Anti-Apartheid mücadelede bir sembol öncü: Winnie Madikizela-Mandela

Fidan YILDIRIM

  • 11 Haziran 2018

Nelson Mandela's ex-wife Winnie Madikizela-Mandela arrives at a ceremony to honour Mandela by the African chiefs, kings and queens at Freedom Park in Pretoria2 Nisan 2018’de yaşamını yitiren Winnie Madikizela-Mandela Güney Afrika’daki ırkçılık karşıtı mücadelede sembolleşen bir isimdi. Taraftarlarının “Ulusun Anası” olarak tanımladığı Madikizela-Mandela anti-apartheid (ırkçılık karşıtı) aktivist ve politikacı kimliğinin yanısıra Nelson Mandela’nın ikinci eşi olmasıyla da tanınıyordu. Uzun yıllar milletvekili olarak Parlamento’da yer alan, bakanlık yapan, Afrika Ulusal Kongresi-ANC’nin yönetiminde yer alan ve Kadın Birliği’nin öncülüğünü yapan Madikizela-Mandela Güney Afrika tarihinde dikkate değer bir rol oynamıştır.

Güney Afrika’daki Xhosa etnik topluluğuna mensup olan Winnie’nin asıl ismi Nomzamo Winifred Zanyiwe Madikizela’dır. 26 Eylül 1936 yılında Bizana-Pondoland’ın Mbongweni köyünde dokuz kardeşin dördüncüsü olarak doğdu. Babası Columbus tarih öğretmeni ve okul müdürü, beyaz bir baba ve Xhosa anneden olan annesi Gertrude ise ev ekonomisi öğretmeniydi. Winnie annesini dokuz yaşındayken kaybedince kardeşleriyle birlikte farklı akrabaların korumasına verildiler ve ailesi dağıldı. Winnie Bizana’da eğitimini sürdürdü. Lisedeyken okulun önde gelen kız öğrencisiydi. Ardından Johannesburg’a giderek Jan Hofmeyr School of Social Work’da (Jan Hofmeyr Sosyal Hizmetler Okulu) sosyal hizmetler eğitimi aldı ve 1956’da mezun oldu. Uzunca bir süre sonra da Witwatersrand Üniversitesi’nde uluslararası ilişkiler dalında önlisans diploması aldı. Güney Afrika’daki ırkçı rejimin siyahi halkı etnik temelde topluca yaşamaya mecbur bıraktığı alanlardan biri olan Transkei’da hükümet bünyesindekiler de dahil birçok işte çalıştı. İlk işi de Soweto’daki bir hastahanede sosyal hizmet görevlisi olarak çalışmaktı.

Öncü bir figür haline geldi

Winnie 1957 yılında bir avukat ve anti-apartheid aktivisti olan Nelson Mandela ile tanıştı. Evli olan Mandela ile Winnie’nin ilişkisi 1958’de evlilikle sonuçlandı ve iki kızları oldu. Mandela 1963 yılında tutuklanıp hücreye kapatıldı ve 27 yıllık tutsaklığın ardından 1990 yılında salıverildi. Winnie ve Nelson Mandela 1992 yılında ayrıldılar ve Mart 1996’da da resmi olarak boşanmaları gerçekleşti.

Winnie Mandela eşinin tutuklanması ardından anti-apartheid mücadelenin öncü bir figürü haline geldi. Politik aktiviteleri nedeniyle beyaz ırkçı rejim tarafından sık sık göz altına alındı, ev hapsine çarptırıldı, gözetim altında tutuldu, tutuklandı ve Brandford kasabasında zorunlu ikamete mecbur edilerek dolaşım hakkı elinden alındı. En uzun hücre cezası, 1969 yılında başlayan, Pretoria Merkez Cezaevi’nde tam bir tecrit altında tutulduğu, işkence ve şiddete maruz kaldığı 493 günlük cezaydı. Bu cezaevi sürecinin onu katılaştırdığını ifade etti daha sonraki açıklamalarında.

