Bir doğal toplum kültürü:  Yaresanlık

Armanc SARYA

  • 23 Aralık 2017

Kürdistan’ın Doğu tarafı birçok farklı inancın ve kültürün iç içe yaşandığı bir coğrafyadır.  Geniş zenginlik ve farkındalık birikimi aslında Ortadoğu’nun kültürel zenginliğinin bir parçasıdır. Bin yıllar boyunca bu topraklar ilklere beşik olmuş, dünyanın en büyük inanç ve YARESANLIKkültürleri bu topraklardan diğer coğrafyalara yayılmıştır. Bu yüzden Ortadoğu tarihten günümüze hep kök olmuştur. Doğu Kürdistan da bu kök kültürlerin yaşama zemini bulduğu yerlerden bir tanesi. Kadim kültür, inanç ve felsefelerinden bir tanesi de Yaresanlıktır Doğu’nun. Yaresan toplumu kendi içinde doğal toplum özelliklerini günümüze kadar bazı boyutları ile koruyabilmiştir. Elbette ilk çıkış dönemlerine göre sistemin saldırıları sonucu değişen, özünden uzaklaşılan yanları olmuştur. Ancak tüm bunlara rağmen günümüzde dahi Yaresanlık felsefesi kapitalist modernitenin kirliliğinden kendini koruyabilmiştir. Bu açıdan farklıdır ve güzeldir. Hem inanç hem de felsefe olarak doğal toplumun hala ayakta kalan unsurlarından biridir.

Düsturu maneviyat ve can’dır

Yaresanlık miladi takvime göre 1300’lerde Sultan Sahak Berzenci tarafından oluşturulan bir inanç biçimidir. Arapça’da Sultan Sahak’a İshak da derler. Yaresanlar ise Sultan Sahak derler.  Sultan Sahak Kürdistan’ın Şehrezor bölgesindendir. Bu bölge bugün de hala Güney Kürdistan sınırları içersinde yer almaktadır. Dini konularda alim ve yorum gücüne sahip biridir Sultan Sahak. Din felsefesi ile uğraşmıştır. Hayatı boyunca hiç evlenmemiştir. Kadın karşısında oldukça saygılı ve özgürlükçü bir anlayışa sahiptir. Gençliğinde yıllarca Şam Kütüphanesi’nde din, Zerdüştlük, Yunan felsefesi ve daha başka birçok konuda araştırma yapmıştır. Şam Kütüphanesi o dönemler Zerdüştlükten, Yunan felsefesine kadar birçok konuda araştırma ve kitapların bulunduğu bir kütüphanedir. Sultan Sahak yıllarca süren, araştırma ve yoğunlaşmalar sonucunda Yaresanlık olarak adlandırılan bir felsefe ve inanç şeklini geliştirmiştir. Dünyanın maddi yönünden ziyade manevi yönüyle uğraşan, maldan çok cana önem veren bir düşünüş biçimidir Yerasanlık.

Herşeyden önce öz gelir

YARSAN KURTLERISultan Sahak için herşeyden önce öz gelir. İnancın temelinde de can-ı gönülden benimsemek gerekmektedir. Gönül gözü ile dünyaya ve hayata bakmaktır hakikat olan. Bu yüzden İslam’da ibadet biçimleri olan namaz kılmak, oruç tutmak gibi ibadet biçimlerini göstermelik sayarak, önemli olan şeyin özde, içte inanmak ve ibadet etmek olduğunu düşünür. Biçimde ibadet etmek önemli değildir, zahiri olan önemli değildir, önemli olan özde anlamak, hissetmek ve yaşamaktır. Birilerinin görmesi için değil, kendin inandığın için inanmalısın felsefesini benimser. Göstermelik ibadet etmeyi benimsemez. Din hakkındaki bu radikal görüşleri çevresinde de rahatsızlık da uyandırır elbette ki. Erkek kardeşleri arasında dahi rahatsızlık yaratır. Çünkü Sultan Sahak’ın erkek kardeşleri aşırı derecede İslam’a bağlıdırlar. Kendi aralarında birlik olarak Sultan Sahak’ı gece uyurken öldürme kararı alırlar. Anneleri bu durumdan haberdar olur ve gider oğlunu bu komplo karşısında uyarır. Bunun üzerine Sultan Sahak oradan ayrılır ve Hawraman bölgesine gider, Pave’ye yerleşir ve orada yaşamını devam ettirir. Kendisine düşmanlık yapanlar kadar, felsefesini benimseyen, dünyanın kirinden ve yalanlarından haz etmeyen birçok insan da vardır. Sultan Sahak’ın görüşleri onlar için bir çıkış kapısı olur. Bu kişiler bu dönemden sonra artık kendilerini “yâr” olarak adlandıracaklardır.

