Hakikatin somutlaştığı devrim

Ruşen BEZAR

  • 17 Temmuz 2017

MANSETTarihsel zaman akışı Ortadoğu bölgesini çok köklü değişimlere ve yeni oluşumlara sürüklemektedir. Yaşanan gelişmeler sarsıcı ve kendi içerisinde çarpıcı sonuçları ortaya çıkarmaktadır. Dünya çapında hegemonya savaşlarının ve dengelerinin an be an değiştiği ve yeni baştan kurulduğu böylesi zorlu bir süreçte halkların direniş gerçekliği giderek daha belirgin bir kimlik kazanmaktadır. Bölgenin giderek daha etkin ve aktif bir siyasal iradesi haline gelen demokratik direniş çizgisi, evrensel  düzeyde anti-kapitalist ve demokratik mücadelenin eksenine oturmaktadır. Kobanê direnişiyle DAİŞ’e karşı mücadelede salt askeri direniş iradesi olarak dünya gündemine oturan mücadelemiz, bu iki yıllık süre içerisinde çok stratejik bir siyasal kimlik ve meşruiyet kazanarak bölgesel gelişmelerde etkin bir rol üstlendiğini ortaya koymuştur. Bu süreç  kesinlikle Özgürlük Hareketinin toplumsallaşma ve politikleşme düzeyi ile alakalıdır. Önderliğimizin “Demokratik Ulusların İnşa Çağı” olarak tanımladığı bu tarihsel süreci bütün yakıcılığı ve zorlukları ile birlikte çok somut bir şekilde an be an yaşıyoruz. Tahayyül edemediğimiz kadar evrensel ve tarihsel  sonuçları ve değişimleri ortaya çıkarmaktadır. Demokratik ulus inşasının en ufak esintisi bile kokuşmuş ve kendisini üretemeyen merkezi uygarlık sisteminin çatlaklarını radikal bir şekilde derinleştirmektedir. Çağın bütün temel sorunlarına çözüm kapılarını açan ve halklar lehine gelişim seyreden tek güç olarak demokratik direniş çizgisi, giderek ideolojik ve politik gelişim doğrultusunu ve potansiyelini daha fazla açığa çıkarmaktadır.

Toplumsal değişimler kendi dinamiğini yaratır

Toplumsal yükselişler dar ve güncel politikaları ve yapıları kırarak veya aşarak gerçekleşir. Çoğu zaman dar zamanlara sıkıştırılmış oldukça radikal kopuşları ve kalkışları ortaya çıkarır. Bütün dünya güçlerinin ve politik yapıların çare ve çözüm üretemediği, ciddi anlamda sarsıldığı ve kırılma noktalarına geldiği böylesi süreçlerin ne tür sonuçlar yaratacağı çoğu zaman öngörülememektedir. Uluslar arası hegemon güçlerin kendi iç çelişkileri ve çözüm konseptleri de böylesi süreçleri kontrol edebilme gücünde değildir. Amerika ile Rusya arasındaki çelişkiler sistemin kendi iç çelişkileri olabilir, fakat onu da aşan ve tarihsel sürece esas damgasını vuran, onu harekete geçiren çok daha temel ve köklü çelişkilerdir. Her türlü uluslar arası müdahalelerin planlanan ve istenen sonucu vermeme olasılığı yüksektir. Genelde bu planlarda halklar iradesizce ve alışılmış bir çaresizlikle bu güçlerin çıkarlarının kurbanı olurlar. Ancak köklü tarihsel-toplumsal gelişimler ve değişimler farklı irade tanımazlar, kendi dinamiğini yaratırlar.

İçinde bulunduğumuz çağın en temel karakteri tekçi, inkarcı ve kültürel soykırıma dayanan  yapıları aşma ve daha çoğulcu ve bütünleştirici sistemlere doğru evrilmesidir. Bu karakterin önümüzdeki süreçte çok daha anlaşılır ve çarpıcı bir şekilde kendisini göstereceği açıktır. Uluslar arası hegemon güçlerin kendilerini her şeye muktedir, her gelişmenin öznesi ve herşeyi belirleyen pozisyonda göstermeleri kapitalist modernitenin temel algı yönetimidir.

