Ataerkilliğe karşı kolektif çözüm: Komün

Rojda Yıldırım

  • 16 Kasım 2017

MANSETAlmanya’nın Hamburg kentine yüz yirmi kilometre uzaklıktaki Wendland bölgesini özel kılan birçok sebep var. Sadece coğrafyasının güzelliği büyülemiyor. Geniş bir alana yayılmış komün evleri ve komün tarzı üretimiyle kendine özgü bir sistemin yaratıldığı farklı bir coğrafyadayız. Evet burası gerçek anlamda özel ve fazlasıyla irdelenmeyi hakeden özgün bir deneyime sahip.

Hamburg Kadın Meclislerimizin jineoloji ve toplumsal cinsiyetçilik eksenli tartışmalarına ev sahipliği yapan ‘Meuchefitz Konuk Evi” Alman bir komün tarafından işletiliyor. Üç gün boyunca konakladığımız kamp yerinde oldukça keyifli zamanlar yaşadık. Şehir yaşantısından uzak, doğal görüntüsü ve kendine özgü mimarisiyle “ben farklıyım” diyen bir havayı soluduk.

Komün yaşantısını ve üretim biçimlerini daha iyi anlamak için komün üyelerinden olan Wanda ve Remi’yle sohbet ettik. Yanı sıra birçok komün üyesiyle karşılaştık. Birkaç orta yaşlı üye olmakla birlikte genelde gençlerden oluşması dikkat çekici olduğu kadar, umut verici aynı zamanda. Sokaklarda gördüğümüz soğuk insan mizacının tersine hepsi sıcak kanlı, samimi ve oldukça doğallar.

Ataerkilliğe karşı kollektif çözüm; Komünler

Wanda ve Remi’yi yakalamışken yıllardır anarşistlere, otonomculara dönük biriktirdiğimiz bütün soruları sorma fırsatını yakalıyoruz. Kendilerine bir ad koymuş değiller. Grup olarak feminist ve anarşist geleneği sürdürme iddiaları var.

Hem Remi hem de Wanda oldukça genç iki kadın. Her ikisine de onları buraya çekenin ne olduğunu yöneltiyoruz.

Remi birçok gerekçelerinin olduğunu, birçoğunun bilinçli olarak bu bölgeyi seçttiğini, bölgenin alternatif yaşam arayışı anlamında farklı deneyimlere sahip olduğunu belirtiyor. Tabii en fazla da kolektif yaşam ve alternatif ekonomik bir yaşam arayışının onlara hitap ettiğini söylüyor.

Alternatif demişken sisteme hangi açılardan alternatif oluşturduklarını merak ediyoruz. Wanda çok önemli bir noktaya dikkat çekiyor. Hepsini ortaklaştıran en temel noktalardan birinin Almanya’daki mevcut sol hareketin eleştirisi olduğunu, sol gelenekten geldiklerini, ancak sol grupların çalışmalarının somut olmadığını ve alternatif bir yaşam oluşturamadıklarına dikkatimizi çekiyor. Onlara göre tek çözüm kollektif yaşamdır. Şimdi kendi alternatif projelerini gerçekleştiriyorlar.

Remi ise “Ataerkilliğe karşı alternatif oluşturmak için kolektif bir çözüm gerekiyor. Bireycilikle sisteme karşı savaşamazsınız. Günlük yaşamımızda kendimizi de sorguluyoruz. Ekolojik bir şekilde yaşamak istiyoruz. Sistem büyük tahribatlar yaratıyor. Daha önce burada nükleer atık tesislerine karşı uzun yıllar süren bir direniş vardı. Bu direniş halen devam ediyor” diye nedenlerini sıralıyor.

Kooperatifler ile sağlanan ekonomik döngü

FEMINIST ANARSITLER6Komün yaşantısında hayatlarını nasıl ürettiklerini, üretim ilişkilerinin nasıl olduğuna dair

yanıt elbetteki kooperatifler üzerinden geliyor; ekonomik döngüyü kooperatifler üzerinden sağlıyorlar. Aynı zamanda maaşlı çalışan arkadaşları da onlara maddi destekte bulunuyor. Remi gülerek ve oldukça da keyifli bir tarzda geçen dönemde üzüm toplamaya gittiklerini söylüyor. Bölgede toplam 9 komünleri var. Ve bütün bu komünler karşılıklı bir yardımlaşma ve dayanışma içindeler.

