılır

Yaşamla en güçlü bağı kadınlar kurarlar. En güçlü hissi kadınlar yaşarlar. Devrim demek gülen güzlü kadınlar, direnen ve mücadele eden kadınlar demektir.

 Devrim süreçleri, toplumların değişim ve dönüşüm süreçleridir. Devrim öncesinde kurulan veya alışıla gelen her şey ters yüz edilir. Devrim yeni yaşamın kuruluşu ve sürdürülmesidir.

 Buna mukabil devrim, birçok zorluğu ve acıları getirir. Binlerce kadın yoldaş bu özgürlük yürüyüşünde, devrimci mücadelede topraklarına ve halklarına olan bağlılıkları ve özgürlüğe olan özlemleriyle şehit düştü. Onların amacı, süregiden erkek egemen zihniyeti aşmak ve özgür yaşama ulaşmaktı.

 Gücünü kadınların iradesinden, eyleminden alan devrimler, erkek egemenliğine karşı bir mücadeledir ve yüzyıllardır yaşanan eşitsizliği yıkarak kadına eşit ve adil bir düzen içinde yaşama özgürlüğünü verir. Rojava Devrimi de ataerkil düzen tarafından kadına biçilen ve onları sadece nesneleştiren görevlerin sorgulanmasına yol açtı. Devrimle birlikte kadınlar, “alınıp satılan” bir eşya olmadıkları, yaşamın esası ve kurucu öğesi olduğu bilincine ulaştılar.

 Böylece kadınlar, toplumsal her alanında örgütlemeye ve kendilerini ataerkil dayatmalardan korumaya başladılar. Toplumsal, askeri, ekonomik, siyasal ve sosyal alanlarda kadın örgütlenmeleri yaşanıyor ve devrim topluma rengini vermeye başlıyor.

Erkek egemen sistemin yerine demokratik yaşam

Rojava Devrimi, kalıplaşmış toplumsal cinsiyetçi bakış açısını yıkarak toplumu zehirleyen erkek sistemin yerine demokratik örgütlenmeler getirerek demokratik yaşamı geliştirdi. Rojava Devrimi ile birlikte kadın örgütlü güce ulaştı ve kadınların kendilerine güvenleri daha da arttı. Kadında var olan güç ve potansiyel açığa çıktı ve böylece büyük toplumsal değişimlerin yolu açıldı. Kadının kazandığı güvenle toplumda da kendine güven gelişti. Aşiret ve geleneksel ailenin yarattığı sorunlarla ciddi bir mücadele ve örgütlenme geliştirildi. Devlet kültürünün yol açtığı ve beslediği kadına karşı şiddetin önü alındı.

Rojava’da eşbaşkanlık sistemi

Biliyoruz ki kadın ve erkek toplumun oluşmasında önemli iki cinstir ve hiçbir cinsin diğer cinse karşı üstünlüğü olamaz. Kadın erkek olmadan, erkek de kadın olmadan toplumu geliştiremez. Bu nedenle günlük hayat, siyaset, ekonomi ve askeri alan dahil toplumsal tüm alanlarında kadın ve erkek ortak ve eşit haklara sahip olmak zorundadır.

 Ancak, devletçi zihniyet kadını toplumun tüm alanlarından dışlayarak kadını eve mahkum etmiş ve tüm toplumsal alanlar erkeğe teslim edilmiştir. Bu nedenle kadınlar, devrim süreçlerine aktif olarak katılmalıdır.

 Önder Apo yıllarca Rojava alanında akademi çalışması yürüttü ve bu eğitimlerde ideolojiye ağırlık verdi. Bu akademilere binlerce öncü kadın katıldı. Bu akademilerde oluşturulan bilgi ve birikimle kadınlar bilinçlenirken kadın olarak kendini tanıma,toplumsal, siyasal ve cinsiyet çözümlemelerini yapma gücünü kazandılar ve bu güçle birlikte yaşamda ve toplumsal alanda var olma güveni gelişti. Kadının özgürlük arayışlarını derinleştirdi. Bu yolda yürüyen kadınlar, Rojava Devri2-mi’ne kadın öncülük etti. Bu nedenle Rojava Devrimi kadın devrimidir ve kadın toplumun tüm alanlarında çalışma yürütme gücüne sahip olmuştur.

Aynı şekilde eşbaşkanlık sistemi, Önder Apo’nun eşitsizliğe karşı oluşturduğu bir sistemdir ve bu sistemde kadın ve erkek, eşit ölçülerde yönetim erkini yürütürler. Bu da temelde demokratik, ekolojik, kadın özgürlükçü toplum paradigmasının pratikleştirilmesidir. Kadın böylece hayatın her alanında yürütücü ve örgütleyici bir güç haline gelir. Rojava’da eşbaşkanlık sistemi, oluşturulan her kurumda temsilini bulur ve bu kurumlar eşbaşkanlık sistemiyle yürütülürler.

