Karanlığın başkentinde özgürlük rüzgarları

Zerya GÜL

  • 16 Kasım 2017

Rakka özgürleşti. Buna en çok da kadınlar sevindi. Acılarını, sevinçlerini, direnişlerini, şehitlerini, en çok da Önderlikleri’ni kocaman yürekleri, gülümseyen gözleri, tüm zalimlere, zülme karşı ağız dolusu gülüşleriyle karşıladılar. Özgürlük bayraklarını dalgalandırdılar, rak-18-10-17-rakka-operasyon-zafer-detay1silah sıkmaktan yorulmuş ellerinde. Kobani’yi, Şengal’i hatırladılar. Selam durdular şehitlerinin ve Özgürlük Önderleri Önder Apo’nun önünde. Tecridi bir yaşam biçimi olarak dayatmak isteyenlere, asla kabul etmeyeceklerini, hiçbir sınıra takılmayacaklarını, Önderlikleri ve özgürlüklerine düşkün, sevdalı yüreklerinin tüm egemenlik duvarlarını aşacaklarını gösterdiler. En çok da halaylarına yansıttılar coşkularını; bitmez, tükenmez enerjiyle halkların ve tüm kadınların özgürlüğü için yürüdüklerini unutmadan. Her türlü sömürgeciliği, egemenliği, erkeklik adına dayatılan tüm şiddet biçimlerini yerle bir edeceklerini omuz omuza halaya durur gibi yürüdükleri savaş meydanlarında gösterdiler.

DAİŞ egemen erkekliğin senteziydi. Erkeklik adına kullanılmış, eskimiş, yerle bir olmuş ve deşifre edilmiş tüm yöntemleri, yeniden diriltmek için son şansını deneyen uygarlığın kirli yüzü, katliamcı, dinci, milliyetçi, cinsiyetçi, tecavüzcü gerçeğinin kara lekesi gibi yayılmak istedi Ortadoğu coğrafyasına. Kapitalist modernitenin kirli, öldürücü, incitici, en kıyıcı silahlarını, bölgenin en gerici ideolojileri ve zihniyetiyle kuşanarak kusmak istedi kadınların, halkların, insanlığın üzerine. Egemen erkek zihniyetinin ürettiği tüm yöntemleri kullanarak meydan okumak, yok etmek istedi, toplumlar, kadın ve güzellikler adına ne varsa. En çok kadınlara saldırdı, en fazla onları incitmek, onurunu kırmak istedi.

2014’te Şengal’den Rakka’ya uzanan bir hatta Şengal’den kaçırdığı, yakınlarını katlederek her türlü insanlık dışı uygulamaya tabii kıldığı Êzidî kadınlarını zincirleyerek pazarlarda sattı. Kadınların köleliği üzerine kurulan başkentlere yeni birini daha eklemek istedi. Köle pazarlarında satılan, köleliğin binbir biçimi ile kadınlar ve halklar üzerine kurmak istedi yıkılmış iktidarını. Krizini, düşünsel, ruhsal ve bedensel olarak liberalizmin bütün öldürücü silahlarını kullanarak çözemeyen uygarlık dünyasının, Ortadoğu kahramanı olmak istedi. Ortadoğu’da, Mezopotamya’da ilk inşasını gerçekleştiren devletin, iktidarın ve egemen erkekliğin kurtarıcısı, kılıcı olmak, kesik başlar ve zincirlenen yaşamlar üzerinde yükseltmek istedi kara bayrağını. Burada sonuç alırsa, bütün dünyada hakimiyetini yeniden inşa edeceğini hesapladı. Yüzyılın hesaplarının görüldüğü bir dönemde, egemenlik güçlerinin dökülen yüzü, görünen gerçeği, en kaba yansımasına dönüştü. Geldiği gibi gitmeye evrildi zamanı!

Kürdistan ve Mezopotamya toprakları tüm uygarlık hesaplarını boşa çıkaran bir Önderliğe, özgürlük mücadelesine ve direnen, özgürlüğe sevdalı kadın ve halk militanlığına sahip. Rojava devrimi, halkların ve kadınların umudunu, özgürlük özlemlerini gerçeğe dönüştüren, harekete geçiren bir rol oynadı. Ortadoğu halkları başta olmak üzere, dünyanın değişik coğrafyalarından yeniden canlanan enternasyonalist bir ruh birleştirdi özgürlüğe susamış yürekleri. Rakka; Kürt, Arap, Asuri-Süryani, Ermeni, Türkmen, Türk, Avrupalı ve Amerikalı kadın devrimcileri, halkları buluşturan, savaştıran ve tüm egemenlik sınırlarını parçalayarak kardeşleştiren bir direniş kalesi oldu.

