Çocuğun cinsel istismarında devletin rolü

Gülseren YÖLERİ

  • 16 Mart 2018

Cinsel istismar,  18 yaşından küçüklere yönelik taciz tecavüz dahil cinsel amaçlı her tür bedensel temas içeren hareket olarak tanımlanmaktadır ve bir suçtur. Örneğin; cinsel saikle çocuğun öpülmesi, kucağa oturtulması, okşanması, giysilerinin çıkartılması, fotoğteddy und kindraflarının çekilmesi, izlenmesi gibi hareketler de istismar olarak kabul edilir.

Cinsel istismar; sık karşılaşılan, çocuğun psikolojisinde yıkım yaratan ve bütün hayatını etkileyen sonuçlara yol açan bir suç olmasına rağmen, devlet bu suçu önlemede ve çocuğu korumada önemli yetersizlikler ve yanlışlar içinde bulunuyor.

Hatta, erken yaş/çocuk evliliklerinin ve anneliğinin olumlandığı, teşvik edildiği, mevzuatın ve çocukları korumakla yükümlü devlet kurumlarının dini ve kültürel referansları çocuk yararına aşmaktan çok, bu referanslarla hareket etmesi şeklinde ortaya çıkan devlet politikasının cinsel istismara zemin  yarattığından, onu meşrulaştırdığından söz edilebilir.

Bugün halen; kadınlara ve çocuklara yönelik cinsel suçların mağdurlarına “namusu kirlendi” biçiminde yaklaşılması ve kirlenen namusu temizlemeyi de mağduru dışlama, öldürme ya da tecavüzcüsü ile evlendirerek yapabileceğini düşünen bir kafa yapısı hem toplumda hem de devlette etkinliğini koruyor.

ÇİM’lerde din görevlileri

COCUK İSTİSMARI-8Tecavüz eden değil tecavüze uğrayanın utancından canına kıydığı, toplum içine çıkamadığı bir ruhsal ve sosyal yapı var ve bu durum, bu suçların ortaya çıkmasını, mağdurun şikayetçi olmasını ve failin yargılanmasını çok zorlaştırıyor. Bu nedenle cinsel istismar vakalarının pek azı adli makamlara yansıyor. Bu nedenlerle, cinsel istismar mağduru çocuklar üzerinde çalışmalar yürütmek üzere kurulan ve 2012 yılından bu yana çalışan Çocuk İzlem Merkezleri (ÇİM) çocuklara yarar sağlayamıyor.

Bırakalım cinsel istismarın önlenmesi yolunda adımlar atılmasını, son yıllarda kadın, aile ve çocuklarla çalışan merkezlerde din görevlilerinin önemli roller üstlenmesinin çocuk istismarıyla mücadelenin etkinliğini ortadan kaldırdığı biçimindeki eleştiriler yabana atılamaz. Nitekim, Diyanet işleri başkanlığının resmi sitesinde de yer alan  dini referanslarda çocukların ergenliğe ermesi ile evlenebilecekleri ve ergenlik yaşının da 9 yaş olarak tespit edildiği varsayıldığında dini referansların erken yaşta evlilik ya da çocukların cinsel istismarına neden olabileceği ortadayken ÇİM’lerde din görevlilerine rol verilmesi düşündürücüdür.

5 ayda 115 çocuk hamile başvurusu

İstanbul’da Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesine 5 ayda 115, 18 yaş altı hamile başvurusunun yapıldığına ilişkin haberlerin ortaya çıkmasının konuyu bu denli tartıştırması ise, bugüne kadar bu tür olayları görmezden gelme eğilimindeki toplumda COCUK İSTİSMARI-6bu konuda bir bilinç ve duyarlılık gelişmekte olduğunu gösteriyor denilebilir ve bu oldukça umut verici.

Söz konusu hastane üzerinden başlayan bu tartışma; hem mevzuatı hem de devlet kurumlarının tutumunu tartışılır hale getirmiş durumda. Mevzuat tartışmaları; Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) Sağlık mesleği mensuplarının suçu bildirmemesi başlıklı 280. maddesi ve Suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme başlıklı 281. maddesi kapsamında hastane yetkilileri ve sağlık görevlilerinin bildirim yükümlülüğünü, cinsel istismar suçunu düzenleyen TCK m. 103 ve m. 104 ile evlilik yaşını düzenleyen Türk Medeni Kanunu (MK) m. 124 ve m. 128 gibi mevzuatta yer alan kimi düzenlemelerin bu sorunun oluşmasına izin verir, hatta teşvik eder nitelikte olduğunu, BM Çocuk Hakları Sözleşmesindeki “çocuk” tanımının yok sayıldığını ve idarenin çocuğun yararını gözetmek yönünde tutum almadığını ortaya çıkardı. 