 Ancak, biliyoruz ki bu konuda erkek zihniyeti tam olarak değişmiş ve dönüşmüş değildir. Kadınla ortak ve eşit bir yönetim anlayışının tam olarak içselleştirilmediğini görüyoruz. Bu zihniyetin tam olarak henüz yıkılmamış olması, kadınlar için mücadele gerekçesidir. Bu noktada kadının kendisini ve tüm kadınları örgütleyerek çalışmalar yürütmesi ve kadın sistemini koruması gerekiyor.

Komün ve meclislerin öncüleri kadınlar

Kolektif yaşamın kurulduğu ve örgütlendiği kurumlar olan komün ve meclisler, öncü örgütler olarak hayata geçirilmeye çalışılıyor. Bu sistem, Rojava’da yediden yetmişe herkesin içinde yer aldığı bir yapı kuruyor. Komünler kendi meclislerini oluştururken her komün ve mecliste iki eşbaşkan bulunması kuralı korunuyor.

 Rojava’da her alanda mahalle, köyler, ilçeler ve kentlerde halkın oluşturduğu komünler bulunuyor. Toplumsal alana dönük tüm kararlar, bu komünlerde halkın çoğunluğuyla ve onayıyla alınıyor. Halkın ekmek, gaz, mazot, gıda malzemesi gibi temel tüm ihtiyaçları komün üzerinden karşılanıyor. Tüm malzemeler herkese eşit ve ortak bir şekilde dağıtılıyor.

 Komün ve meclisler, ortak birlik ve toplumsal barışı esas alan bir sistem getirirken Ortadoğu’nun en özgür ve demokratik düzeni de kadın devrimiyle Rojava’da inşa ediliyor.

Öz savunma, hakikat yolcusu olmayı gerektirir

 

Rojava Devrimi ile kadın kendisini örgütledi ve kendi öncü kurumlarını oluşturdu. Ancak bununla birlikte öz savunmanın da vurgulanması gerekiyor çünkü öz savunma kadın açısından önemli bir konudur.

4 Öz savunma kadının kendisini ama aynı zamanda da toplumu korumasının esasıdır. Bu nedenle Kongre Star, Rojavalı kadınların öz savunma örgütüdür. Kongre Star, kadını savunmadan ekonomiye, eğitimden sağlığa kadar hayatın tüm alanlarında özerk olarak örgütlemiştir. Rojava’da Kadınlar Daiş, El Nusra çetelerine karşı savaşmak için, yaşları ne olursa olsun, öz savunma eğitimleri ve silah eğitimleri alıyorlar. Çünkü kadınların en büyük silahı, kendilerini savunma yeteneği ve gücüdür.

 Direniş bize bu devrimde en büyük yükün kadınların sırtında olduğunu gösterdi. Kadına yönelik dünyanın her yerinde saldırılar devam ediyor. Çünkü egemenlikçi zihniyetin kadın konusundaki genel yaklaşımı kadını zapt etmek, tüm haklarına tecavüz etmek, ruhsal ve bedensel şiddet uygulamaktır ve bu zihniyet dünyasında kadın insan yerine bile konulmaz.

 Bu saldırılara karşı Rojava’da hem Kürt olma hem de kadın olma bilinciyle öz savunma sistemi geliştiriliyor. Rojava’da yaşayan Arap, Kürt, Ermeni, Asuri kadınlar üzerinde devrim öncesinde şeriat ve aşiret yasaları uygulanıyor, kadınlar baskı ve zulüm görüyordu. Sistemleşmiş ve hâlâ bir tehlike olarak varlığını koruyan şeriat ve aşiret düzeniyle kadınlar tek başına mücadele edemeyeceği için kadının örgütlenmesi ve öz savunma gücünü sosyal, siyasal, askeri, ekonomik ve eğitim alanlarında geliştirmesi gerekiyor.

 Toplumda zorla evlendirme, küçük yaşta evlendirme, çok eşlilik, başlık parasının yasaklanması ilk alınan kararlar arasında. Kadınların öz savunma birimleri namus saikiyle işlenen cinayetleri önlemek için çalışma yürütüyor.

Mücadele, direniş, devrim ve sonrasında kurulan yaşam kadınlar her açıdan kendilerini korumalarıyla mümkün. Tarihsel devrim mücadelesinin mirası ve Rojava devrimi ile bu bilinci kazanan kadınlar örgütlendi, güçlendi ve kendi savunma örgütlerini kurdular. Bu nedenle diyebiliyoruz ki artık Rojava Devrimi, tüm kadın direnişlerinin toplamı ve eşit, özgür, adil, bir geleceğe bırakılan mirastır.

PaylaşShare on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterEmail this to someoneDigg thisShare on RedditShare on TumblrShare on LinkedInPrint this page