Bir yağmur damlası

Dersim UĞUR KAYMAZ

  • 18 Mart 2017

Bir yağmur damlası düştü yüreğime

İçinde seni barındıran

Bir güzel bu kadar mı güzel olur

Tüm çirkinliklere inat…

Şimdi şehrin kirli sularına karşı duran

Saf, temiz ve berrak

Bir yağmur damlasısın sen

Düştüğün her yerde yaşam yaratan…

4-Bırak güzel kız, yağmur çıldırırcasına aksın üzerimize, ıslatsın bizleri delicesine. Belki arayışları vardır onun da bizim gibi. Belki kendi akışkanlığında arıyordur kendisini. Tıpkı senin gibi. Sen de bir yağmur damlası gibi değil miydin? Bazen usulca, bazen çılgınca akmıyor muydun kendi yurduna? Öyleyse ne bu telaşın, neden bu kadar kaçarsın ıslanmaktan?

Gel, son bir kere yüzümüzü göğe dönelim. Kollarımızı sonsuzluğa açıp yağmurlara şarkı söyleyelim. Belki son bir kez daha yağar ve yitirdiğimiz güzellikleri bizlere yeniden sunar. Kim bilir belki kayıp ülkemin tüm güzellikleri yeniden beliriverir yağmurun akışkanlığında.

Yerîvan isminin anlamını bilmiyorum, belki de çok güzel bir anlamı vardır. Zaten bir ismin anlamı ve manevi değeri yoksa kolay kolay kendisine ad edinmez gerilla. Yine de ben her zaman keşke Yerîvan arkadaşın adı Yağmur olsaydı derdim. Yağmur isminin ona çok yakışacağını ya da onun yağmur damlasına çok yakışacağını düşünürdüm.

Bedeninde, ruhunda ve yüreğinde gizlediği narinliğini hep bir yağmur damlasına benzetirdim. “Yoldaş” derken, gülümserken, konuşurken hep bir estetik kaygısı varmış gibi gelirdi bana. Ama o bildiğimiz sistemin dayattığı estetiksel kaygılar değil. Ahlaki ve politik toplumun bir üyesi olduğunu bilen bir kadının bu topluma layık olabilme çabasıydı hepsi. İnsanlara hitap ederken kırmamaya değil, gerekirse kırmaya özen gösteren biriydi mesela. Yani varsa bir yanlış yaşadığı topluma karşı, gerekirse hem kendisini hem de karşısındakini kırardı. Aldırmazdı yanlışın gözyaşlarına. Dökmesi gerekiyorsa kendisi de dökerdi gözyaşlarını. Yeter ki bin bir emekle yaratılan güzellikler, değerler yitip gitmesindi. Ama bir ortamda bir doğru varsa, önünde eğilir, yalnızca minnettarlığını sunardı karşısındakine.

Onunla çok kalmadım aslında, bu yüzden de onun için en doğru kelimeleri dizmekte zorlanabilirim. Daha doğrusu onun hakikatini olması gereken şekilde ifade edemeyebilirim. Tanışmanın ve tanımanın zor olduğu bir zaman diliminde tanımlama güç hale gelir. Hele bu bir güzeli, bir yoldaşı, bir hakikati tanımlama işi ise çok daha zorlaşır her şey. Şimdi on beş güzel kadından biri olan Yerîvan’ı anlatmaya çalışıyor ama başarılı olamıyorum. Dedim ya, parçalanmış sözcükler onun karşısında bir araya gelmekte zorlanıyorlar. Bu yüzden parçanın bütünü olan yağmur ile tanımlıyorum onu.

3-Çünkü o yaşama bazen bir yağmur damlasının o süzülen dingin haliyle, bazen de aniden bastıran coşkun haliyle katılırdı. Yani hem yaşamın akışını belirleyen, hem de yaşamın akışına kapılan olurdu. Ama akışkanlığından hiçbir zaman bir şey kaybetmezdi. Bir gerilla için olması gereken de buydu. Bir gerilla kendisini ait gördüğü bu yaşama hem katılmalı hem de yaşamı kendisine katmalıdır. Bütünlük ancak bu şekilde sağlanır.

Yağmurun yüreklerimizi delice ıslattığı bir günde bana söylediği şu sözler hiç gitmiyor aklımdan:

“Evet sevgili gerillam; zamansız zamanlarda yaşıyoruz. Sevgimizi ve özlemlerimizi ne zaman yaşayacağımızı bilmediğimiz zamansızlıklarda. En iyisi mi yoldaşım, biz bazen yaşamı sorgulamadan delice yaşayalım. Hep birlikte; “ez ne dînim” diyenlere karşı “ez dînim” diyelim. Ve bir dağ, çöl, yaşam delisi olduğumuzu binlerce defa kanıtlayalım. Bazen de yaşamın anlamına varmak için kaygısızca yaşayalım. Çelişkilerimiz, acılarımız, çocukluğumuzdan bu yana yüreğimizin gizli bir köşesinde sıkışıp kalan anılarımızı, dokunsalar ağlayacak gibi olan gözlerimizde hapsettiğimiz gözyaşlarımızı azad edelim.

Azad edelim ki, dinsin acılar, gözyaşları…

Bitsin içinden çıkamadığımız çelişkiler…

Varsın tüm çabamız özgürlük olsun…

Varsın tüm özlemlerimiz sevilene dair olsun…

Varsın tüm hayallerimizin içinde güller olsun…

Varsın mücadelemiz, maviye hasret çocukları, mavinin derinlikleriyle buluşturmak olsun…

Sevgili gerillam; varsın her şey dışarıda yağan yağmur gibi yağsın. Arındırsın tüm kiri insanlığın beyninden ve yüreğinden…2-

Yaşam yağmur berraklığında aksın, coşsun, sel olsun…”

Bu yaşama bir katılım olacaksa Yerîvanca olmalı diyorum; gerektiği zaman dingin, gerektiği zaman ise coşkun bir sel gibi olmalıdır. Anlamak, kavramak ve yaşamak için.

Sevgili gerilla; seni yüreklerimizin en derin yerine yerleştirdik. Masumiyetinle, güzelliğinle yüreklerimizin tam ortasındasın. Yerîvan’ın dilinden dökülen “sevgili gerillam” sözcüğü onun gerillaya olan aşkının en somut dile geliş haliydi. Umutlarını yağmur damlalarına sığdıran ve tüm Kürdistan’a damla damla yağdıran Yerîvan, bir gerillaya yarışır şekilde yaşadı, savaştı ve koynunda bahardan kalan yağmur damlalarıyla sonsuzluğa yol aldı. Bizlere ise onun yolunda, ona ve diğer tüm yağmur damlalarına layık olarak yürümek kaldı. Ta ki o yağmur damlalarıyla bir olup coşkun bir sele dönüşerek, evreni azad edene kadar…

24 Mart 2012’de Garzan’da 14 kadın arkadaşı ile birlikte sonsuzlaşan Yerîvan Azadî (Gülistan Basutçu) anısına…

PaylaşShare on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterEmail this to someoneDigg thisShare on RedditShare on TumblrShare on LinkedInPrint this page