Berîtan ve mizgîn yoldaşlığı

Zerya GÜL

  • 22 Ekim 2017

Beritan (Gülnaz Karataş); 25 Ekim 1992’de Güney Savaşı’nda, karşısında savaştığı KDP peşmergelerinin eline geçmemek için, son mermisine kadar savaşan, Bingöl Solhan’da doğan, Elazığ’da büyüyen Dersim kökenli bir kadınıdır. Düşmanının eline geçmesin diye, BERıTANsilahını kayalıklarda parçalayıp kendisini uçurumdan atarak, işbirlikçi ve devletçi erkek egemen çizgiye karşı, direnen kadın ve toplumsallığın sembolü olur. Kürdistan ve Kürt kadınının özgürlük mücadelesinde bir dönemeç; kadının özgün-özerk örgütlenmesinin ordulaşmadan partileşmeye, tüm yaşam alanlarında örgütlenmesinin önünü açan militan bir kişiliktir. Kadın kurtuluş ideolojisinin temeli, halkların özgürlük damarıdır.

Mizgin-Çiğdem (Hüsna Akgül); 10 Ekim 1995’te, yine TC-KDP işbirlikçi saldırganlığına karşı, savaşan Fırtına Birlikleri’nde bir grup kadın yoldaşlarıyla Metina’da ölümsüzleşen Tokatlı Alevi bir kadındır. Devletçi, işbirlikçi intikamcılığın vahşetinin sınırtanımazlığına maruz kalan cansız bedeni, diğer kadın yoldaşlarınınkiyle birlikte yakılır. Mizgin, Aleviliğin ve Türkiye halklarının, kadınının direnen damarıdır. 1990’lı yıllarda, Kürdistan özgürlük mücadelesine, Türkiye’den yoğun katılımlara bir cevap niteliği taşıyarak oluşturulan Türkiye Devrimci Halk Partisi’nin kuruluşunda yer alan ve 1992 baharında Türkiye’ye geçen on kişilik gruptaki beş kadından biridir. Bugün Rojava devriminin kazanımlarının boyutlandırdığı ve somutlaştırdığı Halkların ve Kadınların Birleşik Devrim Cephesi’nin direniş ve kardeşlik damarıdır.

Beritan ve Mizgin aynı yıllarda mücadeleye katılırlar. İkisi de 1991 yılında özgürlük mekanı dağlara yürürler. İkisi de TC işkenceleri ve işkencehanelerinden geçer. Direnişçi duruşlarıyla, kısa süre cezaevinde kalıp, yeniden yaşam ve özgürlük diyarına ulaşırlar. Beritan’ın işkencede “Med torunuyum, ben teslim olmam” diyerek tüm işkence yöntemlerini boşa çıkaran direngen duruşu bilinir. Mizgin’in yeni oluşan bir partinin deşifre olmaması için, hiçbir şey kabul etmeyen devrimci direngenliği bilinir. Beritan, zindan ardından kısa süre sonra dağlardadır ve ilk Binevş adını alır. Binevş Egal’de somutlaşan serhildan çizgisinin iz süreni olmak istediğini anlatan bir tercihtir aldığı isim. Mizgin, zindandan çıktıktan sonra, zorla ikna edilerek Avrupa çalışmalarına gönderilir, kısa süre sonra sevdalandığı dağlara Çiğdem olarak geri döner.

Beritan, çok istediği halde Önderliği göremez, ama bütün özlemlerini dile getirdiği, “Bir gün fırsatını bulursam, PKK’nin romanını yazmak istiyorum” dediği bir raporla ulaştırır kendini. Önderliğin de, ilk kez böyle birinin, HUSNE AKGUL - CIGDEM MIZGINböyle cesaretli bir öneride bulunduğunu ve bu önerinin sahibiyle keşke şehit düşmeden tanışma, görüşme ve tartışma fırsatını yaratsaydım, diye hayıflandığı bir kadın gerilla olarak hafızalarda ayrı bir yer edinir. Mizgin, bir yıla yakın Bekaa’da kalır, Önderlik eğitiminden geçer, Kürdistan Devrim Önderliği’nin, aynı zamanda Türkiye, Ortadoğu halkları ve İnsanlık Önderliği olduğu gerçeğini yakından tanıyarak, tanıklık eden şanslı gerillalardandır. Bu şansı, canıgönülden bu temsiliyete katılmaya, kendini oluşturmaya, coşku ve heyecanla tüm zorluklara, zorlu savaşlara hazırlanmaya dönüştürür. O kendisini savaşın en yoğun olduğu ve direnişin en öne çıktığını düşündüğü Botan’a önerirken, Türkiye’ye devlet ve halk gerçekliğiyle yüzleşmeye, Türkiye devrimini örgütlemeye, halkların kardeşlik köprüsünü örmeye gönderilir. İtirazları olsa da yeni bir devrim heyecanına kapılır, mücadele yükünün iki katına çıktığı duygusunun derinliğiyle, daha fazla yoğunlaşır, tartışır ve kararlaşır.

