FrauenCafe: Bir soluk nefes almak

Rojda Yıldırım

  • 18 Eylül 2017

MANSETZürih kentinin oldukça düzenli olan sokaklarından farklı olan bir mimariyle karşılaşıyoruz. Yanyana duran uzunlamasına inşa edilmiş binanın her tarafında renkli çizimler, resimler, sloganlar var. İlk dikkatimizi çeken ise Otonomcuların kendine özgü duvarlara yansıyan motifleri oluyor. Donuk duvarlar ve camlı kocaman binaların aksine burası rengarenk. Bir çeşit farklılığın ve aykırı duruşun havasını soluyoruz. Burası bir işgal binası. Otonomcular otoriteye, özel mülkiyetçiliğe inat, buldukları binaları kendilerince “kamulaştırıyor.” İçeri giriyoruz ve sıcak bir karşılamadan sonra sohbetimize başlıyoruz. FrauenCafe’nin aktif bir üyesi olan Lila İtalyan kökenli bir aktivist ve müzisyen. Kendisini Queer Feminist olarak tanımlıyor. 15 yıldır İsviçre’de yaşıyor. Sohbetimize katılan diğer bir aktivist ise Dersimli Feyruz. Yarı Ermeni yarı Kürt bir aileden geliyor. Sevtap ise Karslı bir sosyalist olarak kendini tanıtıyor bizimle. Her üçü de FrauenCafe’de gönüllü olarak çalışmalara katılıyor. Tabii sohbetimize başladığımızda oturduğumuz alana Afgan göçmeni bir aile de katıldı. FrauenCafe farklı insanların buluşma yeri. Bir de onlardan dinleyelim…

FrauenCafe fikri nasıl oluştu, bu noktaya nasıl gelindi, bize biraz hikayesini anlatabilir misiniz?

FrauenCafe’nin yaklaşık dört yıllık br geçmişi var. Bulunduğumuz bu yapı otonom grupların bir parçası. Yani bir nevi otonom çevrelerin bünyesinde kadınların özgün olarak oluşturduğu bir yapıyız. Küçük bir kadın grubu olarak başladık. Yedi-sekiz kadındık. Kadın dünyasını daha fazla tanıma ihtiyacından doğdu bu oluşum. Burada sosyalistler, anarşistler, feministler, otonom gruplar var. Kadınlar olarak bu gruplardan birini oluşturuyoruz. Bu binayı dönüşümlü olarak herkes kullanabiliyor. Her çarşamba kadınlara ait. Sadece kadınların girebileceği bir gün olarak çeşitli aktiviteler gerçekleştiriyoruz.

Neden FrauenCafe ismini taktınız? Yani cafe olarak adlandırmanızın anlamını nasıl yorumlamak gerekiyor?

FullSizeRenderCafe buluşma yeri anlamına geldiği için bu adı seçtik. Amaç bir şeyler paylaşmak, hayata dair deneyimleri ortaklaştırmak. Yani çayın etrafında toplanmak, paylaşmak amacıyla bu isim verildi. Çünkü bir şeyler içerken insanlar aynı zamanda koyu sohbetler yaparlar. Amacımız bir nevi eskiye de gönderme yaparak paylaşım kültürünü yeniden canlandırmak ve bunu bir dayanışma biçimine dönüştürmektir. Cafe’nin anlamını böyle yorumladık ve anlam biçtik.

Peki burada ne tür aktiviteler yapıyorsunuz? Etkinlikleriniz daha çok hangi kesimlere dönük oluyor.?

Aslında geniş bir etkinlik yelpazemiz var. Mesela perşembe günleri film grubu toplanıyor. Cuma günleri Almanca ve İspanyolca dil kursları veriliyor. Geçen dönem seramik kursu vardı. Yine terzihane bölümü ve kursu vardı. Dikiş kursları veriliyordu. Dikiş makinemiz var. Geçen yıla kadar öğrencilere ev ödevlerinde yardımcı oluyorduk. Yine kadınlardan oluşan bir müzik grubumuz var. Birçok etkinlikte, yürüyüşte trampetleriyle katılarak kadın rengini yansıtıyorlar. Dönem dönem konserler, atölye çalışmaları, seminerler yapıyoruz. Farklı olarak düzenli bir biçimde halk sofrasını organize ediyoruz.

Halk sofrası derken?

Yemek hazırlıyoruz, duyurusunu yapıyoruz, sofra kuruyoruz. Tabi ücretsiz. Sadece bir yardım kutusu koyuyoruz. İsteyen gönüllü bağış yapabiliyor. Amaç soframızda da paylaşım kültürünü geliştirmektir. Kolektif bir şeyler yapabilmektir. Dayanışmayı güçlendirmektir. Sofralarımıza birçok farklı insan geliyor. Bu anlamda manevi olarak da olumlu bir etki yaratıyor.

Yani burada her kesime hitap edecek genişlikte alan açıyor ve sunuyorsunuz?

Her sol ve muhalif düşüncenin kendini ifade edeceği bir alan burası. Yani sadece bir düşünce yok. Herkesin kendini ifade edeceği bir alan sunuyoruz. Ancak muhalif olmak yetmiyor. Muhalif olmanın dışında bir de anti sexist, anti faşist olması da gerekiyor. Erkeklerin özellikle cinsiyetçiliğe karşı olması en önemli kriterlerimizden birisidir. İçindeki erkeği yenmesi gerekiyor. Hani Kürt hareketi de diyor ya “erkeği öldürmek.”  Öyle bir şey işte.

Peki erkeklere dönük cinsiyetçilikle mücadele anlamında neler yapıyorsunuz?

