Gulanca yaşamak

Eylem Xelîkan

  • 11 Haziran 2018

Filiz YERLİKAYA (Gulan).jpg17 Haziran 2002’de yaşamını yitiren gerilla komutanlarından Filiz Yerlikaya’nın anısına

Yaşamın anlamını nice bilgeler, filozoflar ve bilimciler tanımlamaya çalıştı. Kimisi bilinçli karartıcı mitolojik ifadeler geliştirdi, kimisi canlılık niteliği taşıyan varlıkların hepsinin yaşadıkları süre boyunca kazandıkları deneyimler ve yaşayışlarının bütünü olarak ele aldı. Ruhçulara göre yaşamın amacı ruhsal tekamüldür. Bununla birlikte kimilerine göre yaşamın bir anlamı olması gerektiği kuşkuludur. Hiçbir tanımlama güncel suikastlara uğrayan ve tahrip edilen yaşamı çölleşmeden kurtaramadı. Çünkü yaşamın insanla bağı kurulunca anlamı ve değeri vardır. Bunu anlayanın anlamından bahsedebiliriz fakat anlam körlüğü yaşayanın yaşamı hep yerlerde sürünür. Bazı kadınlar vardır ki; yaşamın içinden akıp yaşamın gözlerinden bakarlar. Yaşamın gayesini sorgulayıp niçin, neden ve nasıl yaşanması gerektiğinin en özlü ifadesi olurlar.

Bu kadınlar, anlamlı ve amaçlı yaşamın kılavuzu, yaşam enerjisinin aktığı ırmak gibidirler. Bu kadınlardan biri olan Gulan (Filiz Yerlikaya) da bulunduğu her mekana canlılık veren, adım attığı her karış toprakta filiz verendi. Bazı anlar vardır ki yaşama yaratıcılıkla, hünerle dokunmak gerekir ki kördüğüm haline gelmiş sorunlar çözülsün. Yaşamın kadınla bağı iyi, doğru, güzel ve zeka yüklü olmalıydı. Anlamla yaşam el ele vermeli, birlik olmalı ve hakikatle buluşmalıydı. Ötesi damarı kopmuş kusurlu bir yaşamdı.

Gulan, yaşamı çoraklıktan kurtarırdı

Gulan1-MANSET-; yaşamı yalnızlıktan, çoraklıktan, nefessizlikten kurtarırdı. Yaşamda varolmanın bilinciyle belirginlik kazanan kadınlar; doğanın, toprak ananın ruhu oldular. Gulan arkadaş, kendi varlığını katılımcılığıyla, yaratıcılığıyla, mücadeleci ruhuyla bulunduğu her ortamda derin izler bırakırcasına belirgin kılardı. Yaşamın güzellemesine harcadığı emek ve sevgi onu yoldaşları içinde vazgeçilmez kılıyordu.   O, yaşamın fedaisiydi. Savaşçılarına yaptığı bir toplantıda şu dizeleri dile getirmişti: “Bu yaşamı nice bedeller ödeyerek, nice badirelerin ve zorlukların çemberini yararak oluşturduk, onun için bizler PKK yaşamının bekçileri ve koruyucuları olmalıyız. Bu yüzden yaşamımız anlamlıdır kutsaldır. Kutsal olana dokunulmaz. Kutsal olan kirletilmez. Kutsal olan bozulmaması, dokunulmaması gereken, üstüne titrenilen değerlerdir. Bu değerlerden biz sorumluyuz. Fedailik, yaşamı her koşul altında kollamaktır” derdi. Gulan arkadaş; yaşam duyarlılığı yüksek, varolmanın en iradeli, en yetkin, en bilinçli ifadesiydi. Gulan yaşamdı.

Çalışarak özgürleşiyordu

2000’li yılların başlarında Rêber APO’nun AHİM savunmaları gelmişti. Önderliğin kendisinde yarattığı düşünce ve zihniyet devrimi yine savunmaların teorik, felsefik derinliği karşısında algılama boyutunda ilk etapta bazı zorlanmalar yaşadık. Gulan arkadaş savunmaları anlamak için gece gündüz okuyor, herkesi etrafına topluyor ve cümle cümle bütün savunmaları zikrediyordu. Savunma derslerinin anlatımının çoğunu kendisi üstlendi. Gece yarılarına kadar okur, kendisini savunmaların ışığında yaratmanın arayışındaydı. Çalışmaya hiçbir zaman zahmetli angarya bir iş olarak bakmazdı, çünkü emeğin sonuç alıcılığına inanıyordu. “Ellerimiz nasırlaşmazsa, alnımızdan terler akmazsa, 24 saat çalışmazsak yediğimiz ekmeğin hakkını nasıl öderiz” derdi. Boş durmak zamanı heba etmek onun için zamanın durduğu andı. Bulunması gereken yer ile bulunduğu yer arasındaki mesafeyi hep ölçüp, biçip, tartar ve çalışma temposunun ibresini sürekli gözden geçirirdi. Kendi zamanını yaratırken bulunduğu mekanda başarı rengini yediye çıkarmak için, güç kaynağı çalışmaktı. Büyük, küçük iş ayırımı yapmadan çalıştıkça başarıyor, başarılı oldukça güçleniyor ve güven veriyordu tüm yoldaşlarına.

Fedailiğin en yalın ifadesi

FilizYerlikayaGulan1Fedai olmak fedakarlığı en üst düzeyde yapabilecek kişi anlamını taşıyordu ve bu konuda Zîlan (Zeynep Kınacı) arkadaş duygularına ve düşüncelerine ışık tutan fedailiğin komutanıydı. Zîlan sadece fedaileşme yolunda olan kahramanlara değil, özgürlüğe susamış tüm kadınlar için bir manifestodur. Fedailer köklerini sağlam tohumlardan alıyordu.

