Botan’ın üç hakikat yolcusu

Sebahat ONAR

  • 15 Ocak 2018

MANSETHakikat, yaşamın vazgeçilmez mihenk taşı, arayışçılarının hayat damarında dönen kan ve insanlığın özüne ulaşan tek yoldur. Özünü hakikat suyuyla yıkayan başarır ve değerler abidesine anlam katabilir. Anlamla yüzleşenlerdir bunlar. Kısa ömürlü yaşamın felsefesinde, anlama ulaşarak hakikate ulaşılabilinir. Ve zorlu yollardan yol açanlar, korkmadan, yılmadan üstüne üstüne gittiğinde buluşurlar kadının özü ile. Haktan geleni gaspçıdan alırlar hakka giden hakikate. Bu yolun yolcularıdır yaşamın anlamındaki gizli aşkla gülmeleri, gözlerindeki ışıltıdır süzülen mücadelelerinin ahengine… Gülmek değer yaratmanın özünden türer, zorlu yolu aydınlatmanın nişanesidir. Gülümseyerek halka giden yolu bulanlardır hakikat yolcuları…

Üçlerin varoluşu

Halkın bağrındaki hakikate ulaşma, paylaşmanın pratiğiydi. Yaşamın tek bir anlamı olduğu ve bu anlamın “Hakikat aştır aşk özgür yaşamdır” şiarıyla yaşam yolunu seçen Botan yürüyüşçüleri; Sêvê, Fatma Pakize’dir. Yeni bir sayfa açtılar tarih sayfasında, adları direniş, adları özgürlük, adları hakikat oldu yürüyenlere. Halka defalarca verdikleri özgürlük sözüne cevap olmanın adıydılar. Kırıma ve soykırıma, kadın olarak karşı duruşun, cesaretin, yılmamanın ifadesiydiler. Sara’lardan aldıkları güçle, tarihe bir damla anlam katan, yarınları bugüne kazandıran özgürlük yürüyüşçülerinin öncüsüdür üçlerin varoluşu. Kadın olmanın en yalın hali, en sade kimliğidirler. Kürt kadınları; hakikat arayışına aşkla yürüyenlerdir, ahengin uyumuna, asaletin estetiğine kavuşandır. Yitirilmiş Kürt kadın direnişinin zincirine yeni bir halka oluşturdular ve özgürlüğü bir adım daha yakınlaştırdılar.

“Teslimiyet ihanete direniş zafere götürür”

SEVE-PAKIZE-FATMA-BITLISKapitalist moderniteye karşı demokratik moderniteden yana tavır alan bu coğrafyanın halkları kendileri, yaşamlarını, bugünlerini ve yarınları hakkında demokratik, eşit, özgür toplumsal sistemi inşa etmek için öz yönetim, öz düşünce, öz iradeye kavuşturma mücadelesini veriyorlar. Ve bu muazzam mücadelenin gelişimini faşizmin bitirme hamlesine karşı direnişin sembolleri oldular. Bu topraklarda kaybettirilen özün mücadelesiydi, inancıydı, diz çökmemenin ve direnişin yegâne ifadesiydiler. Kavganın ortasında, kaosun, insanlığın yok oluşuna götüren çirkin savaşın bitirilmesine götürecek tek sistemin öz yönetim olduğuna duydukları inancın ifadesiydiler. Ve Onlar yok oluşun eşiğine getirileceği, taş üstünde taş bırakılmayacağını bile bile, ucunda ölüm de olsa, yaşamın ölümden daha kutsal olduğunu biliyorlardı. Bu topraklarda ihanetçi geleneği değil onurlu direnişteki varoluşun yolunu seçtiler. İyi bilirlerdi; “Teslimiyet ihanete direniş zafere götürür”. Ahlaki toplumun kimliğine kavuşmasının ifadesiydiler. Öngörülüydüler süreç karşısındaki dik duruşlarıyla. Öngörülü olan nettir ve ne yapacağını bilendir. Bir defasında bir erkek arkadaş; “Bu süreci kavrayamıyorum, neler olduğunu anlatır mısın” diye sorar Sêvê’ye. Sêvê de; “Ben anlatsam da anlaşılmaz, ancak 10 yıl sonra ne kadar önemli bir adım olduğunu ve ne kadar gerekli olduğunu anlarsınız” der. Bu kadar öngörülü ve net duruşun ifadesi oldu. Pratiğiyle, mücadelesiyle halkın kendi kendini yönetmesi gerektiğinin inancıyla yol göstergesi ve pusulası oldular. Düşüncenin ve eylemin bileşkesi, hakikate aşkla ve özgür yaşama yol alanlardır Onlar.

