Bahara doğru

Vildan Dirik

  • 27 Nisan 2018

Cemreler düşer, yağışlar çoğalır ve bahara gideriz. bahara girme düşüncesi bile ısıtır yüreğimizi. Uzun, upuzun, zorlu, karanlık ve kanlı ama bir o kadar da direniş yüklü kışı geride bırakırken, bahar yağmurları gibi akar gözyaşlarımız ve kanımız toprağa. Birer birer düşer çoluk çocuk, kadın ve genç bedenlerimiz, “direnmek yaşamaktır, yaşamak direnmektir” diyerek.

Baharın doğayı yeniden yeşertmesi gibi yeşertirler umutlarımızı yıldızlara göç edenler. Bir ananın yürek yangını dökülür ağıtlara, sessiz bir çığlık olur masum çocukların çiçek açan bedenleri.

Bir “Arap Baharı” geçti ömrümüzden. Kelebekler uçuşmadı, bir kelebeğin ömrüne sığdı ömürler bu baharda. Göçmen kuşlar dönmedi ısınan yurtlarına, göç göç oldu zemheriye döndü yaşamlar. Kadınların allaha isyan eden elleri uzandı kapkara gökyüzüne. Koyunlar kuzulayamadı, kurban edildi petrole, sınırlara, bayraklara ve dinlere. Ülkeler, kültürler, tarihler yağmalandı, yerle bir oldu sözde baharlarla, doğa canlanmadı hırsın, nefretin, çıkarların altında ezildi.

Ölümün adını “bahar” koydular…

Bir bahara daha döndük yüzümüzü, ömrümüzü. Newroz ateşlerinin sıcaklığı yürekleri ısıtmaya, umutları yeşertmeye başladı. Çağın direnişi tarihin kutsal topraklarında tüm dünyaya inancın, haklılığın ve iradenin gücünü gösterdi. Onlar ölümün adını “bahar” koydular, çağın direnişçileri ise yaşamın adını Efrîn koydular. Köklerine sarıldıkça dallanıp budaklandılar, yeşerip rengarenk çiçek açtılar. Belki bir kelebeğin ömrü kadar kısaldı ömürleri ama, yaşadıkları sürece özgürce uçmaktan vazgeçmediler. Kapkara kışı aydınlık baharlara çeviren kardelenler gibiydiler. Şairin şu sözlerini hatırlattılar bize;

“Dövüşenler de var bu havalarda

El, ayak buz kesmiş, yürek cehennem

Ümit, öfkeli ve mahzun

Ümit sapına kadar namuslu

Dağlara çekilmiş

Kar altındadır.”

Kış biter, bahar gelir, karlar erir, karlar altındaki ümitlerimiz yeşerir, kelebekler özgürce kanat çırpar. Yağmurlar yağar kentlere, kırlara ve dağlara. Yıkar, temizler karamsar sokakları. Ağır bulutlar hafifler, dağılır ve ışıldar masmavi gökyüzü. Güneş ısıtır toprağımızı, gülümser direnen yiğitlere. Ve direnmek nedir öğrenir dünya.

Zalim Dehaq’a karşı Kawa’nın duruşudur direniş, Mazlumların, Ronahi ve Berivanların, Zekiye, Rahşan ve Semaların Newrozlaşmasıdır direniş. Dün Dersim’de, Agirî’da Zilan’da, bugün Kobanê, Cizîr, Sur ve Efrîn’de tarihe geçmenin adıdır direniş. Özgürleşerek baharı getirmektir direniş… Ne yıkılan mezarlar, ne de devrilen direniş heykelleri yaratılan direniş ruhunu teslim alabilir. Barbarlık, Demirci Kawa’nın ve onun çocuklarının özgürlük mücadelesinin altında kalmaya mahkumdur.

PaylaşShare on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterEmail this to someoneDigg thisShare on RedditShare on TumblrShare on LinkedInPrint this page