Devrim dalgasının yükselişi

RojaYPJ - ARABA - ZAFERva devrimi bu denklem içerisinde nasıl bir gelişimin ve gerçekliğin sahibidir? 6 yıllık devrim deneyiminin ortaya çıkardığı sonuçlar nelerdir? Siyaset ve toplum tarihinde önemli geçiş ve kaotik süreçlerde olasılıkların çok daha fazla arttığını ve küçük bir adımın çok büyük sonuçlar yaratabileceğini hepimiz az-çok biliyoruz. Ama çağın akışını çok somut yaşam alanlarında görmek oldukça heyecan verici ve mutluluk kaynağı. Bir filizin yeşerme hışırtısını duyacak, gözle görecek kadar yeni umut, yaşam ve hakikatin somutlaşmış bir devrim içerisindeki filizlenişini izlemek büyük coşku yaratıyor. İçerisinde bulunduğumuz zaman yepyeni toplumsal yapılanmaların ve yeniden devrim dalgasının hızla yükselişe geçtiği zamanlardır. Rojava devrim deneyimi bu bağlamda giderek evrensel ve tarihsel gelişim potansiyelini açığa çıkarmaktadır. Kürdistan’ın en küçük parçasıdır. Ama bütün Kürdistan direniş geleneğinin ve deneyiminin hızla aktığı ve toplandığı, toplumsal dokuyu derinden etkilediği bir parçadır aynı zamanda. Devrim önderlerinin ve özellikle Kürt halk önderinin onlarca yıl emek verdiği bir parçamızdır. Aslında devrimin uzun yıllar derinden örgütlendiği ve toplumda ciddi bilinç ve birikim yarattığını belirtebiliriz. Daha 25 yıl önce oldukça toplumsal derinliğe sahip değişimler yaşanmıştır.

Toplumsal değişim ve inşa süreci

19. Temmuz Devrimi ardından son 6 yılı aşkın süredir bir yandan dünyanın başetmekte zorlandığı orta ve büyük ölçekli devletlerin bile savaşma yeteneğini gösteremediği DAİŞ gibi bir güce karşı ağır savaş koşulları yaşanırken, diğer yandan çok derin toplumsal değişimler ve inşa süreci yaşanmaktadır. Gelinen düzey; sanıldığı gibi öyle bir günde kolay yıkılamayacak denli derin kökler salmış bir devrim sürecidir. Çevresi sarılmış küçük bir toprak parçası olabilir, fakat oldukça direngen ve kendini savunma ve inşa etme yeteneğine ulaşmış bir Kürdistan parçasıdır Rojava. Bütün kantonlarda öz yönetim ve demokratik ulusun bütün boyutlarında temeli atılmış olan, kendi kendisini yönetme yeteneğinde olan bir toplum sözkonusudur. Özellikle BAAS yönetiminin inkarcı ve tekçi-sömürgeci politikalarının yarattığı bilinçsizleştirilmiş, güçsüzleştirilmiş, özgüvenden yoksunlaştırılmış ve yüzeysel toplum gerçekliği bu 6 yıllık süreçte devrimin en büyük handikapı olarak ortaya çıktı denilebilir. Devrimlerin aşılması en güç zorluğu, toplumsal gerilikler ve toplumun bilinçsizleştirilmiş ve iktidar karşısındaki alıştırılmış çaresizliği olmaktadır. Bunun sadece eğitim yoluyla aşılamadığını son 6 yıllık Rojava devrimi sürecinde öğrendiğimizi belirtebiliriz. Toplumsal yaşamın herhangi bir alanında –ekonomi, siyaset, sosyo-kültürel yaşam, mimariden tutalım, uzmanlık gerektiren mesleki alanlara ve sağlık vs.- sorunların tespiti ve çözüm yöntemleri ve yollarında toplumsal akıl çok ciddi dumura uğratılmış, daha doğrusu gelişimine izin verilmemiş. Devrimin daha ilk süreçlerinde çok güçlü toplumsal örgütlenmeler ve idari bir sistem ortaya çıkmasına rağmen, bunlar kalıcı ve kurucu bir yapılanmaya kavuşamamışlardır. Devrimin heyecanı-coşkusu yaşanırken, iş yaşamın gerçek özgürlük-adalet ve demokrasi  ölçülerinde inşasına dayanınca hızla inançsızlaşan, hep beklentili ve yeni yaşamı kalıcı görmeyen, buna güvenmeyen özellikler hızla açığa çıkmıştır. İlk yıllarda devrim esas olarak siyasi yönü önde olan ve daha ağırlıklı olarak bir siyasi-idari yapı olarak kendisini yapılandırmıştır. Bu da önemli olmuştur. Bir yönetim ve idari deneyimi olmayan Rojava toplumu ilk defa böylesine bir öz yönetim deneyimi tecrübesini edinmiştir. Denilebilir ki, son iki yıllık süreçte içe dönükleşen, içteki devrimin inşa sorunları ile boğuşulan ve yoğun mücadele yürütülen bir süreç yaşandı.