Nitekim; yapılan küçük bir araştırma bile gösterdi ki; Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından  sadece resmi kayıtlara giren vakalar üzerinden yapılan “annenin yaş gurubuna göre doğumlar 2011-2016” istatistiklerinde(1) bile on binlerle ifade edilen, devasa bir  sorunla karşı karşıyayız.

Bu çalışmaya göre, 2016 yılı verilerine göre 15-17 yaş aralığındaki 16. 396 çocuk ve yine 15 yaş altı 234 çocuk doğum yaparak kayıtlara girmiştir. Ve son 6 yılda 2.493 ü 15 yaş altı olmak üzere 18 yaş altı toplam 130.421 çocuk erken yaşta evlendirilmiş, cinsel istismara uğramış ve doğum yapmıştır.

2017 verileri henüz yayınlanmamış olsa da tartışmayı başlatan hastaneye 5 ayda 115, ancak yılda yaklaşık 450-500 çocuğun başvuruyor olduğuna dair bilgiler, bize tabloda anlamlı bir değişiklik olmadığını söylemektedir.

“Çocuk anne”lerin ölümü

Yine Sağlık Bakanlığı’nın 2014 tarihli bir cevabi yazısında(2) 18 yaş altındaki çocuklarda tespit edilen gebeliklere ilişkin illere ve yıllara göre verilen sayılar  TÜİK verileri ile benzerlik göstermekte ve “2003-2014 tarihleri arasında 18 yaş altındaki gebelerin COCUK İSTİSMARI-4muayene, tetkik ve tedavileri sırasında suç unsuruna rastlananlardan adli birimlere bildirimi yapılanların sayısı ve illere göre dağılımı” sorusuna verilen cevap; 15-18 yaş aralığındakilerle ilgili herhangi bir bildirim yapılmadığını ortaya koymuştur. Aynı cevabi yazı 2013 yılı itibari ile sadece 13 ilde Çocuk İzlem Merkezleri (ÇİM)’nin kurulmuş olduğunu ve 2013 yılında 15 yaş altı da dahil sadece 2792 başvuru alındığını ve bunlardan 263’ünün erken evlilik durumu olduğunu söylemektedir.

Sağlık Bakanlığı’nın 2017 tarihli diğer bir cevabi yazısı(3) ise çocuk yaş hamileliğinde anne ve çocuk ölümlerine ilişkin ürkütücü bir başka boyutu ortaya koyuyor. Resmi kayıtlara göre aynı yıllarda(2007-2017) doğum yaparken ölen “çocuk anne” sayısı 17 ve aralarında 14 ve 15 yaşında olanlar da var. Yapılan araştırmalar bedensel ve fizyolojik olgunlaşmasını tamamlayamadığı için 12-17 yaş arasındaki kız çocuklarının hamilelik döneminde hayatını kaybetme riskinin, 20-24 yaş arasındaki kadınların hamileliklerindeki ölüm riskinden 5 kat fazla olduğunu gösteriyor. Ve 2016 ve 2017 yıllarında basına yansıyan haberlere göre, 11 ve 12 yaşındaki kız çocukları dahi cinsel istismar sonucu hamile bırakıldılar.

Cinsel istismarın üstü örtülüyor

Çocuğun varlığının ve gelişiminin korunabilmesi için cinsel istismarın önlenmesi şart.  Ancak 18 yaş altı hamilelik nedeniyle hastanelere yapılan başvurular adli vaka olarak kabul edilmiyor. Bu başvuruların bildirimi ve takibi yapılmadığı gibi çoğunlukla evlilik yaşına gelmemiş çocuklar temsilcisi ya da hakim kararlarıyla evlendirilerek cinsel istismarın üstü örtülüyor. 

Erken yaşta evlendirilen ya da çocuk sahibi olan çocukların yaşam hakkı tehlikeye atılıyor, eğitim olanaklarından yoksun kalmalarına göz yumuluyor. Ancak hem erken yaş evliliği hem de erken hamilelikler teşvik edilmeye devam ediliyor.

Bu noktada devletin sorumluluğu kaçınılmaz olarak tartışma konusu oluyor. Çünkü toplumun gelenek yada kültüründen kaynaklı çocuğa zarar veren kimi davranışları, çocuğun yararını gözeterek engellemek devletin görevi. Ancak mevzuattaki tablo ve idarenin tutumu vahim.

18 yaş altındaki herkes çocuk sayılır

COCUK İSTİSMARI-1Şöyle ki;

Taraf olduğumuz BM Çocuk Hakları Sözleşmesine göre 18 yaş altındaki herkes çocuk sayılır. Oysa,

1- 18 yaş altı hamilelik başvurularının bildirimi ve takibi konusunda halen referans gösterilen, 30 Aralık 2009 tarihli Sağlık Bakanlığı Hukuk Müşavirliği görüş yazısında(4), Türk Ceza Kanununun 103 ve 104. maddeleri işaret ederek hamilelik nedeniyle hastanelere başvuru yapanlardan resmi evliliği olanlar ve 15-18 yaş aralığındakiler için idarenin bildirim yapma yükümlülüğü olmadığını söylemektedir.

