Fermandan Özekliğe doğru: ŞENGAL

Piroz NUDA

  • 18 Ağustos 2017

MANSETFermanın 3. yılına girdiğimiz bugünlerde acılar ilk günkü gibi taze. Ancak acı ve öfkenin insanları bilediği, bütünleştirdiği, yaşananların direnişe, bilince ve örgütlülüğe dönüştüğü de bir o kadar gerçek. Şengal halkı ilk kez mağduriyetin ve acıların mahkumu olmuyor. Ama ilk kez direnişle birlikte umut filizleniyor, daha sağlam bir gelecek örülmeye başlanıyor.

“3 ağustos 2014 gününü hatırlayalım” demeyeceğim, çünkü  insanım diyenlerin asla unutamayacağı, belleğinden silemeyeceği bir gün. Tüm mekan ve zamanlarda iyiye, güzele ve aydınlığa dair herşeyin donduğu ve kötülüğün, karanlığın vahşi yüzünün hüküm sürdüğü gün. TV ekranlarında gördüğümüz  o birkaç karelik acı, dehşet ve trajedi tabloları bile insanın vicdanını ayaklandırmaya yetiyordu. İşte o günlerde dağlardan Şengal’e yol alan gerillalar yanan yüreklere su oldular, vicdanların sesi oldular.  Êzîdîlerin göğe varan feryadlarına yetiştiler. Şengal dağında kalarak topraklarını terk etmeyenler, çığlıklarına koşan bu gerillalar etrafında kenetlenerek direnişi sürdürdüler. Şengal’i bırakmanın nelere yol açacağını biliyorlardı. Şengal’de kalmaları sadece kendileri açısından değil, tüm Êzîdîlik açısından çok önemliydi. Çünkü düşmanlarının Şengal’i tamamen insansızlaştırma, Êzîdîlerden arındırma hedefi vardı. Şengal’siz bir Êzîdîlik köklerinden, kültür ve değerlerinden kopmuş bir Êzîdîlik olurdu. Kalanlar bunun farkında ve bilincindeydiler. Bu nedenle DAİŞ vahşetine karşı kendi topraklarında direnmenin yanısıra, tüm zor koşullara rağmen birbirlerine tutunarak, dayanışma ve birlik içinde yaşamda kalma mücadelesi verdiler.

Kendilerine ait olmayı bildiler

SENGAL YJS 6Bu direniş kültürü Êzîdîler’de kendilerine ait olmayı, kendilerine güveni yarattı. Bu anlamda Şengal’de direnişle büyüyen öz savunma güçleri YBŞ-YJŞ ve bu direnişin güveniyle gelişen öz yönetimleri, meclisleri artık Êzîdîler’in eski Êzîdîler olmadığını göstermektedir. Şengal’de yaşanan acı gerçeklik nasıl tüm Êzîdî toplumumuzu ve insanlığı derinden sarsmışsa; direniş ve öz yönetimlerle gelişen örgütlülük birçok halka ilham kaynağı olmaktadır.

Direniş ruhu, dağlardan gelen bir avuç gerilla ile sınırlı kalmadı, bütün Êzîdî halkını etkiledi. Êzîdîler bu direniş etrafında kenetlendi. Şengal’i yeniden yaşam ve umut kaynağı haline getirdi.  Fermandan sadece beş ay sonra 14 Ocak 2015 tarihinde, etrafı henüz DAİŞ çeteleri tarafından çevrili olan Şengal dağında toplanarak konferansa gitmeleri bu kenetlenmenin en net ifadesiydi. Direnişi geliştirme, topraklarını özgürleştirme kararlılığı kadar; Şengal’i tekrar yaşam alanına dönüştürerek, göç etmek zorunda kalanların yeniden topraklarına dönmelerini sağlama kararlılığını da bu konferansla herkese duyurdular.

Şengal’de tekrar umudun yeşermesinden rahatsız olanlar vardı. Hesaplar boşa çıkmıştı. Şengal’i Êzîdîsizleştirme politikası tutmamıştı. Bu konferansın açığa çıkardığı iradeden korktular,  saldırdılar, rahatsızlıklarını ve düşmanlıklarını gizlemediler. Ve bu temelde sürekli bir karşı koyma yaklaşımı içine girdiler. Êzîdî toplumu şaşırmadı, çünkü ferman günlerinde bunları iyi tanımışlardı. Êzîdîliği bitiremeyen egemen zihniyet, Êzîdî toplumu üzerinde yeniden iktidar hesaplarına girerken, bu meclisi kendisine en büyük engel olarak gördü.