Kavram olarak Yaresanlıktaki yâr’ın anlamı tek bir şey değildir. Dost, arkadaş, yoldaş, sevilen-sayılan, değer verilen insan gibi birçok anlama gelebilmektedir. Yâr olanın özellikleri, ilkeleri vardır. Herkes yâr olamaz. Yâr olan biri bencil olamaz, kadın ya da erkek olsun dostlarına kötü gözle bakmaz. Arkadaşlarına her zaman yardımcı olur, fedakardır, komünaldir. Bugün sosyalist birey özellikleri olarak tanımladığımız her özellik aslında Yaresanlık felsefesini benimsemiş olan bireyin sahip olması gereken özelliklerdir. Yâr’ın kendisi oldukça kutsaldır, yücedir. Ancak bu sadece dini anlamda söylenmiş ya da kabul edilmiş bir yücelik değildir. Hakikat olarak bir kutsallık söz konusudur.

Zagroslar’a ait bir inanç ve felsefedir

Bazen Yaresanlık için “Yarexor”luk da denir, xor güneş anlamına gelmektedir. Güneş de Ortadoğu’nun kök inançlarından olan Mitraizm mitolojisinde kutsaldır. Ayrıca günümüzde Arapça Yaresanlık için Ehl-i hak’da denmektedir. Yaresanlık Zagroslar’a ait bir inanç ve felsefedir. Çıktığı ve yaşandığı yer Zagroslar’dır.

Birçok kişi günümüzde Yaresaniliğin birçok inanç ve felsefenin ürünü olduğunu söylemektedir. Ancak bu biraz kolaya kaçan bir değerlendirme biçimidir. Yaresanlar birçok yerde farklı isimlerle de adlandırılırlar. İran’da Yerasan olarak, Suriye’de Nesiri olarak adlandırılırlar. Başka bir yerde Ehl-i tayf olarak yani aşiret kültürü, şeytanperest, Türkiye’de Bektaşilik, Alevilik olarak da tanımlanır veya bu kültürler ile benzerlikler olduğu söylenir. Ancak sadece bu şekilde ele almak yeterli bir tanımlama ve adlandırma değildir. Her kültürde olduğu gibi Yaresanlıkta da farklılıklar vardır. Yaresanilik doğal toplum kültürünün İslam sonrası dönemde de ayakta kalmış inanç ve kültürel değerlerinden biridir. Yaresanilik kültürünü tanımaya başladığımızda aslında öz olarak ne kadar çok doğal toplumun demokratik ve komünal yaşam tarzına sahip olduğunu ve hümanist, ekolojik ve kadına saygı gösteren bir felsefe ile hareket ettiğini rahatlıkla görebiliriz. Bu şekilde değerlendirdiğimizde aslında Yaresaniliğin kendine has bir kimliği vardır. Yukarıda da belirttiğimiz gibi Yaresanilikte öz, hakikat temel konulardır. Topluma, doğaya, insana nasıl bir bakış açısı ile yaklaştığın, nasıl bir paradigmaya göre yaşadığındır önemli olan. “Ben dünyaya geldim, yaşamın bir parçası oldum, o zaman nasıl bir yaşamın sahibi olmalıyım” sorusunu kendine sorar. Daha güzel ve doğru bir yaşama nasıl ulaşılır, iyi ve özlü bir insan nasıl olur konuları ile oldukça yakından ilgilenir. Hatta felsefesinin temelinde yatan gerçekler bunlardır.

