“Büyük düşünmek”

KAKTÜS

  • 27 Nisan 2018

Bir arkadaşım, ne zaman, nerede ve koşullar ne olursa olsun “büyük düşünün” denildiğinde kahkahayı patlatırdı. “Büyük düşünün” sözü ona hep aynı fıkrayı anımsatırdı ve başlardı “Gamêş!” demeye.

Onunla vaziyetimiz aynen şöyle: “Genç, delikanlı bir çocuk varmış, bir türlü cemaat içinde doğru-düzgün konuşamazmış. İki kelimeyi bir araya getirmekte zorlanırmış. Bir gün annesi ona nasihatte bulunmuş. ‘Oğlum cemaat içinde konuşacaksan büyük düşünmelisin. Büyük şeylerden bahsetmelisin’ demiş. Yine bir gün böyle cemaat toplanmış, derin mevzularda harıl harıl tartışıp, sohbet ediyormuş. Bizim genç delikanlı da ortamı fırsat bilip, ne kadar büyük düşündüğünü göstermek için yüksek sesle, “Gamêş!” diye bağırmış. Sinek uçsa vızıltısı duyulacak kadar derin bir sessizlik olmuş. Delikanlı, cemaat üzerindeki etkisini görünce bir daha, “Gamêşşş!” diye bağırmış. Cemaat şok!”

Cemaatin “büyük düşünce”nin derin etkisinden ne zaman çıktığını bilmiyoruz ama, Gamêş hakikatten büyük bir hayvan. Bir de Gamêşlerin başı var, ona da Gılgamêş diyorlar. Yanlış anlaşılmasın amacımız öküzlere hakaret etmek değil. “Büyük düşün” sözünden Gamêşe giden yolun fikriyatıdır bizim için önemli olan. Yoksa bize ne öküzün özel hayatından. Önemli olan “düşünce” kısmı, onun hayatımıza getirdiği “büyüklük” oranı …

‘Yeni bir dünya’

Peki, olayı böyle algılayan bir tek bu delikanlı mı? “Yeni bir dünya kuralım” desek, kaçımız “yeni dünya” kavramından “hayatımızın akışını her yönüyle yeni bir fikir, yeni bir bakış ve ‘altın çağ’a atfen toplumsal değerlerin ağır bastığı özgür bir yaşamı” algılarız. Evet, bence yeni bir dünya kurmak için bir kere burası olmaz. Neden? Çünkü eskidir? Hem de çoook eski. O zaman nerede kuralım? Ben diyom insanın keşfetmediği yeni bir yer olabilir ya da bir kaç gezegen ötesi de makuldür!?!

“Yenilik” algısı, “büyük düşünmek” kesinlikle bizi Uranüs’e kadar götürür diye düşünüyorum. Gerçi daha Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan kadar büyük düşüneni görmedim. Kafası klozet ile tayyare arasında ışınlanıp duruyor. Hani bu durumu Gamêş görse dönüp bakmaz. Hatta tavır alıp, kuyruğuyla sinek kovalar gibi kuyruğunu sallar. Maalesef ki, gamêşin kuyruk salladığına, kafasını emme basma tulumba gibi “evet” olarak sallayan var. Mesela Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan bir konuşmasında -ki sürekli o konuşuyor- “Tuvalete 1 milyon liraya gidiyorduk, nasıldı o günler? 6 sıfırı attık, 1 milyonluk tuvalet 1 liraya düştü” diyor. Sanırsın ki heladan atılan sıfırlar milletin cebine doluşmuş. Öyle sevinçle alkışlıyorlar. Tabi tüm bunlar büyük düşünmekten ileri geliyor. Büyük düşüneceksin ki fikir havaya nasıl sıkılır herkes görsün.