İşte bu minval üzerinde Önderliğimize karşı oluşturulan uluslararası komplo ve esaret koşullarının intikamı büyük olmalıydı. Apocu felsefede derinleşmiş, Kürdistan için gözünü kırpmadan gerekenleri yapabilecek, toplumun yılmaz fedaileri olarak askeri konularda yetkin ve entelektüel birikimleriyle her an, her yerde yanıt olabilecek gerillanın etkili vurucu gücü olmayı kendilerine temel görev bilmişlerdi.

Gulan; “Uluslararası Komploya gerekli yanıtı vermek için ilk etapta kendimizi hazırlamamız gerekiyor. Vakit geldiğinde düşünsel, ruhsal, fiziksel olarak her boyutta bir bütünlüğü sağlamış olarak hazır olmak durumundayız.” derdi.

Fedailik; kendisini her koşul altında adamak, kendinden feragat etmek, gerçeğin çehresinde erimek ve ana damga vurup tarih olmaktır. Fedailik; inançta kararlılık, tarzda koparıcılık gerektirir. Fedailiğin ritüelleri ve ritmini amansız yakalamanın kimliğiydi Gulan arkadaş. Önderliğe olan inancı ve bağlılığı sorgusuzdu. Tarzındaki keskinlik olmazı çürütür, çıkmazları kolaylaştırırdı.

Katıldığı tüm sosyal etkinliklere bir savaş alanındaymışçasına büyük bir itinayla ciddiyetle yaklaşıp yaşamın her alanını kendini eğitmeye dönüştürürdü. Fedailerin kıblesiz olamayacağını dile getirirdi. “Kıblemiz hiçbir kaygı gütmeden kendini feda eden ve nice bedelleri göze alıp özgürlük mücadelesinde fedaileşen yoldaşlarımız olacaktır.” derdi.

Savaş taktiklerinde ve askeri konularda profesyonelleşmiş fedai kadın birliklerini hayal ediyordu. Bu hayalinin ilk adımını fedai birliklerinde kadın arkadaşlarıyla birlikte atacaktı. Önderliğe bağlılığı ve fiziksel olarak kendini özgürlük mücadelesine adamış olmasının da ötesinde; ideolojik, politik, örgütsel ve eylemsel boyutlarda kendini yetkin kılmıştı. Duyguları, düşünceleri mücadelenin amansız ortamlarında büyük imtihanlardan geçerek biçim kazanmıştı ve fedailiği ruhunda özümsemişti.

Önderlik çizgisinin keskin takipçisiydi

FİLİZ YERLİKAYA F-2842Önderlik sahasına gelişi üzerinden birkaç ay geçmişti. Nisan ayında, Ankara’dan ayrılarak İstanbul’a geçmiş oradan da Serhat’a doğru yol almıştı. Birkaç ay Tendürek’te kaldıktan sonra Şam’a Önderlik sahasına ulaşmayı başarmıştı. Şam’da bir apartmanın onuncu katında kalıyordu. Türkiye’den, gerilladan yine Rojava’dan hatta Avrupa’dan gelen kadrolar bu yoğunlaşma grubunda yer alıyordu.

Önderlik sahasına gelişini yeni bir doğuş, yeni bir milat olarak görüyordu. İlk dünyaya gözlerini açtığında da aylardan Mayıs’tı. Baharın en güzel ayında yaşama akmak ve çevresine gülleri muştulamak yakınlarına heyecan veriyordu. Heval Gulan için Önderliğin mekanına Mayıs ayında ayak basması yeniden doğuştu. İkisini birlikte taşıyacak yeni bir isim belirlemek istedi. Yeni bir isim yeni bir tanım demekti, yeni bir yaşam anlamı, yeni bir kimlikti. Filiz olarak başladığı hayat yolculuğu bundan sonra yeni bir mecrada Gulan olarak devam edecekti. O andan itibaren son nefesine kadar aldığı bu isme uygun yaşayacak, baharın ilk müjdecisi gibi her yere yaşam taşıracaktı. Karakterine ve duruşuna yakın olduğundan yeni ismine çok çabuk alışmıştı.

Önderliği can kulağıyla dinliyordu

MansetGulan arkadaş ciddiyeti, kendinden emin ve son derece disiplinli özellikleriyle arkadaşlarının dikkatini çabucak üzerine çekmişti. Fazla konuşmayı sevmezdi ama yerinde ve zamanında dile getirdikleri birikimini ve ağırlığını hissettiriyordu. Önderliğin oturttuğu bir sistem işliyordu ve herkes bu ciddiyeti, ağırlığı hissederek eğitime katılımda bulunuyordu. Gulan, Ankara’da yürüttüğü çalışmaların ve cezaevi sürecinin oluşturduğu birikimle katılım tarzında, yaşam motivasyonunda örgüt deneyimi ve tecrübesini öne çıkıyordu. Yoldaşlarıyla ilişkilerinde sade, doğal yaşama enerjik ve akışkan katılıyordu.

Gulan’ın zekası ve kendinden emin duruşu Önderliğin dikkatinden kaçmıyor, onu şaşkınlıkla karşılıyordu. Gulan iyi bir dinleyiciydi. Önderliği can kulağıyla dinliyor, aldıklarını kişiliğine yedirmenin ve hızla pratikleştirmenin çabasını sergiliyordu.

Gulan okuma alışkanlığı olan birisiydi. Okuduğu kitapları arkadaşlarına önerir, çok beğendiği ve önemli gördüğü kitapları mutlaka arkadaşları da okusun isterdi.

 

PaylaşShare on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterEmail this to someoneDigg thisShare on RedditShare on TumblrShare on LinkedInPrint this page