Yerasanlığın dili şiirseldir

YARSAN KURTLERI 3Yaresaniliğin kendini ifade ediş metodunun başında şiir gelir. Yazılan şiirlerin birçoğu Kürtçenin Hawrami lehçesine aittir. En önemli şiir kitaplarından bir tanesi de Sultan Sahak’ın yazdığı “Serencam” adlı kitaptır. Görüşlerini, eleştirilerini, perspektiflerini bu kitapta şiir yoluyla dile getirmiştir. Nasıl ki mitolojinin kendini ifade ediş biçimi şiirse, yine Alevilikte şiirler deyişlere dönüşüyorsa Yaresanlıkta da her görüş, duygu, bakış açısı şiirle ifade edilir. Yani Yerasanlığın dili şiirseldir.

Yaresanlıkta animizmin de etkisi büyüktür. Her şeyin canlı olduğuna inanırlar ve canlıların ölüp yok olduklarını düşünmezler. Animist düşüncenin hakim olduğu dönemlerdeki toplumların bakış açısında olduğu gibi ölen bir varlığın yok olduğuna değil, yeni bir yaşam formuna geçtiğine inanılır. Günümüzde bu durum reenkarnasyon olarak da adlandırılmaktadır. Ancak Yaresanlıktaki bu düşünüş biçimi aslında varlık-yokluk ikileminden gelmekte, yaşamdaki düalistik gerçekliğin yansıması olmaktadır. Yani her şey canlıdır ve hiçbir şey yok olmamaktadır, başka bir biçimde hayata devam etmektedir. Bu düşünüş biçimi Budizm’de, Manicilik’te, Sihizm’de, Brahmanizm’de de vardır.

Kürdistan’dan Hindistan’a kadar yayılır

Sultan Sahak’tan sonra da Yaresanlık Kürdistan’dan başlayıp Afganistan, Pakistan, Azerbaycan, Suriye, Lübnan, Hindistan ve hatta Tacikistan’a kadar yayılır. Kürdistan’da da Hawraman’dan Şehrezor’a, Hürremabad ve Loristan’a kadar yayılır, hatta o dönemlerde Hawraman hükümeti olarak da adlandırılır.  Buradan da anlaşılacağı gibi çıkış yeri Kürdistan olmakla birlikte Yaresanlık Zagrosi bir inanç ve felsefedir ve sadece Kürtler ile sınırlı kalmamıştır. Enternasyonalist bir bakış açısına sahiptir ve milliyetçilikten uzak bir felsefeye sahiptir. Günümüzde Yaresanlar Kirmanşah, Kozaran, Tebriz’in bazı bölgeleri, Kelardeşt, Tahran’ın bazı bölgeleri, Hamedan ve kısmen de Güney Kürdistan bölgesinde yaşamaktadırlar. Afganistan’ın Kuzeyi’nde de yaşamaktadırlar, zira Kuzey Afganistan radikal İslam’ın etkisinin az olduğu bir yerdir.

