Gençlik ve politiklik

Dilar DİRİK

  • 16 Şubat 2018

MANSETGenç olmak, yaratıcılığın dinamiği olmak, dönüşüp, değişebilmek, kendini yeniden var edebilmek ve bunları sağlayabilmek için de her türlü eziyete karşı direnmek demektir. Genc olmak, önceki nesillerin kurduğu veya karşı çıkmadığı düzene karşı duruş belirlemektir. Yaşından bağımsız ve zamana aykırı, kendi içinde gençlik ruhunu koruyabilenler, direnerek zamanın akışına karşı da mücadele edip, çağları değiştirebilir. Genç yaşta bile egemenlerin asimilasyon çarkını kabul edenler ise, ihtiyarlanıp fossilleşmiş ve dinazorlaşmış olur.

Gençlik, bu sebeplerden dolayı aynı zamanda bir kaos sürecine benzer. İçinde her türlü olanak, fırsat, imkan ve olasılığı içeren ve besleyen dinamiğinde, aynı zamanda geleceğin her türlü rengi, zenginliği ve koşulları saklıdır. Geleceği yaratabilme potansiyeli, bu oluşum sürecinde gelişir. Dış koşullardan çok  gençliğin iradesi geleceğin şeklini belirler.

Egemenlerin korktuğu gençlik

Egemen sistemler aslında tam da bu nedenlerden dolayı, gençleri her zaman bir tehdit ve tehlike olarak görmüştür. Varlıklarını ölümsüz kılabilmek için şiddet, baskı ve zulme başvuran iktidarlar, aslında bir gün sonlarının geleceGENCLIK 0ğinin farkında oldukları için, gençliğin önünü kesip, kendine entegre etmeye çalışmışlardır.

1968; dinamik gençlik ruhunun dünya ölçeğinde yankısının eylem alanlarında tarihselleşmesini simgeleyen bir süreçti. Sınıfsal çatışmalar, militarizm, ırkçılık, toplumsal cinsiyetçilik, doğaya karşı saldırılara karşı örgütlenen gençler, aynı zamanda toplumsal ahlakın öncülük rolünü üstlenmişlerdi. Tarihin bilinciyle hareket eden gençlik, gücünü örgütlülükte bulup, meydanları sisteme cehenneme dönüştürmüştü. O dönem, kriz içinde bulunan kapitalist devletler gençleri katletmeye basvurarak, onların örgütlü iradelerini yok etmeye çalıştı.

Gençlik toplumsal depresyon sürecinde

1990’lar ile birlikte reelsosyalizmin çöküşünün ardından, kapitalizm koşulsuz zaferini ilan ettikten sonra ve gittikçe, teknolojinin, küreselleşmenin gelişmesiyle birlikte, gençliği pasifize etmek için daha farklı yol ve yöntemlere başvuruldu.

Bu tür saldırılar çok agresif bir şekilde gençlerin düşüncesine, duygusal dünyasına, zihnine ve iradesine müdahale ediyor. Aslında gençlik şuan toplumsal bir depresyon sürecinden geçiyor da denilebilir. Bununla birlikte çözümsüzlük, çaresizlik, tecrit duygusu ve yalnızlık oluyor.

Sanal dünya ve internetin artık herkesin erişebileceği bir alana dönüşmesiyle beraber dünyayı anlama şekillerimiz değişti. algı ve eylem alanlarımıza müdahale edildi. Bu en çok da yeni nesilleri etkiliyor. Haberin, bilginin bu denli seri halde, süzgeçten geçirilmeden hazır sunulması, o bilginin sıradanlığına, anlamsızlığına yol açabiliyor.

İstediği anda bir insanın nasıl katledildiğini sosyal medyada izleyebilen gençler için, artık bu tür görüntüler normalleşiyor. Normalleşen aynı zamanda dünyanın şiddet, nefret ve ölüm dolu olması anlayışı oluyor. Çaresizlik gelişiyor, rahatlığa kayılıyor.

Teknoloji ve politiklik

Bu tü4r teknolojik değişimler, solculuğun yol ve yöntemlerini de etkilemiş durumda. En büyük tehlikelerden biri; solculuğun radikal bir duruş ve eylem olmaktan çıkıp, eğlenceli bir yaşam stiline dönüşmesidir.