Bölgede iki çiftçilik yapan kolektif, meyve suyu kolektifi, soya fasulyesi komünü, elma komünü ve marangozculuk komünleri mevcut. Mesela bölgede bol miktarda elma ağacı bulunmakta. Komün olarak elmalar toplanıyor, işleniyor, hazır hale getirildikten sonra da kullanım sürecine aktarılıyor. Elmalar ise genelde terk edilmiş ağaçlardan toplanıyor. Doğadan toplanılan meyvelerle organik üretim yapılıyor. Komünler ürettikleri bütün ürünleri karşılıklı olarak paylaşmayı esas alıyor. Üç gün boyunca kaldığımız kampta bol miktarda komünün organik ürünlerinden faydalandık. Hormonsuz, organik, sahici ve de oldukça lezzetliydiler.

Uzmanlık alanına göre komünlere hizmet

Yine doğadan toplanılan otlardan ilaç üreten bir küçük komün de mevcut. İki farklı komünde de koyunlar mevcut. Koyun komününde yünler çeşitli biçimlerde işlenip elbise yapılıyor. Kış için çorap örülüyor. Meslek sahibi olan arkadaşları kendi uzmanlık alanlarına dönük komünlere hizmet sunuyor. Mesela doktor arkadaşları ücretsiz sağlık hizmeti veriyor. Remi bunları anlatırken “bunun için bir merkezimiz yok ama arkadaşlarımız fizyo-terapi yapabiliyor.” diyor.

Kendi mekanlarında sosyal ve kültürel aktivitelere dönük zengin bir programları da mevcut. Bilgilendirme toplantıları, seminerler, konserler, tiyatro gösterileri ve politik aktiviteler düzenleniyor. Tabi çalışmaları sadece bunlarla da sınırlı değil, Hamburg’a gelen göçmenlere dönük de çalışma yürütülüyor. Yaptıklarını daha çok danışmanlık hizmeti olarak tarif ediyorlar.

Sohbetin ilerleyen kısımlarında en çok merak ettiğimiz soru olan cinsiyetçiliğe karşı kendi içlerinde nasıl mücadele ettikleriyle ilgili. Wanda tek bir kelimeyle “sert” deyiveriyor. Gülüşüyoruz…Remi ise sürekli tartıştıklarını, gündemde tuttuklarını, eğitim çalışmalarıyla hem kendilerini hem de erkek arkadaşlarını bilinçlendirmeye çalıştıklarını belirtiyor. Kendi içlerinde de cinsiyetçi yaklaşımlara rastladıklarını ancak eğtim ve tartışma yoluyla aşmaya çalıştıklarını ekliyor.

‘İddiamız çok büyük’

Komün yaşantısında kendilerine çekici gelen olguların ne olduğunu sorduğumuzda ise;  “kolektivizm, paylaşım ve özel mülkiyetçiliğe karşı duruş” olarak sıralıyorlar. Wanda “iddiamız ve gerçeklik arasında fark vardır. İddiamız çok büyük. Kollektif yaşayalım diyoruz. Bireyci yaşamdan kollektife geçmek oldukça zor. Bunun için çelişkiler ve zorlanmalar yaşadık. Adım adım ona doğru gidiyoruz” diyor.

Remi ise kolektif yaşam algısını şöyle açıklıyor: “Bazılarımızın kendi odası yok. Nerde yer varsa orada yatıyor. Dışardan kolektif gözüküyoruz. Ama oldukça yetersiziz. Kolektif bir ekonomi var. Bunu genişletmek istiyoruz. Herkesin özgünlüğüne göre bir yaklaşım sergiliyoruz. Yaşlı ya da çocuklu birine yaklaşım farkı olmak zorunda” diyor.

