Efrîn’e yol olan göç hikayeleri 

Nagihan AKARSEL

  • 12 Temmuz 2018

Her göç hikayesi sonu olmayan başlangıçlara kapı aralar. SEHBA PENABER1Nereye gidersen git hep bir gettolaşma halidir yaşadığın… Bir kıyıda kendi uçurumuna bakma hali ya da…

Henüz Efrîn işgal edileli 20 gün olmuştu. Takriben Nisan ayının başlarıydı. Telefonun diğer ucundan gelen ses oldukça öfkeliydi. Sevin’di arayan… Halep üniversitesinde okuduktan sonra 19 Temmuz devrimi ile beraber gelip kantonuna yerleşen, öğretmen olan ve öğretmenliğine jineoloji dersini vermekle devam eden genç bir kadın.

Telefonun öbür ucundan gelen ses, “Biz yedi yıldır kendi kendimizi idame eden bir halkız. Şimdi penaberiz. Yirmi gündür boş boş oturmak zorumuza gidiyor, komünlerimizi oluşturalım hemen… Ne yapabileceğimizi tartışalım, kararlar alalım… An kıymetlidir heval. Bu işgal ile daha çok öğrendik bunu. Biz böyle sıradan bir yaşama alışık değiliz. Efrîn’i kazanmak için an’ı kazanalım” …

Sonra bir hıçkırık… “Efrîn’den çıktığımızda duvarların dibinde oturan yaşlı anne ve amcaların görüntüsü gözümün önünden gitmiyor. Onlardan kimisi gönüllü kaldı orada, kimisi arabada yer olmadığı için. Kimisi… sonra…” tamamlayamıyor cümlesini… Yaşlıların bilgeliğini en iyi bilenlerden biriydi… Babaannesinin hikayeleri ile büyümüştü. Babaannesinin bilgeliğini emanet almıştı. Bu bilgeliği jineoloji ile tüm dünyaya anlatma gayretindeydi. O yaşlı bilge insanları görünce kendine lanet okudu, belki de çaresizliğine lanet okudu kim bilir… Sonra, “Onların yerinde kalmak için ısrar ettim. Ama olmadı” dedi.

Efrîn Efrînlilerindir

EFRIN ZEYTINLIK TARLAHevin ise bir anne. Üç çocuğu var. Tam da 20 Ocak’ta Efrîn işgalinin başladığı gün oğlunun düğününü yapmakta. Efrîn uçak ve toplarla bombalanınca düğünü bırakıyorlar. “Üç aydır nefes alamıyorum” diyor, “Çadırlarda yaşamaya dayanamıyorum. Onun için şimdi Şehba’nın bir köyünde kalıyorum. Oğlum ile gelinimi her gördüğümde işgal geliyor aklıma. Tek tesellim Efrîn’den gelen esinti. Rüzgar bana bütün anılarımı geri getiriyormuş gibi hissediyorum. Efrîn rüzgarının esintisine yüzümü sürüyorum”… Ta derinden gelen sesinde tarifi imkansız bir sancı…

Zahide ise uzun süre hayata küstü. “Efrîn bunu haketmiyor” dedi. “Her sabah uyandığımda güllerimi koklar onlarla konuşurdum. Şimdi kim bilir o güllere ne olmuştur, o güller nasıl da solmuştur. Ama kökleri sağlam yeniden çıkarlar biliyorum” dedi sonra. Her yeni güne başladığında, her sabah uyandığında yüreğinin üzerine oturan acıya direnmeyi öğrendi. “Ne zamana kadar nasıl yaşarım bu duyguyla bilmiyorum ama Efrîn Efrînlilerindir onu biliyorum. Bu acıyı asla unutmayacağım, unutulmasına da izin vermeyeceğim” diyor. Ve şimdi Şehba’da okulda çocuklara dersler veriyor.

***

Göç köksüzleştirme hamlesidir 

MULTECI-COCUK.3Dünya tarihi sayısız göç hikayesiyle doludur. Her göç hikayesi ile binlerce duygu yerinden oynar… Bir ağrı bir sızı başlar… Bir özlem yuvalanır yüreğine. Sabahları mutsuz uyanma halleri her yanını sarar… Güne başladığına lanet getirir, ölümü özlersin usul usul… Her göç hikayesi ölüme meyleder. Ya da kendinden uzaklaşmana, sürülmene sebep olanlara benzeşmene… Ağrısı kalbinde değil, her nefes alışında derin derin sızlar.