Şengal yeniden can buldu

2.5 yıldır kendi öz sistemini kurma çabası içinde olan İnşaa Meclisi bu süre zarfında halkın ihtiyaç duyduğu birçok kurum ve örgütlemeye gitti. Tüm zorluklara rağmen Şengal İnşa Meclisi, dağda kalan insanlar için yaşam imkanlarını yarattı. Çocuklar için okullar kurdu, belediyesini işletti, alan meclislerini oluşturdu, asayiş ve güvenlik vb. örgütlemelere gitti. Tüm engelemelere rağmen kendi kendisini yürüten öz yönetimi ve özerk sistemiyle Şengal’i yaşam alanına çevirdi.

Şengal İnşa Meclisi, sadece Şengal’de kalan Êzîdîler için değil, göç eden Êzîdîler için de umut oldu ve dönüşler için önemli bir rol oynadı. Binlerce aile tekrar yerine yurduna döndü.

Bugüne kadar bu meclis ağırlıklı olarak halkın yaşamsal ihtiyaçlarını karşılama, halkın kurumlarını inşa etme ve savunma güçleriyle halkını savunma rolünü oynamıştır. Bundan sonra tüm sorumlulukların yanında İnşa Meclisi’nin daha fazla misyon üstlenmesi ve temelde kendisini örgütlemesi şarttı. Bu temelde Mayıs 2017’de düzenlediği 2. Kongre ile  Şengal Özerk Meclisi ve Şengal Özerk Yönetimi olarak iki onemli organı görevlendirdi. Artık Şengal’de halkın demokratik öz yönetimiyle özerkliğin zamanıydı. Bu iki organ KDP’nin ciddi engelemelerine rağmen görevini imkansızlıklar içinde icra etti. Êzîdîler’i DAİŞ’e teslim edenler, bırakıp kaçanlar, Şengal üzerinde yeniden iktidar kurma hevesi içindeler. Fakat Êzîdî toplumu, bu iktidarcı güçlerin gerçek yüzünü görmektedir.

Acılar büyük

örgütlenme de büyük olmalı

SENGAL YJS2.5 yıllık meclis deneyimi salt idari değil, en önemlisi de zihinsel ve anlayış düzeyinde de demokratik ve özgürlükçü bir kültür geliştirdi. Bu sistem içinde bunun en önemli yansıması kadınların örgütlenme ve iradeleşmeleridir.

DAİŞ vahşetinin en fazla mağduru olan kadınlardı. Binlerce Êzîdî kadını bu vahşi ve karanlık  faşizmin her türlü uygulamasına maruz kaldı. Êzîdî toplumu kadınla vurulmak, kadınla yok edilmek istendi. Tüm toplumlarda olduğu gibi Êzîdî toplumunda da kadınlar kültür taşıyıcı ve yapıcılardır. Kadınla vurulmak istenen toplumun kadınları öz savunma başta olmak üzere yaşamın tüm alanlarında  örgütlenerek büyük kazanacakları gerçekti. Bu süreçte örgütlenerek özgürleşen kadının, özgürleşerek kazanan toplum olduğunu en fazla da Êzîdî halkının gerçekliğinde görüyor ve yaşıyoruz.

Êzîdî kadınlarının özellikle fermandan sonra örgütlenmesinin çok yakıcı ve hayati sebepleri vardı. Bu anlamda artık hiç bir ‘otoritenin’ baba, ‘koca’, kardeş, devlet ya da gelenekler adına kadının önünde durma, engel olma gibi bir gücü kalmamıştı. Kadınlar, kendi üzerindeki bu otoritelerin gerçek yüzünü ve sahteliğini sorgulamaya başlayarak gücünü keşfetmeye başladı. Potansiyelini ve yapabileceklerini gören kadınlar kendine güvenmeyi, kendine ait olmayı öğrendi. Şengal’de Êzîdî kadınların bu kadar hızlı gelişiminde yaşadıklarının tabii ki büyük etkisi vardı. Ancak yaşanmışlıkların kendi başına özgürlük için yetmediğini kadınlar olarak deneyim ve tarihimizden biliyoruz. Kürdistan Özgürlük Mücadelesi savaşçılarını ve özellikle de kadın savaşçıları böyle bir süreçte tanımaları Êzîdî kadınları için büyük bir şanstı. Kadın hareketinin birikim, mücadele deneyim ve tecrübeleri Êzîdî kadınları için önemliydi. Êzîdî kadınları yaşanmışlıklarını, acılarını nasıl örgütlenmeye, iradeleşmeye ve direnişe çevireceklerini öğrendiler. Artık Êzîdî kadınları yalnız olmadıklarını biliyorlardı. Bir yandan yanıbaşlarında gelişen YPJ öncülüğündeki tüm kadınlara esin kaynağı olan kadın direnişçiliği vardı. Rojava devriminde kadının nasıl iradeleştiğini görüyorlardı. Diğer yandan Şengal’deki kadın militanların yol göstericiliğinde kendileri de güçleniyor ve özgürlüğe doğru yol alıyorlardı. Böyle bir bilinçlenme ve iradeleşme sonucunda Êzîdî kadınları kendi  savunma birlikleri YJŞ’yi oluşturdular. Kendini savunmayı en acil ihtiyaç olarak görüyorlardı. Çünkü fermanda binlerce kadın kendilerini savunamadıkları için DAİŞ vahşetine maruz kalmış ve çetelerin eline düşmüşlerdi. Savunma birlikleri olmalıydı ki bu kadınların intikam yemini olsun ve bu kadınları kurtarabilsin. Kadınların savunma güçleri olmalıydı ki aynı akibeti bir daha yaşamasın.

