Doğu Kürdistanlı kadınlar ve tanrıça kültürü

Dilzar Dilok

  • 18 Nisan 2017

_95381946_2d39b8d4-8a74-4a4d-a2e6-70b1109e89aeToros-Zagros dağ silsileleri tanrıçalar yurdudur. Mekanlar sadece cansız toprak yerleri değildir. Mekanlar cansız yığınlar değildir. Mekanların ruhu vardır. Bu mekanlarda tanrıça ruhu vardır; doğal toplumun, özgür insanların ruhu vardır ve bu mekanlarda savaşlar, katliamlar sürekli güncelleştirilerek kültürsüzleştirilmeye çalışılmaktadır. Mekanları böyle ele almak ve böyle yorumlamak gerekir. Örneğin; Doğu Kürdistan, Zagros dağlarının eteklerinde tanrıça kültürünü doğuracak kadar büyük bir anlama sahiptir. Bunu tarihten de görebilmekteyiz. Bugüne kadar yaşanan tüm egemenlikli sistemlere rağmen yüzyıllarca Perslerin, Sasanilerin, Emevilerin diktatörlüklerine rağmen, bugün İran İslam Cumhuriyeti’nin tüm egemenliklerine rağmen var olma savaşımını veren insanlık vardır Doğu Kürdistan’da. Birçok etnik grup Doğu Kürdistan’da yaşamaktadır. Birçok etnik inanç ve kültür yaşamaktadır. Birçok farklı inanç bugüne kadar yaşamını sürdürmektedir. Birçok tarikat yaşamaktadır, birçok tasavvufçu, düşünce insanı Doğu Kürdistan’dan çıkmıştır ve tüm insanlığa örnek teşkil edecek yaşamlar yaratmışlardır. Doğu Kürdistan tüm bunların mekanıdır. Lorların, Yarsanların, Horasan halkının topraklarıdır…

1Kirmanşah’tan Sine’ye kadar her yere baktığımızda Doğu Kürdistan’da her yerde bir direniş görmekteyiz. Bugüne kadar süren bir direniş vardır ve bu canlıdır, ölmemiştir. Mesela Kürdistan’ın diğer parçalarına oranla hala Doğu Kürdistan’ı tanımış değiliz. Neden? Çünkü Doğu Kürdistan’ı tanımak demek, Doğu Kürdistan’daki tüm toplulukları, halkları, inançları, etnik grupları, tarikatları, tasavvufları, kültürleri tanımak demektir. Giyim biçimlerini tanımak demektir. Dilin ayrıntılarını tanımak demektir. Doğu Kürdistan böyle bir zenginliği içinde barındırıyor. Bu zenginliğin bugüne kadar sürmüş olması şunu bize söylüyor; burada güçlü bir kültür var, bu zenginlikler her şeye rağmen birbirleri ile yaşama büyüklüğünü gösterebiliyorlar. Çünkü renkliliklerle birlikte yaşamak özgür yaşamaktır. Bunları doğuran bir anadır. Doğu Kürdistan’ı bir ana, bir anavatan olarak görmek lazım. Tüm bu kültürleri, bu renklilikleri, bu zenginlikleri doğuracak büyüklükte bir kültürdür, bir anadır.

travel trip adventure pictures photographer fotografo fotografia viajes periodismo periodista aventura viaje oliver munoz phototempus retrato portrait muñoztehran isfahan yazd farsi khaju iran persa iman jomeini shahrekord bakhtiari Naqsh-e Jahan hakim kDoğu Kürdistan kadınının bugün içinde bulunduğu durum tabii ki kabullenilemez. Yaşanılan tüm renkliliklere, tüm zenginliklerine rağmen Doğu Kürdistan kadını daha büyük çıkışlar, daha anlamlı öncülükler yapmak zorundadır. Tüm İran kadınlarına, İran’da yaşayan tüm kadınlara Doğu Kürdistan kadının öncülük yapması gerekiyor. Yaşamsal, düşünsel, kültürel anlamda, kadın özgürlüğü anlamında yani her anlamda bunu yapabilmesi gerekiyor. Mesela Kürt edebiyatına baktığımızda en fazla şairlerin, edebiyatçı kadınların özgürce kendi yüreğini, beynini, yaşamını, özlemlerini, ütopyalarını dile getiren kadınların Doğu Kürdistan kadınları olduğunu görüyoruz. Bu bir direniştir, bu bir güçtür. Bunu görmek ve güncelleştirmek gerekiyor. Perslerin egemenliğine rağmen, erkeklerin tüm iktidarlarına, egemenliklerine rağmen direnen Doğu Kürdistan kadını, bugün Doğu Kürdistan toplumunun öncülüğü ile karşı karşıyadır. Bunun tarihsel bir zemini vardır. Sırtını dayayacağı bir zemini vardır. Mesela bugün güncelde baktığımızda KCK bunun en güzel örgütlenmiş biçimidir.  En gelişmiş bir örgütlülüğe kavuşturmuş, bir programa kavuşturmuş örgütlenme biçimidir. Bunun Doğu Kürdistan’ın tarihsel toplumunu ahlaki-politik temelde güncelleştirilmesi için de KJAR (Komelgeha Jinên Azad a Rojhilatê Kurdistan) ortaya çıkmıştır. Bu kadın öncülüğüdür ve gerçekleşebilme şansını da gösterebilmektedir. Doğu Kürdistan kadınlarını örnek aldığımızda mesala Şirin Elem Huyi yoldaş vardır, İran İslam CeA1AWHXEAAcAJyDevleti’ne karşı boyun eğmemiştir. Bu bir öncülüktür. Bunu canlı tutmak, güçlendirmek, yaşamsallaştırmak önemlidir. Tabii Doğu Kürdistan kadınları Şirin yoldaşın ideolojisi temelinde, özgür kadın öncülüğünde özgürleşme adımlarını atmalıdır. Tabii toplumsal özgürlük varsa, özgürlük anlamlıdır. İran gibi baskı rejimlerinin tanrıçalığın gücünden ne kadar korktuklarını bugün açık görebiliyoruz. Baskı ne kadar çoksa korku o kadar büyüktür. Biz bunu böyle anlıyoruz. İran rejimi kadından korkmaktadır. Doğu Kürdistan kadınından korkmaktadır. Tanrıçallığın gücünden korkmaktadır. Sürekli kadına ilişkin kararlar alıp, yasalar çıkartıp kadın köleliğini derinleştirmesi korkunun büyüklüğünü ortaya koymaktadır. Kadından korkan bir sistem, egemenlikli bir sistemdir. Hiçbir şekilde toplumsal değildir. Toplumlar kadın öncülüğünden örgütlendikçe, korkular ile kendilerini yaratan sistemlere alternatif demokratik ulus sistemini geliştirebilirler. Tabii bu korkuları yıkmak ve erkek egemen sistem karşısında tanrıçaların ruhunu canlandırmak gerekiyor.

Bu anlamda İran zindanlarında ölüme mahkum edilen, her iki gözünü kaybetmek üzere olan Zeynep Celaliyan’ın özgürlüğü için Doğu Kürdistanlı kadınlar başta olmak üzere tüm İran’lı kadınlar harekete geçmelidir. Sivil toplum kuruluşları demokratik eylemlilikler geliştirerek kadın özgürlüğünün bir şartının Zeynep Celaliyan için kadın dayanışması olduğunu İran İslam Devleti’ne göstermelidir. Kadınların dayanışması, erkek egemenlikli sistemi çözüme zorlamalıdır.

PaylaşShare on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterEmail this to someoneDigg thisShare on RedditShare on TumblrShare on LinkedInPrint this page