Dünyanın bütün halklarının vardır mutlaka bir göç hikayesi… Dünyayı yönetenlerin kanunudur çünkü göç… Köksüzleştirme hamlesidir. İnsanın insan olarak kalma mücadelesine bir darbe… Ve her göçün ardından şefkatli bir elin zehirli imgesi… Göçün nedeni odur oysa ki… Göçün çaresi nasıl o olacaksa…

Efrîn bütün göç hikayelerinin güncellenmiş hali… Sevin’in öfkesinde, Hevin’in sancısında, Zahide’nin yemininde yankılanan acıya yenilmemenin, acıyı güce dönüştürmenin manifestosu… Rüzgarına yüz sürdükleri Efrîn’i işgalden kurtaracaklarına olan derin inanç…

Umudu diri tutan mücadele gücü

Sevin’in öfkesi bütün bu göç hikayelerine bir müdahale evresi. Sesinden süzülen acıyı zamana bırakmadan güce dönüştürme hamlesi… Hevin’in sancısı eşikten öyle ya da böyle değil mücadele ile geçme önerisi. Zahide’nin yemini acıya yenilmeme erdemi… Ve yedi yıllık deneyime dayanan bir inanç abidesi…

Efrîn’i özel kılan yönlerden birisi de işte bu… Acıyı, özlemi güce dönüştürme erdemi… Botan’ın dağlarından çöllere sürülen Kürdün her ne olursa olsun direnme geleneği. Maxmur çölünü akreplerden temizleyerek kupkuru bir toprağı Botan motifleriyle süsleyen halkın yıllara rağmen bitmeyen umudu. Umudu diri tutan mücadele gücü… Hafızasını geride bırakmamanın müthiş direnci… Devam eden mücadelesinin inanılmaz güveni… Efrîn’in Efrînlilerin olduğunu ve hep öyle kaldığını bilen bilincin iradesi.

Efrîn’in rüzgarına yüz sürmek…

EFRIN-KADINLAR“Özgürlüğün ne olduğunu bilenler için işgal daha zordur” diyordu Hevin… Yedi yıl boyunca dünyanın bütün gerici çeteleri ile kuşatılmış, süper devletlerinin hedefinde olan bir kentti Efrîn nede olsa… Buna rağmen yılmadı Efrîn… Özgürlüğün tadına baktı. Yönetiminden okullarına suyundan mazotuna kadar herşeyini kendi imkanları ile sağladı. Hiç kimseye dayanmadı. Özgücü ile bir halkın yaşayabileceğini dünyaya kanıtladı. Kuşatılmış bir kent olduğuna aldırmaksızın üretimden kopmadı. Tarihi dokusunu anlamak ve korumak için yılmadan çalıştı. Suyunu Meydankê’den aldı. Elektriğini jeneratörlerle sağladı. Toprağını kendisi ekip sürdü. Toprağını, suyunu, enerjisini kominleştirmeyi başardı. Komin, meclis, akademi ve kooperatiflerini kurdu. Bunların hepsini kendi özgücüyle yaptı. Şimdi Şehba’da, Tıl Rıfat’ta bunları yapmaya devam ediyor. Eskisinden daha büyük bir azimle… Efrîn’in rüzgarına yüzünü sürerek… Efrîn’in kazanacaklarının kesin bilinciyle bunu yapıyor.

Acıyı, sürgünlüğü, göçü dibine kadar yaşayan kadınlar şimdi acıyı birbirlerinde sağaltmanın yöntemlerine odaklanıyor. Acıyı var ya da yok sayarak değil acıyı güce dönüştürmenin yöntemlerini birbirinde arıyor kadınlar… Her birisinin hikayesi birbirine değiyor. Bu hikayeler yeniden Efrîn’e giden yolu döşüyor.

 

 

PaylaşShare on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterEmail this to someoneDigg thisShare on RedditShare on TumblrShare on LinkedInPrint this page