Geçmişte, gençler bilimsel sosyalizmden ilham alıp devrimin mutlaklığına inanırken, bugünkü özellikle batı ülkelerinde sistemle iç içe bir yaşayış tarzı var. Sömürgeci sistemler küreselleşmeyle birlikte gittikçe uzaklaşıyormuş gibi görünürken, sınıf anlayışları da değişmeye başladı. Gittikçe, neoliberalizm solun geliştirdiği modelleri, sistemleri ve konseptleri anlamsızlaştırmaya çalışıyor. Örneğin küresel ısınmaya karşı köklü ve uluslararası bir çaba harcamaktan ziyade, bireylere belli tüketim önerilerinde bulunuyor. Sanki herkes yeterince lambasını kapatıp, su harcamasını kısıtlasa dünyadaki artık geri dönüşü olmayan doğa felaketleri duracakmış gibi. Bu şekilde büyük şirket ve devletlerin yarattığı korkunç zararlar, bireysel sorumluluğa indirgeniyor. Bunun da sonucu, insanlar gittikçe tüketimlerini “ahlaki“ kılmakla meşgul olurken, devrim önemini unutmalarına yol açıyor. Solcu gençlerin arayış ve aktiviteleri de bu tür gelişmelerden ciddi bir şekilde etkileniyor. Toplumsal değişim dönüşüm yaratmaktansa, gençlik birçok yerde kendi otonom yapılarını kurarak, sistemden ayrı ama aslında toplumdan da ayrı alanlar kuruyor. Kapitalizmi yaşamamak adına, kendilerini toplumsal gerçekliklerden de izole ediyorlar. Özerklik anlayışı genel toplumun gelişme ve dönüşmesini de öngörmezse, marjinalleşir. Bu tarz yaklaşım ve yaşam anlayışına özellikle Avrupa ülkelerindeki radikal sol gençlerinde rastlamak mümkün. İyi niyetli olsa da, bireycilikten etkilenmiş olan bu tür solcu politika anlayışı devrimcilikten çıkıp bir çeşit modaya dönüşebiliyor.

Dikkat çekici bir başka durum ise; son yıllarda sağcı akımların güçlenmesiyle birlikte, sol hareketlerin gençlere alternatif bir şey sunmadıklarından dolayı, gençlerin ya sağa kayması veya liberalleşip apolitize olmasıdır. Dayatılan sistemde yaşayabilmek için, para, kariyer ve uyum sağlanması şartı dayatılmakta, sonuç olarak toplumsal dayanışma ağlarının gittikçe yıkılması, devlet ve ekonomi tarafından yönetilmeyen yaşam alanının tükenmesidir. Liberal demokrasinin politikliği tek yöntem olarak sunduğu seçim ve parti politikasına sıkıştırarak, asıl politikliği örgütleme alanlarına fırsat bırakmıyor.

Umut herşeye rağmen gençlikte

GENCLIK 4Tekrar etmekte fayda var; gençlik imkansız denilenleri gerçekleştiren güçtür. O yüzden herşeye rağmen, umudu geliştiren ve sağlayan yine genç neslin iradesidir.

Günümüzdeki yeni devrimci hareketler gençliğin fikir ve eylemleri ile var oluyor, ilerliyor, yayılıyor. Son yıllarda, özellikle de 2014‘den beri, Kürdistan‘a kalbi devrim hayalleri ile çarpan dünyanın parlak gençleri akın etmeye başladı. Rojava devrimiyle birlikte uzun yıllardan sonra tekrardan bir ufuk gören gençler, yeni dünyalar, alternatifler hayal edebilme cesaretini somut Rojava devrimi örneğiyle yaşadı. Klasik devletçi ve otoriter sol gelenekçiler Rojava’ya karşı şüpheci yaklaşırken, özellikle radikal, özgürlükçü sol hareketi gençlik ruhunu örgütleyerek doğrudan Rojava‘yı sahiplenme çağrılarında bulundular. Bireyler Rojava’ya gidip örgütlülüğü, özerkliği ve alternatif inşa konularında perspektif alıp, kendi ülkelerine dönerek devrimci hareketliliğe katkı sunmak istedi.

Kürdistan‘ın kendisinde de klasik liberal siyaset anlayışlarını temsil edenler takım elbiseli yaşlı erkekler olurken, her zaman her dört parça Kürdistan ve Avrupa‘dan gerilla saflarına katılan gençler Kürdistan‘daki devrimci politikliğin öz savunması ve estetiğini oluşturmuştur. Geleceğin güzelliğini sağlayabilmek için, yaşamı garantilemek için, direnmek zorunda olduklarını bilenler gençlerdir. Geleceklerinin daha başlamadan çalınmasına müdahale edenler gençtir. Devrim süreçlerine su gibi akanlar gençtir ve tarihin anlarında sonsuzluğu arayanlar da onlardır. Genç kalmak, işte kendini iktidar sistemleri ile ölümsüz kılmak isteyenlerin işi değildir. Genç kalmak, yaşam için ölümü de göze alarak, geleceğin özgür yaşam ile mümkün olmasının anlamıdır.

PaylaşShare on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterEmail this to someoneDigg thisShare on RedditShare on TumblrShare on LinkedInPrint this page