Söz, onuru çiğnetmemeyi emrediyordu

DOVIZ-SEVE-PAKIZE-FATMA-ISTANBUL-2Botan, yaşam coşkusuna varan kahkahaları, doğa anayla yaşamayı başaran bir halktır. Ve çocuklarına yansıttığı ifadeler; Fatma’nın gözleri sevginin abidesi, Pakize’nin mağrurluğu, kelimeler kısır döngüde lal olur. Bir umuttur, hakikattir Botan. Cennete giden yolun taşlarıdır Botan’ın özü. Bunu anlamış, öngörmüştü Sêvê, Fatma ve Pakizeler. Taş üstünde taşın bırakılmayacağını, bunun karşısında Botan’ın ruhuyla, diz çöktürtmemeyle karşı konulabileceğini çoktan idrak etmişlerdi. Derya olup birbirine aktı Sêvê, Fatma ve Pakize. Çığlıp olup Mehmet Tunçlarda, Taybet Analarda yankı buldular. İnsanlık gömülmesin diye bodrumlar altına, siper ettiler bedenlerini. Söz söylenmişti bir kere; ‘Teslim olunmayacak’tı. Söz gereğini yani onuru çiğnetmemeyi emrediyordu. Diri olarak çıkmadı birçoğu. Fakat ardlarında sonsuza dek gurur duyulası enseyi karartmayacak, alnı ak başı dik tutacak dipdiri bir destan yazarak gittiler.

Bu bilgeliğe, aydınlığa ulaşanlar hedef oldu tarih boyunca. En çok da kadınlar. Çünkü kadın ve gençlik düşündüğünü inanarak yaşamsallaştıran umudun en dirisidir. ‘Mal gider, can gider ama özgür ruh gitti mi yaşam aşkının söneceği’ serzenişini en iyi bilen Kürt kadınlarıdır.

Öncülükleriyle Botanlaşan kadınlar

Kürtlerde, ateşin kutsallığı bu felsefede gizlidir. “Ocağın sönsün” sözü fiziki bir ölümü değil özgürlüğü ve yaşam aşkını kast eder.

Özgürlüğe inancın ateşini yüreklerinde harlayan üçler..! Hakkıyla yaşamayı hak eden Botan’ın çocukları aşkın kıvılcımını serpmişti devrimcilerin yüreklerine. Tutkularına tutku, sevinçlerine sevinç, acılarına direngenlik katar Botan’ın tüm canlıları. Botan; yüreğimize anlamın gücünü öyle bir yerleştirir ki… “Gücünü, yaşam aşkını, direngenliğini nereden alır?” diye ardı ardına sorular çarpışır bir anda. Bu soruların cevabını bulmak için hakikatin kaynağına, yani Botan’a gider Sêvê; Fatma ve Pakize ile tanışır. Sêvê uzun yılların deneyimi ile hayali Botan’a kavuşur. Yürüyüşü, tam da hayalindeki gibi destansı olur.

Sêvê, Pakize ve Fatma fedakârlığı, pratiği, cesareti ve öncülükleriyle Botanlaştı, Botan Sêvêlerle, Pakizelerle, Fatmalarla direnmeye devam ederek akacak özgür yarınlara. Bu özgürlük buluşması özgür yaşamın ta kendisi oldu.

PaylaşShare on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterEmail this to someoneDigg thisShare on RedditShare on TumblrShare on LinkedInPrint this page