‘Açlık Operasyonu’ çalışmalarına katkı sundu

WINNIE MANDELA 51977-1985 yılları arasında Brandfort kasabasında sürgüne tabi tutulduğu dönemde Robben Adası’nda tutuklu eşi Nelson Mandela’yı ziyaret izni aldığı zamanlar dışında bir hapis hayatı yaşadı. Bu süreçte Batı dünyasında tanınan bir sima haline geldi. Brandfort’da bir sivil toplum örgütü ile birlikte bir kreş açtı, Güney Afrika’daki açlık sorununun çözümü için çabalar yürüten Operation Hunger (Açlık Operasyonu) organizasyonunun çalışmalarına katkı sundu, kişisel doktoru Abu Baker Asvat ile birlikte bir klinik organize etti, beyazlarla eşit hakların elde edilmesi için aktifçe kampanyalar yürüttü ve Afrika Ulusal Kongresi-ANC tarafından ırkçılık karşıtı mücadelelerinin sembolü olarak ele alındı. Bu sürgün yıllarında o ve onunla dayanışmada bulunanlar ırkçı rejim polisi tarafından sürekli taciz edildiler. Bir saldırı sırasında sırtından yaralandı ve çektiği acıya katlanabilmek için kullandığı ağrı kesicilere ve alkole bağımlılığı gelişti.

Winnie Mandela 1985 yılı sonlarında yasağı çiğneyerek Brandfort’dan Soweto’ya döndü. Onun yasaklı olduğu süreçte Birleşik Demokratik Cephe-UDF ve Güney Afrika Sendikaları Konfederasyonu-COSATU ırkçılığa karşı bir kitle hareketi organize ettiler. Bu hareketler kişisel karizmaya dayalı olmaktan öteye kolektif karar mekanizmalarına dayalı hareketlerdi. Winnie Mandela buna karşılık giderek daha militarist bir yaklaşıma yöneldi. Mandela Birleşik Futbol Kulübü-MUFC mensuplarından bir koruma ordusuyla kendisini çevreledi. “Futbol Takımı” olduğu varsayılan ve Mandela’nın evinde kalan bu ekip soruşturmalar ve yargılamalar yapan, cezalar kesen, giderek adam kaçırma, işkence ve infaz olaylarına adı karışan bir ekip olarak tanındı. Mandela’nın bu ekibi yönlendirerek bu süreçte en az 15 ölüm olayına karıştığı iddiası ortaya atıldı.

‘Herşey korkunç bir şekilde yanlış gitti’

WINNIE MADIKIZELA MANDELA1997 yılı başlarında Hakikat ve Uzlaşma Komisyonu önüne çıktı ve kendisine isnat edilen suçlamalar ele alındı. Yaptığı tanıklıkta korumalarından biri ve başka kişilerce 1980’lerin ikinci yarısında kaçırma ve infaz emirleri verdiği dile getirilmiş ve bu ifadelerle ismi lekelenmişti. Komisyon Başkanı Desmond Tutu onun anti-apartheid mücadeledeki önemini ifade etmekle birlikte hatalarını kabul etmesi ve özür dilemesi tavsiyesinde bulundu. Winnie Mandela, “Herşey korkunç bir şekilde yanlış gitti” cevabını verdi.

1998 yılında yayınlanan Hakikat ve Uzlaşma Komisyonu Raporu’nda Winnie Mandela’nın, “Mandela Birleşik Futbol Kulübü tarafından işlenen büyük insan hakları ihlallerinden politik ve moral açıdan sorumlu görülebileceği ve bunların işlenmesinde ihmali olduğu” ifade edilmektedir. Kimi kesimler ırkçı beyaz rejimin onun çevresine sızdırdığı ajanların bu cinayetleri işlediğini savunarak ırkçılık karşıtı mücadeledeki rolünü gölgeleme çabası olarak ele almış, kimi kesimler ağır ırkçı şiddetin körüklediği bir karşı şiddet olarak değerlendirmiş, özellikle sistem basını ve çevreleri ise Winnie Mandela’yı kriminal bir suçlu gibi lanse etme çabasında olmuştur. Ölümünden sonra yapılan değerlendirmelerde düşmanca yorumların yanı sıra ona dönük suçlamaları haksız bularak tartışmaya açan ve anti-apartheid mücadeledeki öncü rolünü kutsayan değerlendirmeler ağırlık kazanmıştır.