Beritan ve Mizgin Mazlum ve Kemallerin öğrencileridir. İmkansızlıklar içinde imkan yaratan, suskunluklar içinde çığlık olan, teslimiyet zamanlarında direnişe kulaç atanların direniş öyküleriyle kişiliklerini yoğurur ve olgunlaştırırlar. Sara yoldaşın yaşam, mücadele ve özgürlük çizgisinin tanığıdırlar. Mizgin, en zor zamanları karşılama gücünü görmüştür direnişçi Sara’nın duruşunda. Bekaa’nın devrimi adım adım ören-örgütleyen, her kişilikte çözen, ilerleten ve en zorlu koşullara hazırlayan devrim laboratuvarında aynı havayı solumuştur onunla. Denizlerin, Mahirlerin, Kaypakkayaların sözleri her iki yoldaşın da kulaklarını çınlatmaya devam etmektedir.

İkisinin kişiliği de devrimin, devrimciliğin karakterine uygun, ciddi insanlardır. “Devrimcilik ciddi iştir” tespitini kişiliklerinde somutlaştıran yoldaşlardandır. Ciddiyetlerinin, sorumluluk duygusundan, yoldaşlık sevgisinden beslendiğini; gülünce ağız dolusu gülüşleri, samimiyetleri, en beklenmedik bir anda yoldaşlarının yardımına koşmaları, zor zamanlarda umut olmaları anlatılır. Oturuş kalkışlarından yürüyüşlerine, silah tutuşlarından savaş tarzlarına, dağda veya şehirde tedbirli olmalarından örgütçülüklerine, insan ilişkilerinden kişilik mücadelelerine kadar örgütlü içsel bir duruş ve kişilik temsilinin etkileyiciliği kesindir. Bazı kişilere bakınca devrimi görmek mümkündür ya; Deniz Gezmiş’in duruşu mesela! Beritan’ın elde silah yürüyen resmi, Mizgin’in hep canlı-kıpır kıpır gözleri, anlam derinliğine sahip bakışları ve ciddi yüzü böyle bir çekiciliktedir. İnsanı, kendine, devrime, yoldaşlığa, birlikte yürümeye ve güzelleşmeye çeken bir tılsımları vardır.

Beritan şairdir, iyi savaşmaya olduğu kadar, devrimci edebiyata eğilimlidir.  Mizgin espritüel, ama aynı zamanda iyi bir örgütçüdür. Ciddiyetleri kuruluktan değil, kadının akıl ve duygu yüklü zekasının uyumundan gelir. Beyin ve yürek gücünü açığa çıkarma, zenginleştirme ihtiyacını duyan, devrimci romantizme ilgi duyan kişiliklerdir. İç dünyalarında kopan fırtınalar; dışa inanç, umut, direniş ve güzellik olarak yansır. Kendileriyle barışık olmayan, arayış içinde, sürekli kendini oluşturma uğraşında, canlı, coşkulu, akışkan kişiliklerdir. Bu akışkanlık, çelişkilerinin canlılığındandır. Faşizmle, cinsiyetçilikle, işbirlikçilikle, milliyetçilikle, köle kadın ve egemen erkek dayatmalarıyla, yaşamı durduran, savaşı anlamsızlaştırmak, mücadeleyi kuru bir öl-öldür çizgisi olarak dayatmak isteyenlerle kan uyuşmazlıkları vardır. İçteki çelişkilerin canlılığı, yaşam ve mücadele içinde yol, yöntem konusunda zorlanmaları olsa da hep bir kavgacılık olarak dışa vurur. Kendilerini oluşturdukça, etrafında da bir oluşuma, gelişime, ortaklaşmaya, kollektivizme, örgüte yol aldırmak isteyen devrim ruhuyla yaşayan, yaşatan yoldaşlardır.

Kürdistan devriminde Beritan çizgisi, devrim ve direniş çizgisidir. Komple devrimciliğin sayılı örneklerindendir. İkirciksiz, yönü belli, hedefi belli zafer çizgisidir. Zor dönemlerin kişiliğidir. Kadına ve halklara nefes aldıran, küresel faşizme ve yerli işbirlikçi uzantılarına karşı teslim olmama, direnişte ısrar kişiliğidir. Ulusal birlik, halklarla kardeşlik çizgisidir. Ortak cephede, uygarlık sistemine karşı direnişi büyütme, demokratik sosyalizmi yaşatma çizgisidir. Savaşarak özgürleşen, özgürleşerek güzelleşen, güzelleştikçe sevilen kadının halklara, devrimlere öncülük çizgisi ve kişiliğidir.

Mizgin, Beritan çizgisinin takipçisidir; aynı cephede, iktidarcı devletçi sisteme ve faşizmine karşı mücadeleyi derinleştirme, halkların kazanımına dönüştürme kararlılığıdır. Kemal Pir çizgisinde, cesur, iddialı, ciddi devrimcilikte, mücadelecilikte ısrar kişiliğidir. “Zonguldak Botan El Ele” sloganında somutlaşan emek, sevgi ve halkların kardeşlik köprüsüdür. Kadın yoldaşlığının halklara kazandıran çizgisini kavrayan ve kavratmayı yaşam ve mücadele biçimine dönüştüren devrim ve direniş kişiliğidir. Dağlara sevdalı bir gerilla, özgürlüğe ve Ortadoğu halklarının mücadele birliğine inanç kişiliğidir. Baba İshak ve Baba İlyaslara uzanan direniş damarından beslenen, Şeyh Bedrettin torunudur.

PaylaşShare on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterEmail this to someoneDigg thisShare on RedditShare on TumblrShare on LinkedInPrint this page