2- TCK’nın Çocukların cinsel istismarı başlıklı 103.maddesi mağdurun yaşını 15 yaş altı ve 18 yaş altı olarak ikiye ayırmış ve 15 yaş üstü çocuklar açısından “… sadece cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedene dayalı olarak gerçekleştirilen cinsel davranışlar”ı cinsel istismar olarak tanımlamıştır. Ayrıca cinsel saldırıyı da derecelendirmiş ve sarkıntılık düzeyinde kalan suçlarda soruşturma açılmasını  mağdurun velisi ya da vasisinin şikayetine bağlamıştır.

3- Reşit olmayanla cinsel ilişki başlıklı 104. maddede ise; yine 15 yaş altı ve 15-18 yaş ayrımı yapılmış ve ikinci gurup için suçun takibi şikayete bağlanmıştır.

4- Evlilik yaşını düzenleyen Medeni Kanunun(MK) 124. maddesi “Erkek veya kadın onyedi yaşını doldurmadıkça evlenemez. Ancak, hâkim olağanüstü durumlarda ve pek önemli bir sebeple onaltı yaşını doldurmuş olan erkek veya kadının evlenmesine izin verebilir. Olanak bulundukça karardan önce ana ve baba veya vasi dinlenir…” derken 128. madde kanuni temsilcinin onayı olmadan da hakimin çocuğun evlenmesine karar verebileceğini düzenlemiştir.

Çocuk yaşta evliliğe izin veren bu maddelerdeki hâkim “olağanüstü durumlarda ve pek önemli bir sebeple” biçimindeki muğlak ifadeler pek çok çocuğun cinsel istismarına ve işlenen suçların üzerinin örtülmesine olanak sağlamaktadır. 

Cinsel istismarı meşrulaştırma ve üstünü örtme

DENİZLİ'DE BİR BABA 2 KIZI İLE 'SESSİZ ÇIĞLIK' EYLEMİ YASonuç olarak; Gerek Sağlık Bakanlığı Hukuk Müşavirliğinin yukarıda değindiğimiz görüş yazısı, gerek TCK m.103, m.104 ve TMK m.124 ve m.128 düzenlemeleri çocuğa cinsel istismarı meşrulaştırma ve üstünü örtme noktasında önemli eksiklikler ve çocuk haklarına aykırılıklar içermektedir. TÜİK ve Sağlık Bakanlığının yukarıda da değindiğimiz verileri bu aykırılıkların belgesidir.

Çocuğa cinsel istismarın önlenebilmesi ve çocuk anneler diye bir sorunun hayatımızdan çıkarılabilmesi için alınacak başkaca pek çok önlem söz konusuysa da ilk etapta ve aciliyetle;

Çocukları muhafazakar dini ve kültürel referanslardan kurtaracak adımların atılması, yargı-sağlık-eğitim başta olmak üzere çocuklarla çalışan görevlilere çocuk yararı ve koruma yöntemleri eğitimlerinin verilmesi ve ilgili yasa maddelerinin “18 yaş altındaki herkes çocuktur” kuralına uygun olarak yeniden düzenlenmesi ve “15 yaş altı ve 15-18 yaş” ayrımının ortadan kaldırılması, cinsel istismar suçunun yaş ayrımı gözetilmeksizin şikayete bağlı bir suç olmaktan çıkartılması ve 18 yaş evveli evliliklerin yasaklanması ile Bakanlıklar ve genel olarak idarenin referans görüşlerini çocuklar lehine değiştirmesi gerekmektedir.

Kaynaklar:

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından  sadece resmi kayıtlara giren vakalar üzerinden yapılan “annenin yaş gurubuna göre doğumlar 2011-2016 istatistikleri.

Sağlık Bakanlığı’nın, Eskişehir Milletvekili Ruhsar Demirel’in Mart 2014 tarihinde sunduğu soru önergesine cevap olarak TBMM Başkanlığına gönderdiği 57536863/610 sayılı yazısı.

İstanbul Milletvekili Gamze Akkuş İlgezdi’nin 2017 yılında verdiği bilgi edinme talebine Sağlık Bakanlığının  cevabi yazısı.

30 Aralık 2009 tarihli, resmi evliliği olmayan 18 yaş altı gebelerin adli mercilere bildirimine dair Sağlık Bakanlığı Hukuk Müşavirliği görüş yazısı

PaylaşShare on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterEmail this to someoneDigg thisShare on RedditShare on TumblrShare on LinkedInPrint this page