Bu nedenle Şengal’de daha fazla savunma amaçlı geliştirilen örgütlenmelere ilgi gelişmekteydi. Bu ilgi ve talep sadece YJŞ örgütlenmesiyle sınırlı değildi. Kamplarda evinden çıkamayan çocuklu bir anadan, 70 yaşındaki yaşlı bir kadına kadar herkes öz savunmasını alması gerektiğinin bilincindeydi.

Kadınlar kendilerini keşfediyor

SENGAL YJS 11YJŞ’nin yanısıra Şengal dağındaki tüm kamplarda kadınlar savunma eğitimi üzerinden örgütlenmeye gittiler. Daha sonra okuma-yazma öğrenme ihtiyacı üzerinden eğitim düzenlediler. Tüm bunların yanısıra Şengal’in geleceğine ilişkin, Ortadoğu gerçeğine ilişkin politik bilinç edindiler. Ve en önemlisi de kadınlar olarak artık eskisi gibi yaşamayacakları üzerinden yoğun tartışma ve diyaloglar geliştirdiler. Kadınların bu öğrenme ve ilgileri eğitimlere dönüştü. Bu eğitimler kamplarda her kadının katılabileceği şekilde düzenlenmekte. Ayrıca hem kamplarda hem de ev dışındaki mekanlarda birlikte yaşamı ve paylaşmayı öğretici kılan buluşmalar şeklinde organize edilmekte.

Bu eğitimlerde kadının saklı kalan, bastırılan potansiyelinin açığa çıkması, kendisine ve cinsine güvenin yanısıra, cins sevgisi ve dayanışmasının gelişmesi Şengal’de kadının örgütlenmesi açısından önemliydi. Yine bu eğitimlerde öğrenmeyi susamışçasına arzulamak aslında özgürlüğe olan arzuydu. Ve önemli bir bilinçlenmeyle birlikte kadınlarda gün geçtikçe iradi bir duruş da gelişmektedir.

Küllerinden var olmak…

Artık kadınlar Şengal’de ister savunma, ister eğitim olsun ihtiyaç duyduğu tüm alanlarda örgütleniyor. Kendisini eğiterek ve bilinç edinerek yaşamın tüm alanlarına katılmasının önemini anlıyor. Kadınlar özgün olarak da meclisini oluşturdu. Zamanla Şengal’deki tüm kurum ve çalışmalarda kadının önemli bir temsiliyet düzeyi açığa çıktı. Bu kendisiyle birlikte aile ve toplumda sosyal bir devrim düzeyinde değişim ve gelişme yarattı. Kadınlar yaşamın tüm alanlarına katılırken, örgütlü kadın kimliğiyle varolmanın önemini anlayarak Tevgera Azadîya Jinen Êzîdî (TAJÊ) hareketini kurdu. Bugün kadının özgün örgütlülüğü kadar tüm kurum ve meclislerde kadınların önemli bir temsil düzeyini görmek mümkün. Gelinen bu düzey yönetim mekanizmalarında da eşit temsili sağlayacak eş başkanlık sistemini geliştirmeyi gerekli kıldı. Bugün hem Şengal Özerk Meclisi ve Şengal Özerk Yönetimi gibi iki temel organ başta olmak üzere alan meclislerinde eş başkanlık sistemi esas alındı. Bu kendiliğinden ya da bir yerlerde gerçekleşen sistemin Şengal’e uyarlanması değildir. Şengal’de ilk kurum ve meclis deneylerimde eş başkanlık sistemi olmadığı gibi yeterli bir kadın temsili de mümkün değildi. Bugün Şengal’de kadınların bu düzeyde eşit temsile ulaşarak toplumsal öz yönetiminde ve sisteminde etkili olması kadınların nasıl bir yol katettiğinin en açık göstergesidir. Êzîdî kadınlar artık kendine inanıyor, yapabileceklerine inanıyor. Küllerinden kendisini nasıl var ettiğini görüyor.

PaylaşShare on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterEmail this to someoneDigg thisShare on RedditShare on TumblrShare on LinkedInPrint this page