ANC Kadınlar Birliği başkanlığına seçildi

WINNIE MANDELA31990’da Nelson Mandela’nın cezaevinden salıverilmesi ardından Güney Afrika’da başlayan çok ırklı demokrasiye geçiş sürecinde beyazlara karşı tutumu Nelson Mandela’dan daha radikaldi. Bu radikal tutum onun bütün yaşamında yansıyan bir özellik olmuştur. Evlilikleri 1992 yılında ayrılıkla sonuçlanıp 1996’da ise resmen sona erdikten sonra da Winnie Madikizela-Mandela’nın siyasi mücadelesi inişli-çıkışlı olarak sürdü. 1992 yılında ANC sosyal refah bölümündeki görevi yolsuzluk iddiaları arasında sona erdi. Güney Afrika’daki ilk ırkçı olmayan seçimlerde ANC için aktif olarak çalışma yürüttü. Mayıs 1994’de Sanat, Kültür, Bilim ve Teknoloji Bakanı Yardımcısı olarak görev üstlendi ancak yolsuzluk iddiaları üzerine 11 ay sonra görevden ayrıldı. ANC taraftarları arasında popülaritesi yüksekti. Aralık 1993’de ANC Kadınlar Birliği (ANC Women’s League) başkanlığına seçildi ve Nisan 1997 yılına kadar bu görevi sürdürdü.

Nisan 2003’de Winnie Madikizela-Mandela ve komisyoncusu kredi başvuru sahiplerini dolandırmak ve hırsızlık suçlamasıyla yargılandılar, ikisi de suçsuz olduğunu savundu. Ancak Mandela beş yıl hapis cezasına çarptırıldı. Bunun üzerine parlamento üyeliği ve kadın birliği başkanlığı da dahil ANC’deki tüm öncü görevlerinden istifa etti. 2004’de Pretoria Yüksek Mahkemesi suçların kişisel kazanç için işlenmediği kararına ulaşarak hırsızlık suçlamasını kaldırdı, ama dolandırıcılık gerekçesiyle cezayı üç yıl altı ay olarak saptadı ve uygulanmasını askıya aldı.

Birçok ödüle layık görüldü

WINNIE MANDELA4Aralık 2007’de ANC’nin Ulusal Yürütme Komitesi seçimlerinde Winnie Madikizela-Mandela ilk sırada seçildi. 2008 yılında göçmenlere karşı geliştirilen şiddet saldırılarını mahkum etti ve onlarla aktif dayanışma içinde oldu. Hükümetin bu konudaki yetersiz politikalarını eleştirdi. 2009’daki genel seçimlerde ANC listesinde beşinci sırada yeraldı. Özellikle partinin geleneksel tabanı ve yoksullar arasında desteği güçlüydü. Ancak ırkçılık sonrası süreçte ANC tarafından genellikle devre dışı bırakılıyor ve ANC’ li olmayan siyasi figürlerle daha çok ilişkileniyordu. ANC’den ayrılıp Ekonomik Özgürlük Savaşçıları adıyla kendi partisini kuran Julius Malema bunlardan biriydi. 2010 yılında verdiği bir röportajda eski eşi Nelson Mandela’yı beyaz rejimin lideri F. W. de Klerk ile birlikte Nobel Barış Ödülü almayı kabul etmesinden dolayı eleştirmişti.

Winnie Madikizela-Mandela 2 Nisan 2018’de 81 yaşındayken başta diyabet olmak üzere yaşadığı sağlık sorunlarından dolayı yaşamını yitirdi. Güney Afrika hükümeti tarafından kendisi için özel bir resmi cenaze töreni gerçekleştirildi. Tören, geçmiş suçlamaları dillendirenler ve onu suçlayanları vatan haini olmakla niteleyenler arasındaki gerilimin gölgesinde geçti.

Winnie Madikizela-Mandela’nın yaşamı ve mücadelesi birçok belgesel ve filme konu olmuş, yaşamını işleyen bir opera sergilenmiştir. 1985 yılında Robert F. Kennedy İnsan Hakları Ödülü’nü almış, 1988 yılında hizmetlerinden dolayı 100 siyahi kadın örgütünün oluşturduğu bir koalisyon tarafından ödüle layık görülmüştür. Ocak 2018’de Uganda’daki Makerere Üniversitesi tarafından onursal hukuk doktorası ile ödüllendirilmiştir.

PaylaşShare on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterEmail this to someoneDigg thisShare on RedditShare on TumblrShare on LinkedInPrint this page