Çağın utanç tablosu çocuk hakları ihlalleri

Esra ÇİFTÇİ

  • 23 Aralık 2017

SAVAS VE COCUKLARSavunma ve beslenmenin yanı sıra varlığını süreklileştirme güdüsü, tüm canlıların doğal olarak koşullandıkları en temel ontolojik karakteristiktir. Bu varoluşsal gerçeklik nedeniyle çocuklar insan toplumsallığını sonsuzluk imgesiyle kodlanan geleceğe taşımada köprü rolü gördüklerinden toplumsal doğanın en asli ve vazgeçilmez unsurlarıdırlar.

Evrensel hakikatin barındırdığı gizemli tüz nedeniyle insan toplumsallığı özgürlük ve adalet ilkeleriyle uyumlu bir devinim içinde olmuştur. Hep daha iyiye, doğruya ve güzele evrilme arayışında olduğundan bu maratonun tüm koşucuları temel harcını ahlak ve vicdanın oluşturduğu bir anlamsallık ve yapısallıkla hem birbirleriyle hem de ekosistemin diğer bileşenleriyle simbiyotik bir bağlantı içinde yaşamayı başarabildikleri ölçüde hayatı hakikatli kılabileceklerdir.

2015 yılında Türkiye’de 617 çocuk öldü

Kendi varoluşsal hakikatiyle uyumlu bir dünya için toplumsal ahlak çocuklara karşı başta ebeveynler olmak üzere tüm yetişkinlere belli sorumluluklar yüklemektedir. Yakın çağda daha fazla işlevselleşmeye başlayan hukuk kurumu kural ve yasalarla bu denkleme resmi zorunluluklar yüklemiştir. Bu bağlamda BM Çocuk Hakları Bildirgesi 18 yaşına kadar olan her bireyi çocuk olarak tanımlar. Bu bildirgede çocuk hakları yaşama, gelişme, eğitim alma, sağlık ve katılım başlıkları altında toplanmış ve bu başlıklar vazgeçilemez ve devredilemez olarak nitelendirilmiştir. Bu hakların sağlanmaması çocuğun ihmal ya da istismar edilmesi şeklinde değerlendirilmektedir.

UNICEF (BM Çocuklara Uluslararası Acil Yardım Fonu) verilerine göre dünyada her gün 5 yaşın altında 15 bin çocuk önlenebilir hastalıklardan dolayı yaşamını yitiriyor. Kapsama savaşlar, açlık, doğal afetler ve diğer arızi etkenleri de dâhil ederek skalayı üst yaş limitlerine doğru genişlettiğimizde bu sayı korkunç boyutlara varıyor.

2015 yılında sadece Türkiye’de 617 çocuk öldü. Bunlardan 51’i çatışma ortamlarında, askeri mühimmat patlaması, ambulansların engellenmesi, yolcu minibüsünün taranması sonucu yaşamını yitirirken, iş cinayetlerinde de 14 çocuk hayatını kaybetti. 2013 TÜİK verilerine göre; Türkiye’de yoksul çocukların oranı yaklaşık yüzde 44,3 ve bu sayının arttığı tahmin ediliyor.

2016’da dünyada silahlanmaya ayrılan para 1 trilyon 686 milyar dolardı

COCUKLAR VE TACIZEkim 2015 yılında UNİCEF’in yayınladığı raporda Türkiye’de 2 milyon 72 bin 290 kayıtlı Suriyeli bulunuyor. Bunların yüzde 54’ü çocuklardan oluşuyor. Raporda Avrupa’ya gitmeye çalışan sığınmacıların kullandığı botların batması sonucu sadece Türkiye karasuları içinde 46 çocuk boğularak yaşamını yitirdi.

Özellikle de 3-5 yaş grubu aralığındaki çocukların beyin ve sinir sistemleri öğrenmeye olağanüstü elverişli bir yapıdadır. Bu nedenle uzmanlar bu yaş grubu öncelikli olmak üzere çocukların öğrenim süreçleri boyunca bol miktarda ve değişik uyaranların olduğu koşullarda yetiştirilip öğrenim imkânlarından yararlandırılmasının önemine vurgu yapmaktadır. Tabi bunun için her şeyden önce çağdaş demokratik eğitim politikasına ve bu politikayı yaşamsallaştıracak bütçeye ihtiyaç vardır. OECD 2016 yıllık raporunda, Türkiye 38 OECD üyesi ülke arasında 35. sırada.

Ancak militarist dünya eğitim-sağlık gibi temel insani alanlara bütçe ayırmada son derece cimri kesilirken askeri harcamalar ve silahlanmaya bütçe ayırmada hiçbir sınır tanımıyor. 2016 yılında dünyada silahlanmaya ayrılan para 1 trilyon 686 milyar dolardı. Türkiye 12,7 milyar dolarlık askeri yatırımıyla dünyada en fazla harcama yapan ülkeler arasında 17. sırada yer almaktadır.

Türkiye çocuk cinsel istismarında dünyada 3. ülke

Çağın asıl yüz karası, vebası çocuklara dönük cinsel istismar ve tecavüz fiilleridir. Cinsel istismar ve tecavüz çocukların fiziksel, duygusal ve zihinsel bütünlüğünü parçaladığından kalıcı travmalara yol açar. Türkiye’de çocuklara yönelik cinsel istismar vakalarında dramatik bir artış gözlemlenmektedir. Acıbadem üniversitesinin yaptığı bir araştırmaya göre son 10 yılda Türkiye’de çocuk istismarı vakaları %700 artmıştır. Türkiye çocuk cinsel istismarında dünyada 3.ülke. Dinbazlık ve dinciliğin temel ideolojik argümanlar haline getirilmesiyle çocuk gelin sayısında da benzer dramatik bir artış yaşanmaktadır.