Devrime inanç toplumsal ruh kazanıyor

TABÛRA SILAHÊ GIRAN 5-6-2016 (88)Devrim sadece örgüt yaratmakla bir toplumsal yaşam inşasına dönüşmemektedir. Genel olarak Kürt Özgürlük Hareketi’nin çok köklü bir örgütlenme geleneği ve gücü var. Fakat devrimin toplumsal dönüşüm ve değişime yol açması, bir yaşam kültürü olarak gelişmesi sadece örgütler kurarak, örgüt yaratarak gerçekleşmemektedir. Son iki yıllık süreçte özellikle demokratik ulus boyutlarında atılan adımlar ve bunların toplumun yaşamında ortaya çıkardığı sonuçlar devrimi yeniledi ve temellerini güçlendirdi. Örneğin 2016 yılı sonunda ele geçirilen ve daha önce devlete ait olan topraklar halka dağıtılarak buralarda ziraat kooperatifleri oluşturuldu. Geçen yıllarda kurulmuş olan kooperatifler geçici ve sayı olarak da azdı. Buna rağmen önemli sonuçlar elde edildi. Halkın kooperatifleşmeye ilgisi hızla arttı. Özellikle kadın cephesinden kooperatiflere katılım denilebilir ki, son iki yılda neredeyse 10 katına çıktı. Mevcut durumda 5 binin üzerinde kadın tarım kooperatiflerine üyedirler. Bunun sonuçlarını bu yıl göreceğiz. Ekonomi alanının toplumsal doku ile bağları giderek çok daha güçlenmektedir. Çok sayıda kadın komite ve meclisleri oluşturulmuştur. Her yerelde kooperatifler evi ve hepsinin buluştuğu Kooperatifler Birliği kuruldu. Yüzlerce kadın bu örgütlenmede önemli yönetim görevlerini üstlenmiş durumda. Bununla birlikte sorun sadece kooperatifler kurmak değildir; aynı zamanda bu kooperatifleri yaşam alanlarına ve yaşam kültürüne dönüştürmek gibi bir görev kendisini dayatmaktadır. Kısacası ekonomi sonuç aldıkça ve örgütlendirildikçe onunla birlikte yaşam inşası gerçek bir zemine kavuşuyor. Sadece eğitimlerde veya ortak toplantılarda üzerine tartışılan ve hayali kurulan bir yaşamdan elle tutulur, gözle görülür bir hakikate dönüştükçe, devrim toplumsallaşıyor ve çok güçlü derin kökler kazanıyor. Son iki yıllık süreçte bütün sorunları ile birlikte böylesine bir gelişim kendisini derinden hissettiriyor. Halk da bunu görüyor; devrime olan inanç ve güven toplumsal bir ruh kazanıyor. Şimdi gelinen aşamada bu ruhu özellikle kadınlarda görmek ve hissetmek mümkündür.

Toplumbilimsiz devrim gelişmez

Devrimin ortaya çıkardığı birçok gelişim vardır. Geleneksel erkek egemenlikli zihniyete dayalı toplum ahlakı ve ilişkiler sistematiği önemli oranda yıkılıyor. Bunlar çok sarsıcı da olabiliyor. YPJ WENE - ZAFER ISARETIKadın kölelik çemberini yıktıkça, yeni yaşam arayışlarında çoğu zaman verili olanla karşıtlaşan ve uç, formsuz ve kapitalist modernite tarafından sunulan kadın modellerine kayma gibi yönler de gelişebilmektedir. Son yıllarda bu anlamda bildiğimiz kapalı toplum yapısını oldukça yıkan ve ama özgürlük ölçüleri ile de donanmamış tepki formları açığa çıktı. Çok eşliliği kabul etmeyen, zorla veya küçük yaşta evliliği kabul etmeyen kadın karşısında bu defa da bunları daha fazla dayatan erkek egemenlikli zihniyet ve gericiliği açığa çıktı. Zincirleme etki-tepki mekanizması özellikle kadın etrafında oldukça hızlı ve çarpıcı bir şekilde yaşandı. “Bu devrim bizi nereye götürüyor?” gibi bir yaklaşım erkek egemenlikli mantığın daha da gericileşmesini getirebiliyor.  Hala da bu yaşanmaktadır. Başta ciddi kaygılar ve zorlanmaları yaratsa da; fakat giderek kendi yatağına akan bir kadın özgürlük arayışı ve bunun biçimlenişi yaşanmaktadır. Bu konuda da çok önceden hazır bir reçete yoktu. Bütün kadın özgürlüğüne ilişkin ulaşılan sonuçların toplumsal zeminde somut yaşam değerlerine ve tarzına dönüştürülmesi kendi başına apayrı bir yoğunlaşma ve kurucu nitelikler istemektedir.