Bir kadın kültürüdür

YARSAN VE SAZYaresan toplumunda kadın oldukça önemli bir yere sahiptir. Kadına ikinci insan gözüyle bakılmaz. Aslında öz olarak Yaresanlık bir kadın kültürüdür. Kadın özgürlükçüdür. Yâr’ın anlamı içerisinde kadın ve erkek farkındalığı yoktur, yâr hem kadındır hem de erkektir. Yaresanlığın felsefesinde kadın ve erkek eşittir. Kız ve erkek çocuklarına eşit yaklaşılır. Çocuk yaşta evlilik hoş karşılanmaz, bugün de Yaresan toplumunda çocuk yaşta kadınların evlendirilmesi kötü görülür, ahlak dışı olarak değerlendirilir. Elbette günümüzde İslam’ın ve devlet kültürünün etkisiyle değişen ve darbe alan hususlar vardır ancak öz itibariyle kadın ve erkek özgürlüğü oldukça önemlidir. Sultan Sahak’ın da kadın üzerine özgürlükçü olarak değerlendirilebilecek görüşleri vardır. Örneğin şiirlerinde kadına karşı saygı ve sevgi konularından bahseder. Kadını erkek ile eşit görmeyen, saygısız yaklaşanın asla yâr olamayacağını söyler her zaman. Annesinin de kendisi üzerinde oldukça etkisi vardır. Sultan Sahak’ın annesi Hatun Rezba yaşadığı dönemde bilge bir kadın olmasından da kaynaklı toplum içerisinde saygı gören, danışılan ve sevilen bir insan olmuştur. Yaresanlık inancının yüksek mertebelerinde yer almış, Yaresanlığın yayılmasında ve korunmasında rol oynamıştır. Toplum içerisinde sorunları çözen, bilgeliği ile yol gösteren olarak tanımlanır. Oğlunu da sürekli olarak tehlikelerden korumuş, hazırlanan komploları sağduyusu ile boşa çıkartmıştır. Hatun Rezba aynı zamanda büyük bir şairdir.

Kadının sözüne saygı 

Yaresanlık içerisinde birçok kadın ozan, yazar, entelektüel vardır. Celalê Xanima Loristanî, Rihan Xanima Loristanî, Lîza Xanim, Xatun Dayrakî Razbar, Xatûn Zerbanûya Derzyanî bu kadınlardan sadece birkaç tanesidir. Bugün de İran’da kadınlar içerisinde okuma düzeyinin en yüksek olduğu yerler Yaresanların yaşadıkları yerlerdir. Yine Yaresanlıkta kadın sesi her zaman güzel olarak kabul edilmiştir. Bu yüzden kadın dengbêjler oldukça çoktur Yaresanlar içerisinde. Kadınların tek başına şarkı söylemesinin yasak olduğu günümüz İran’nında, Yaresan toplumu içerisinde birçok kadın dengbêj vardır. Kültürel ve sanatsal anlamda ön planda yer alan kadınlık dışında, toplumsal sorunlar ve çözümleri konusunda da kadınlar oldukça önemli bir yere sahiptirler. Birçok defalar yaşanan kavgaları, anlaşmazlıkları kadınlar çözmüşlerdir. Bir yerde bir kavga varsa tarafların birbirleri ile barışmaları için çoğu zaman yaşlı bilge kadınlar aracı olurlar ve sorunları genellikle çözüme kavuştururlar. Kadınların sözleri dikkate alınır ve saygı gösterilir. Bugün de bu gelenek ve yaklaşım hala devam etmektedir.

Günümüzde Ortadoğu toplumları içerisinde kendi öz değerlerine ve hakikat anlayışına en çok sadık kalan toplum Yaresan toplumudur. Bu yüzden sistem tarafından çokça teşhir edilmiş, hor görülmüş, dışlanmış ve saldırıya uğramıştır. Bugün sistem kadın ya da erkek olsun ayrım etmeden Yaresan gençlerine marjinal bir yaşam tarzı dayatmaktadır. Bu açıdan Yaresan kültürü korunması gereken öz kültürlerden biridir. Kürt toplumu açısından da Yaresanlık demokratik ulus zihniyetinin önemli bir unsuru olmaktadır.

PaylaşShare on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterEmail this to someoneDigg thisShare on RedditShare on TumblrShare on LinkedInPrint this page