Türkiye’de çocuklar değil, sistem korunuyor

Savaş bütçesi ve cinsel istismar liginde üst sıraları kimseye kaptırmayan Türkiye yine UNICEF’in çocuk refahı konulu raporuna göre 41 ülke arasından 36. sırada yer alırken; eğitim kalitesi kategorisinde sonuncu sırada yer almaktadır. OECD’nin uyguladığı uluslararası öğrenci değerlendirme programı PİSA sınavlarına göre Türkiye 2003’teki düzeyinin gerisine de düşerek en alt basamaklara yerleşmektedir.

Türkiye’de çocuklar değil, sistem korunuyor. Çocukları genel anlamda görmezden gelen devlet Kürt çocuklarını yok hükmünde sayıyor.

MANSET-Bugün Türkiye cezaevlerinde çoğu Demokratik Özerklik direnişleri sürecinde ve sonrasında gözaltına alınıp işkencelerden geçirildikten sonra tutuklanan (15 Haziran 2017 itibariyle) 2784 çocuk bulunmaktadır. Bu çocuklar değişik sivil toplum kuruluşlarının da belgelediği gibi cezaevlerinde tüm haklarından mahrum olarak ağır bir tecrit ve işkence koşulları altında tutulmaktadır.

37 yıldır Kürdistan’da yürütülen kirli savaş yüzünden Kürt çocukları başta olmak üzere refah içinde insanca yaşama hakkı olmak üzere tüm hakları yerle yeksan edilmiştir. İHD verilerine göre 2016 yılında Kürdistan’da 118 çocuk devlet güçleri tarafından öldürüldü, 75 çocuk yaralandı.

Cizre’de 7 Haziran 2014 yılında Bünyamin Bayram isimli çocuk, yine Cizre’de 24 Ekim 2016 yılında Hakan Sarak isimli çocuk, Dargeçit’te 9 Şubat 2017 yılında Berfin Dilek isimli bir çocuk, Silopi’de Muhammed-Furkan Yıldırım isimli iki kardeş zırhlı araç çarpması sonucu öldürüldüler.

Cizre’deki vahşet bodrumlarının enkazından çıkarılan 177 cenazenin 23’ü çocuktu.

İsimlerini verdiğimiz bu çocuklar devlet güçleri tarafından öldürülen çocuklardan sadece birkaçı.

Asimilasyon kıskacındaki Kürt çocukları

Kürt çocuklarına cumhuriyet tarihi boyunca uygulanan asimilasyon politikaları hep kültürel soykırım sınırlarında sürdürülmüştür. Bu politikalar sonucunda Kürt çocukları kendi ulusal ve kültürel değerlerine yabancılaştırıldıklarından sürekli bir kimlik bunalımı durumunda yaşamaya mahkûm kılınıyor. Bu durumda öğrenim süreçlerine katılmaları her anlamıyla dezavantajlı ve sorunlu olmaktadır.

Devlet okullarında Kürt çocuklarına hiçbir şekilde kendi anadillerinde öğrenim hakkı tanınmadığı gibi değişik Kürt kentlerinde yerel yönetimlerin kendi imkânlarıyla açtıkları kreş, anaokulu ve temel öğretim okulları anadilde öğretim yaptıkları için kapatılmıştır. Birer öğütme değirmeni olan verili devlet okullarında son dönemlerde devşirmeye dayalı asimilasyon politikalarının arttışı dikkat çekici.

UNICEF harekete geçmeli

Türkiye’de ve dünyada çocukların tabi tutuldukları diğer bir ihlal noktası da ucuz iş gücü olarak kullanılarak emeklerinin sömürülmesidir.

Sonuç olarak dünyadaki tüm adaletsizliklerin asıl faili sömürüyü çılgınlık sınırlarında küreselleştirip biyoiktidarını tahkim eden vahşi kapitalizmdir. Dünya nüfusunun %1 tüm zenginliğin %51’ini mülkiyetine alırken geriye kalan %99’un payına bunun daha azı düşmektedir.

UNICEF her yıl dünyada kaç çocuğun açlıktan, hastalıktan öldüğünü açıklarken, devlet eliyle öldürülen çocukları da açıklamalı ve o çocukları öldüren devletleri teşhir etmeli, uluslararası mahkemelerde yargılanmasını sağlamalıdır.

Böylesi bir dünyada çocukların da yetişkinlerin de hiçbir hakkı güvence altına alınamaz. Çünkü emperyalist dünya sisteminde tek geçerli akçe azami kar kanunudur. Bu yakıcı hakikat de bizlere birkaç kere daha tek kurtuluş yolunun gerçek demokrasiden ve temel ilkeleri olan adalet, özgürlük ve eşitliğin yaşam bulacağı ahlaki, politik, komünal toplumsallıktan geçtiğini göstermektedir.

 

PaylaşShare on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterEmail this to someoneDigg thisShare on RedditShare on TumblrShare on LinkedInPrint this page