Toplum, değişimleri ve müdahaleleri kolay kabul etmemekte; herhangi bir gelişimin gerçek anlamda yaşam gücü olup olmadığı, onun kültürel gerçekliğine uyup uymadığı ve herşeyden önce kalıcı olup olmadığı, yaşamı güvenceye alıp almadığı gibi konularda toplum, çok ciddi anlamda eleyip dokuyor. Kültürel toplumu zedeleyecek bir yeniliğe, değişime açık olmamaktadır. Sonuçlarını görmek, anlamak ve ona göre katılmak istiyor. Bunun da bir özsavunma mekanizması olduğu açıktır. Her önüne gelen ve özgürlük iddia eden projeyi kabul etmemektedir. Bu aynı zamanda süreklileşen ve her an yaşanan devrimin sosyolojisini açığa çıkardı denilebilir. Toplumbilimsiz devrimin gelişmesinin mümkün olmadığı son yıllarda daha fazla anlaşıldı. İktidarcı, hükmeden “ol” demekle oldurttuğunu düşünen, toplumu alabildiğine küçülten idari tarzlar karşısında toplum direnç ve tepki göstermektedir. Bunun da devrimin önemli bir gelişimi ve diyalektiği olarak değerlendirmek önemlidir.

Devrim ve eleştirel halk gerçekliği

YPJ -QALA CABIRBütün bu ortaya konulanlar Rojava Devrimi’nin son iki yıl içerisinde toplumsal niteliklerinin daha fazla geliştiğini ve önemli bir toplumsallaşma düzeyini yakaladığını göstermektedir. Yanlış politikalar, yanlış yaklaşımlar karşısında tutum geliştiren eleştirel bir halk gerçekliği açığa çıkmış durumdadır. Bu da devrimin önemli bir kazanımı olmaktadır. Yine devrimin son iki yılında özellikle dar ulusçu yaklaşımın ve halklar arasında ekilmiş olan yabancılık ve düşmanlık duygularının devrim ile birlikte aşılması sorunu kendisini daha yakıcı bir şekilde ortaya koymuştur. Özellikle devrimin giderek Arap ve diğer halkların kurtarıldığı alanlara açılımı sadece stratejik siyasal bir yaklaşım olmadığı, devrimin karakteri ile ilgili olduğu açığa çıkmıştır. Devrimin Ortadoğulaşma ve giderek evrenselleşmesi anlamında bunun halkların farklılıklarla birlikte yaşama gücünü açığa çıkarmak en önemli zihniyet değişimini dayatmaktadır. Devrimin esas gücü buradan gelmektedir. Bu konuda yürütülen çalışmalar çok hızlı sonuç almaktadır. Arap halkının bu konudaki açlığı ve açılıma oldukça açık olan yapısının önümüzdeki süreçte daha güçlü ve derinlikli bir şekilde demokratik uluslaşmaya zemin oluşturduğu belirtilebilir. Devrimin en stratejik görevlerinden birisi de budur. Çalışmaların daha derinlikli ve siyasi-idari olmaktan öte daha toplumsal nitelikte gelişmesi önemli olmaktadır.

Rojava Devrimi’nin ortaya çıkardığı sonuçlar, herkesin kafasında oluşturduğu devrim anlayışını çok çarpıcı bir şekilde değişime zorlamaktadır. Devrimi bir yaşam inşası ve yaşamın özgücüne ulaşma süreci olarak algılamayan her türlü anlayış Rojava Devrimi karşısında başarısızlığa mahkum olmaktadır. Bütün devrim hareketlerinin gelip dayandığı ve başarısızlığa uğradığı noktada Rojava Devrimi’nin çıkış yapma ve Ortadoğu çapında büyük bir aydınlanma kültürel devrimi gerçekleştirme potansiyeli oldukça yüksektir.

PaylaşShare on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterEmail this to someoneDigg thisShare on RedditShare on TumblrShare on LinkedInPrint this page