IMG_8951Bu alanda daha çok seminer ve atölye çalışmaları gibi etkinlikler yaptık. Çeşitli konularda atölye çalışmalarımız oldu. Kadın ve erkeklerin geleneksel rollerini sorgulamak amacıyla tartışmalar yürüttük. Bu tartışmalarımız sonucunda öz savunma temelinde bir grup oluşturduk. Bu grup cinsiyetçiliğe karşı mücadelede aktif rol oynadı.

Oluşturduğunuz öz savunma grubu daha çok nasıl çalışıyor?

Şiddet ya da zihniyet sorunları karşısında daha çok eğitim, ikna gibi yöntemlerle dönüşüm sorunları üzerinde duran bir gruptur bu. Mesela bir etkinlik yaptık. Bir erkek kadını rahatsız ediyor. Kadın karşı çıktığı halde sarkıntılık etmeye devam ediyor. Grup bu tür durumlarda kişiyi bir köşeye çekip konuşuyor, ikna etmeye çalışıyor. Anlayabileceği bir dilden yaptığının ne anlama geldiği, kötülüğü anlatılmaya çalışılıyor. FrauenCafe olarak yürüyüşlere katılıyoruz. Genelde grup yürüyüşlere maske takarak katılıyor. Herhangi bir şiddet durumunda öz savunma grubu olarak rolünü oynuyor. Her türlü cinsiyetçiliğe karşı mücadele eden aktif bir grup olarak varlığını daha da güçlendirmeye çalışıyor.

İsviçre’de toplumsal cinsiyetçilikle mücadeleyi nasıl görüyorsunuz? Cinsiyetçilik, kadına yönelik şiddet, ayrımcılık vs. basına yansıyor mu? 

IMG_8979Toplumsal cinsiyetçilik genel anlamda yaygın bir düzeyde yaşanıyor. Ancak yansıtma biçimleri farklıdır. Mesela burada göçmen olan, yancı mültecilerin kendi içinde veya dışa dönük herhangi bir şiddet olayı yaşandığında yansıtılıyor. Sanki sadece yabancılarda şiddet kültürü yaşanıyormuş gibi bir algı yaratıyorlar. Bu da bir çeşit ırkçılıktır aslında. Şiddet İsviçre toplumunda da yaygın bir biçimde hakim kültürdür. Ancak aradaki fark kapalı kalmasıdır. Ataerkil taraflar gizleniyor. Çok fazla medyada göremezsiniz. Aile içinde kalıyor şiddet. Yani şiddeti daha çok yabancıların, mültecilerin sorunu olarak görülüyor. Kendi öz sorunu olarak görmüyor ve yansıtmıyorlar.

Görebildiğim kadarıyla mültecilere dönük de çalışma yürütüyorsunuz. Ne tür çalışmalar yapıyorsunuz?

Hemen binamızın yan tarafında mültecilere dönük belediyenin açtığı bir konteynır alanı var. Onlar için neler yapabiliriz diye kendi içimizde tartıştık. İlk olarak kampta kalan mültecileri ziyaret etmekle işe başladık. Kendi alanımıza kadınları davet ettik. Onları dinledik. Yaşadıkları sorunları anlamaya çalıştık. Yine mültecilerin bürokrasiden kaynaklı sorunlarıyla ilgilendik. Tercümanlık, dil gibi ihtiyaçlarını karşılamaya çalıştık. Ya da doktor randevuları olduğunda destek sunduk. Yalnız bırakmamaya çalıştık. Mülteciler için kurslar düzenliyoruz.

Mültecilerle yakından ilgileniyorsunuz. Irkçı yaklaşımlar genel anlamada yaygın mı ya da yansıma düzeyini nasıl değerlendiriyorsunuz?

IMG_8980Aslında çok kötü yansıyor. Mesela doktora gittiğinde “sen bu devlet için masrafsın” diyebiliyor. Mülteci olarak seni aşağılıyor. Yani yaşamın her alanında ayrımcılığı net olarak görebiliyorsunuz. Irkçılık genel anlamda ciddi bir sorundur. Öteki olduğunuz sürekli size hissettiriliyor.

Son yıllarda ağırlıklı olarak Ortadoğu ve Asya’dan gelen bir mülteci akını var. Mülteciler içinde size yansıyan sorunlar nelerdir? Ve siz bu sorunlar için ne tür çalışmalar yürütüyorsunuz?

Aslında birçok sorun yansıyor ve biz bu sorunlara dönük çeşitli çalışmalar yürütüyoruz. Buraya gelen mülteciler için organize ettiğimiz eğitim çalışmaları var. Mesela aile, cinsellik, kadın-erkek ilişkileri üzerinde tartışmalar yürütüyoruz. Çünkü bazı kesimlerde feodal bir kültür var. Bazı kesimlerde de dinin ağır etkisi var. Bu tür tartışma gruplarıyla tabu olarak görülen konuları tartışmaya açıyoruz. Yavaş yavaş konuların derinine inmeye çabalıyoruz. Farklı kültürlerden birçok insan geliyor buraya. Bütün konularda sınır koymadan tartışma yapmaya çabalıyoruz. Birbirimizi bilinçlendirmeye ve sohbet ortamlarıyla paylaşım kütürünü derinleştirmeye çalışıyoruz.

Son olarak belirtmek istediğiniz bir mesajınız var mı?

25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü yaklaşıyor. Çeşitli yürüyüş ve etkinliklerimiz olacak. Şimdiden bütün kadınları şiddete karşı aktif mücadele etmeye çağırıyoruz.

PaylaşShare on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterEmail this to someoneDigg thisShare on RedditShare on TumblrShare on LinkedInPrint this page