Önemli olan ekolojik yaşamak

FEMINIST ANARSITLER2Komün yaşantısında yaşanan sıkıntı ve eksiklikleri gidermek için nasıl bir metod kullanılıyor sorusu ile sohbetimizi değişim ve dönüşüm sorunlarına odaklıyoruz. Soruyu yanıtlayan Wanda; “Biz eleştiriyi günlük yaşamımızın bir parçası haline getirmek istiyoruz. Eski bir arkadaşınız varsa daha rahat oluyor. Ama birçoğumuz zorlanıyoruz. İki haftada bir oturuyoruz, birbirimize eleştirilerimizi yöneltiyoruz. Eleştiri öğreticidir. Ama zorlanan arkadaşlarımız da var. Biriktirip patlayan arkadaşlarımız da oluyor. O yüzden günlük yaşamın bir parçası yapmaya çalışıyoruz. Eleştiri olumsuz bir şey olarak görülüyor ama eleştirinin olumlu bir yöntem olduğunu biz Kürt Hareketi’nden öğrendik” diyor.

En can alıcı soruyu sormadan edemiyoruz. Yanı başlarında her açıdan boy gösteren kapitalist sisteme karşı dünyayı nasıl değiştirecekler? Amaçları sadece bir grubu kurtarmak mı? Toplumsal özgürlüklere dönük iddiaları var mı? diye sorduğumuzda Wanda, bu alanda güzel yaşadıklarını, ama bununla sınırlı kalmak istemediklerini, birçok grupla çalışma yürüttüklerini, herkesi mücadeleye çekmeye çalıştıklarını belirtiyor. Remi ise şehir mücadelesiyle kendi mücadelelerinin birbirini beslediğini, daralma risklerinin olduğunu ancak buraya hapsolmadan birşeyler yapmaya çalıştıklarını ekliyor.

Bulunduğumuz alandaki komün sadece yerleşik bir binadan oluşmuyor. Komün üyelerinin çoğu açık arazide çadırlarda ve karavanlarda yaşıyor. Ortak mutfakları, ortak kullanma alanlarını oluşturmuş durumdalar. Onlar için önemli olan ekolojik yaşamaktır. Ekolojik olmayı ise “doğaya yakın olmak, doğanın içinde yaşamak, doğanın bilincine varmak” olarak tanımlıyorlar.

Rojava’dan ne öğrenebiliriz?

Wanda ise ekolojik olmayı “doğaya karşı sorumluluk duygusudur. Odun sobalarıyla ısınıyor ve yemek pişiriyoruz. Bilgi ve bitki şifacılığı üzerine araştırma yapıyoruz.Yaptıklarımızın doğa üzerindeki etkilerini bilince çıkarmaya çalışıyoruz. Tabi burada insanın sömürgecilik tarihini de irdeliyoruz. Birkaç hafta önce burada cadıların tarihi ve yakılma süreçleri üzerine bir sergi yaptık.” diyor. Genelde birçok ekolojist grupta gördüğümüz teknolojiye şüpheyle bakma eğilimini soruyoruz. Yanıtlayan Remi teknolojinin hayatlarında çok merkezi bir rolünün olmadığını belirtiyor. Ancak teknolojiye karşı da değiller. Teknolojiden faydalanılması gerektiğine inanıyorlar. Ancak teknoloji üzerinden insan hayatının denetim ve gözetim altında tutulmasına karşılar. Bunun için alternatif bir iletişim olarak komünler arası mektup sistemini işletiyorlar. Sosyal diyaloğu mektup yazışmaları üzerinden canlı tutmak istiyorlar.

Son olarak Rojava ve Kürt Kadın Hareketi hakkında ne düşündüklerini soruyoruz. Remi “Burada etkinlik dizimiz var. Rojava’daki demokratik konfederal sistem ve özerklik üzerine bilgilendirme yapıyoruz. Rojava’dan ne öğrenebiliriz üzerine tartışma yürütüyoruz. Kürt Özgürlük Hareketi’nin bizim gruptaki etkisi büyük. Rojava benim için büyük bir umut kaynağı. Çok şey öğreneceğimize inanıyorum” diyor.

Sohbetimiz oldukça merak uyandıran, keyifli, damak tadı bırakan öğretici bir tarzda geçti. Yolunuz Hamburg taraflarına düşerse komünleri mutlaka ziyaret edin. Elma suyunu için. Pancar suyunu unutmayın…Doğanın ve özgür atmosferin tadını çıkarın. Çünkü tam da demokratik, ekolojik, kadın özgürlükçü sistem düşümüz bu alanda hayat buluyor. Dünyanın her karış toprağının tıpkı Rojava gibi bu düşle bezenmesi dileğiyle…

PaylaşShare on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterEmail this to someoneDigg thisShare on RedditShare on TumblrShare on LinkedInPrint this page