15 yılda barajlarla doğaya verilen zarar

Adam sanki maytap patlatıyor, öyle de eğleniyor. Bir de vermişler gazı, hızını alamıyor, “İktidarımızın ilk ayında OHAL’i kaldırdık” diyor. Wııışşş, gözün toprağa baka emi… Şimdi ki OHAL için de, “bölgeyi huzura erdirene kadar sürdüreceğiz” diyor. Hele fikre bak, fikrin büyüklüğüne bak… Bizim oralarda ölene “huzura erdi” derler. Demek ki herkesin ölmesini bekliyor. Yoksa yaşayanın huzuru mu olur?!? Öleceksin ki, sonsuz huzur seni bulsun … Nasıl fikir ama! Dikkat eden direk “ölün” dememiş. Öyle de ‘ince’ fikirli yani. Hele gidilen yollar, yapılan barajlar yok mu, ooooo sormayın gitsin.  “Biz şurada 15 senede 19 bin 500 kilometre bölünmüş yol yaptık. Su konusunda barajlarda hiçbir zaman olmamış sayıda baraj yaptık.” demiş adam. Yani kendi diliyle söylüyor. Ona da inanmayacaksanız, kime inanacaksınız? Şimdi tüm ülke kalksa bu adamın 15 yılda barajlarla doğaya verdiği zararı onarmak istese 100 yılda onaramaz. Adam işi öyle bir sağlama bağlamış ki, dökülen betonu söksen, koyacak yer bulamazsın. Öyle de moloz çıkar yani. Sıkıysa sök de seni göreyim… Yaaa! Yaptığı yola döktüğü ziftin tonunu kimse bilmez. Adam su alan tünel icat etti. Üstünden geçilmeyen köprü inşa etti. Hem de senin cebindeki parayla. Ama sen sevin tabi. Bugüne bugün tuvalete bir 1 liraya gidiyorsun. Peki dolar kaç lira? Aaa, hatırladım. Size ne “elalemin parasından. Onu da Amerikalılar düşünsün.” Değil mi canım… Neyse nerede kalmıştık. Cebinizdeki para diyordum. Onunla yapmış köprüyü. Sen yapabiliyor musun? Her şey yetenek meselesi. Mesela gelip, “biz o parayı niye aldık, hele bir sor? O para neden Man adasında bir sor?” dese, “tamam soruyorum” diyecek kadar cehaletin dibiyiz. Hadi sorduk diyelim, “ben onu senin için oraya sakladım” dese, ne diyeceksiniz? Yaaa, sen bu kadar büyük düşünebilir misin? Hayır!

İki ağaç, bir böcek

Adam havalimanı yapıyor, siz “Havalimanı istemezük” diyorsunuz. Komünist misiniz nesiniz ya! İki ağaç, bir böcek … Bu kadar yol, bu kadar baraj, bu kadar köprü bu kadar havalimanı, tuvalet 1 lira, sen çık bu hizmetlere burun kıvır. Siz anlamıyorsunuz. Hakikatten anlamıyorsunuz. Millet boğazına kadar b.ka batmış. Tuvalet şart! Yani şimdi millet saraya gidip ağanın şeyinin üstüne şey mi etsin? Anlatamadım gitti.

“Gamêş!..”

O kadar diyorum büyük düşünün. Siz olayı anlamıyorsunuz. Olay “büyük” düşünmede. Yani Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan gibi öyle bir düşüneceksin ki, o düşünce seni uçursun. Uçsuz, bucaksız diyarların bulutlarında gezdirsin. Sonra uçuşan düşüncelerden düşürsün. Düşerken de bir bal çukuruna düşürsün. Sonra millet gökten bal çukuruna düşen Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı yalasın. Cumhurbaşkanı Erdoğan da b.k çukuruna düşürdüğü halkı yalasın. Böylelikle herkes hak ettiği şeyi yesin.

İşte ben buna “büyük düşünmek” derim. Yani herkes hak ettiğini bulsun. Şimdi tabi “herkes hak ettiğini bulsun” derken işi Allah’a havale etmedim. Bir zahmet siz de azıcık iteleyin canım. Şunun şurasında bir çukur… İlla “Gamêş” demeye gerek yok!

PaylaşShare on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterEmail this to someoneDigg thisShare on RedditShare on TumblrShare on LinkedInPrint this page