YPG, YPJ, QSD ve Şengal’den gelen YJŞ’li kadın savaşçılar, enternasyonal taburlardan gelenler aynı cephede; tüm egemenlerden tarihin intikamını almanın coşkusu, umudu ve özlemini gerçeğe dönüştürmenin gururunu, onurunu paylaştılar. Umutsuzluğa karşı umudun, ölüme karşı yaşamın, çirkinliğe karşı etik ve estetik değerleri yükseltmenin duygusunda yüceldiler. İyilik, doğruluk ve güzellik duygusuyla düşünce dünyalarını yenilemenin, yaşamı güzelleştirmenin, özgürleştirmenin anlamına eriştiler. Kobanê, Serêkaniyê, Grê Spî, Minbiç ve Şengal’de olduğu gibi. Uğruna savaştıkları anlamlı, yaşanılır bir dünyayı kurmanın heyecanında; zafer coşkusunun eşliğinde, yaşanan savaşın acılarını sarmanın, yıkımın altından kalkmanın, emekle ördükleri yaşam alanlarını yeniden oluşturmanın zor, ağır, sevinçli, üzüntülü, aceleci ve çelişkili binbir duygusuyla kurtuldukları zalimlerin zulmünden intikam almaya giriştiler. En çok da yanıbaşlarından ayrılan, bir daha göremeyecekleri, ama hep beyinlerinde ve yüreklerinde taşıyacakları şehitlerinin ve Önderlikleri’nin emeklerini unutmadan, layık olarak yaşayacaklar, çalışacaklar, direnecekler ve yarınlarını örecekler.

YJŞ’li kadın militanların Rakka’yı özgürleştirme direnişine dimdik başları, özgürlük dolu yürekleriyle koşar adım gelmelerinin anlamını, tarih özgürlük sayfalarına kaydetti. Tüm dünya, insanlık ve biz kadınlar biliyoruz ki; bu, yaşanan bütün acıları güce, özgürlüğe dönüştürmenin iradesi, kararlılığı; özgür kadına ve yaşama ant içmenin heybetli duruşu ve zafere kilitlenen koşusuydu. Kürt kadının direngen damarının, tükenmeyen ve asla engellenemeyecek olan özgürlük aşkının görkemli ifadesiydi. Rakka’da kazananın, göndere çekilenin Êzidî kadınların beyaz tülbentleri ve giysilerinde sembolize edilen bilgelik, aydınlık, güzellik ve sevgi bayrağı; kaybedenin, zulüm, tecavüz, karanlık, çirkinlik ve kinin karalara bürünmüş bayrağının gönderden indirilerek alaşağı edildiğinin müjdesini vermek için geldiler. İnandıkları, kutsal gördükleri güneşin doğuşunun engellenemediği gibi, aydınlığın karanlığı aşacağını, karanlıkların mutlaka aydınlığa dönüştüğünü, dönüşeceğini gösterdiler.

YPJ’li kadınlar, 18 Ekim’de DAİŞ’ın işgali başlattığı El Naim Meydanı’ndan Rakka’nın özgürleştiğini tüm dünyaya müjdelediler. “Naim” Arapça “güzellik, cennetin bir parçası” anlamına geliyor. DAİŞ’ın zulüm yıllarında halk buraya “Devera Cehenem”, yani “Cehennem Meydanı” adını vermişti. En çirkin yüzlerini burada gösterdiler. Kılıçla insan kafası kesmekten, her türlü tecavüzü insanlığa reva gördüklerini anlatan bin bir zulüm sahnesine tanıklık etti bu meydan. Tüm zulümlerini zorla insanlara izlettirerek ve tüm dünyaya gözdağı vererek erkek egemenliğinin yeni versiyonlarını tesis etmek istediler. Naim Meydanı, kadın direnişiyle yeniden güzelleşti. Güzellikleri çirkinlikle, zulümle altetmek isteyen zalimlere, halklar ve kadınlar geçit vermedi. Tüm güzelliklerin özgürleşen kadınla gerçekleşeceğini, özgürlüğün olmadığı her yerin cehennem olduğunu anlattılar.

“Savaşan özgürleşir, özgürleşen güzelleşir, güzelleşen sevilir” diyen Önder Apo’nun tecridini kırmanın başarmaktan geçtiğini, güzelleştirenin O’nun demokratik ulus projesi ve demokratik sosyalizm ideolojisi olduğunu, açıklamanın yapıldığı meydana yerleştirdikleri dev posteriyle gösterdiler. Gerçek başarının, güzelliğin, güzelleştirenin direnen ve kazanan Önderlik gerçeği, kadını güzelleştirenin, halkları özgürleştirenin bu direniş ve başarı çizgisi olduğunu tüm dünyaya ilan ettiler. Halklar ve kadınlar, tüm Ortadoğu kadınları Önder Apo’nun özgür yaşam ve özgür bir dünyayı yaratma ısrarında başarmaya ve tüm sınırları, tecritleri aşmaya devam edecek. Rakka bunun müjdecisi, tüm direnen kadınlar ve halklar da bunu müjdeleyenlerdir. Rakka özgürleşti, tüm kadınlara, tüm dünyaya kutlu olsun!

PaylaşShare on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterEmail this to someoneDigg thisShare on RedditShare on TumblrShare on LinkedInPrint this page